Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), 19 Mayıs 1989’da Ankara’da kuruldu. Derneğin amacı tüzüklerinde, ‘Atatürk ve Atatürkçülük konusunda ilerici bir anlayışla bilimsel, toplumsal ve kültürel çalışmalar yapmak’ diye belirtiliyor.
Kuruculara baktığınızda diliniz tutulur.
Gericilerin hedefe koydukları isimler, yobaz katillerin katlettikleri bilim insanları, ‘gözünü budaktan sakınmayanlar’, Türk Milleti için yanıp tutuşanlar, olay ve olgulara fikirleriyle destek verenleri görürsünüz.
Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet VELİDEDEOĞLU, Prof. Dr. Nusret FİŞEK, Prof. Dr . Hüsnü GÖKSEL, Prof. Dr. M. Ragıp SARICA, M. Rauf İNAN, Prof. Dr. Lütfü DURAN, Prof. Dr. Muzaffer Baki AKSOY, Celil GÜRKAN, Prof. Dr. Cahit TALAS, Ahmet HamdiBOYACIOĞLU, Hicri FİŞEK, Kâzım YENİCE, Doç. Dr. Bahriye ÜÇOK, Prof. Dr. Ayhan ÇAVDAR, İhsan TOPALOĞLU, Sami N. ÖZERDİM, Bedri KORAMAN, Prof. Dr. Muammer AKSOY, Prof. Dr. Nejat KAYMAZ, Prof. Dr. Mustafa ALTINTAŞ, Doç. Dr. Anıl ÇEÇEN, Lerzan AKYOLLU, Gürbüz D. TÜFEKÇİ, Hayri BALTA, Mustafa COŞTUROĞLU, Jale Candan GÜNAY, Dr. Ziya TİNEL, Rüştü ÖZAL, Doç. Dr. Fazıl SAĞLAM, Nermin ÖZTUŞ, Sabiha ERİŞ, Süheylâ KAYMAZ, Mualla GÖKHAN, Dr. A. Cengiz BÜKER, Prof. Dr. Özer OZANKAYA, M. Suphi GÜRSOYTRAK, Ârif ÇAVDAR, Sacit SOMEL, Prof. Dr. S. Çetin ÖZOĞLU, Ayyuk ERENBERK, Tuncay DEMİRHAN, Hüseyin EMRE, Selahattin CANBAY, Arslan KAYA, Fahrettin TELSEREN, Hayri OSMANOĞLU, Hüseyin Avni GÜLER, N. İlter ERTUĞRUL, Mehmet ALDAN ve Süreyya ŞEHİDOĞLU.
Derneğin ‘Onur Kurucuları’ ise Prof. Dr. Fehmi YAVUZ, Prof. Dr. Bahri SAVCI ile Prof. Dr. Münci KAPANÎ...
***
Atatürkçü Düşünce Derneği Bursa Şubesi ise 12 Nisan 1993’te Yüksel SUNGURÇETİNbaşkanlığındaNecla Kitay YAZICIOĞLU,Osman Zeki KURT,Necdet ÖZTÜRK,FigenGökay ÖZEKE,Ulcay Tahsin AKIN ve Şükran KURT tarafından hayata geçirildi.
Kuruluşundan 33 yıl sonra gerçekleştirilen 16. Olağan Genel Kurulu bir süre izledim...
1127 üyesi bulunan ADD Bursa Şubesi’ne sahip çıkanlar, destek verenler, maddi ya da manevi olarak katkıda bulunanlar, Basın Kültür Sarayı içinde yer alan Uğur Mumcu Salonu’nu tıklım tıklım doldurdular. Büyük coşku yaşandı, alkışlar hiç susmadı...
***
Yüksel Sungurçetin’den sonra Neziha Sanal, Oya Orhon, Bilal Moğol, Lemanser Sükan, Lütfü Kırayoğlu, Prof. Dr. Tahir Baştaymaz, 4 ayrı tarihte Nedret Yayla, Zeki Kahraman, İdris Kalender ve Gürhan Akdoğan’ın başkanlığında bugünlere gelen ADD Bursa Şubesi üyeleri, 1 Mart 2026 günü Gürhan Akdoğan’ın listesine ikinci kez ‘Güvenoyu’ verdi.
2023-2026 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeleri olan Ali Küçüksarı, Aylin Yılmaz, Ali Dokuzlu, Fazıl Eryurt, Halil Karaer, Raşit Gürbüz (CHP Osmangazi İlçe Başkanı) ve Sevda Erdoğdu yeni dönemde başka görevler aldılar.
Başkan Akdoğan’ın listesi gençleşti diyebilirim.
Seçim sonuçlarına göre; Gürhan Akdoğan 207, Esra Bükrek 195, Oğuz Altınok 190, Eren Kural 179, Ahmet Aydın Akyol 177, Furkan Baltacı 177, Ebru Tez Biliş 177, Necati Tam 169 ve Kadir Barış 169 oy ile ADD Bursa Şubesi yönetim kurulunu oluşturdular. Hayırlı, uğurlu olsun.
Yönetim Kurulu yedek üyeliklerini ise Resul Karadağ, Selin Aydın, Burhan Kurtulmuş, Mefaret Öztürk, Hülya Yılkaya, Ünal Yüzücü, Raif Özdemir, Dilan Nasır ve Senanur Artık doldurdu.
***
Denetleme Kurulu; M. Şahin Gencal, Selim Lümalı ve Cahit Üçel’den,
Disiplin Kurulu ise; Ali Yeniay, Kazım Dalgıç ve Halil Karaer’den oluştu.
ÜST KURUL DELEGELERİ
İsa Şentürk, Refik YILDIRIM, Fazıl Eryurt, Aylin Yılmaz, Cem Kiraz, DDoğan Kapkıner, Münevver Arar ve İhsan Taşkınsel olarak açıklandı.
***
Derneğin internet sitesinde ‘kuruluş nedeni’ sayfasını okuyun. Orada şunlar yazıyor... ‘Atatürk’ün bedensel varlığının artık aramızda bulunmamasından cesaret alan içteki ve dıştaki kimi olumsuz güçler, O’nun yeni Türk Devletini yaratma doğrultusunda ilk adımı attığı 19 Mayıs 1919’un üzerinden tam 105 yılın geçtiği bu günlerde, Atatürk devrim ve ilkelerine karşı, açık ya da kapalı saldırılarını doruğa ulaştırmış bulunmaktadır. Bundan daha kötüsü, plânlı ve sinsi bir çalışma ile, o devrim ve ilkeleri gelecekte yok etmek çabası içindeler...
Oysa Atatürk;
*Sadece “bağımsızlığı tümüyle tehlikeye düşmüş Türk Ulusunu ve yurdunu emperyalist güçlerin işgalinden kurtaran bir büyük asker “değildir.
*O, bunun çok daha ötesinde, örneğin siyasal, kültürel ve ekonomik alanlar başta olmak üzere, her alanda bağımsızlığımızı yok edici ya da kısıtlayıcı olumsuz bağları koparan;
*Ulusal egemenliği gerçekleştirerek Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ;
*Kişisel inançlara dokunmayarak, toplumumuzu Ortaçağ zihniyetinden ve şeriattan kaynaklanan “nakil”e dayalı kurum ve kurallardan kurtarıp, sürekli biçimde çağdaş ve uygar bir ulus olmanın ve böyle kalmanın yollarını gösteren , “akıl”a dayalı lâik düşünce, lâik hukuk ve lâik öğretim sistemlerini toplum yaşamında egemen kılan;
Tüm özgürlüklerin ve insan haklarının sosyal Hukuk Devletinin ve çoğulcu demokrasinin yolunu açan;
*Yüzyıllarca ikinci sınıf insan durumuna düşürülmüş Türk kadınını gerçek yerine yükseltip, eşit haklara ve eşit onura sahip insan ve yurttaş yaparak ,yapay eşitsizlikleri kaldıran;
*İçten ve dıştan kaynaklanan her tür sömürüye karşı çıkarak, halkın yalnız siyasal değil, ekonomik ve sosyal alanda da gerçek efendi durumuna gelmesini ve tüm yurttaşların gönencini devletin varlık nedeni ve amacı sayan;
*Ulusal ekonominin girişimcilerin keyfine, yalnız kâr ve rekabet mekanizmasına göre başıboş biçimde işlemesine değil, toplumun ve tüm yurttaşların gereksinimlerini karşılayacak biçimde devlet tarafından yönlendirilmesini ilke olarak benimsemiş ve benimsetmiş olan;
*Yurdumuzun yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden, Türkiye halkının yararlanmasını benimseyen ve kabul ettiren;
*Misak-ı Millî sınırları içinde “Türk’üm” diyen herkesin Türk olduğu ölçütünü getirerek, ırkçılığı reddedip; yapıcı, olumlu ve çağdaş Türk Ulusalcılığını yaratarak, onu devletimizin temel ilkelerinden biri yapan;
*Her yurttaşın eğitimden, bilimden ve sanattan payını almasını, “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür kuşaklar”ın yetiştirilmesini devletin başta gelen görevi yapan;
*Kültür emperyalizminden kurtulabilmemiz ve eğitimin yaygınlaştırılabilmesi için yeni Türk harflerini kabul etmenin yanında Türk dilinin arındırılması ve zenginleştirilmesini büyük bir toplumsal görev sayan;
*Türk Ulusunun tarihini, çağdaş insan kökenine bağlayan;
*“Yurtta barış, Dünyada barış” ilkesi ile devlet yaşamında ve uluslararası ilişkilerde kaba kuvveti, ırkçılığı, saldırı savaşını mahkûm eden;
*Dış politikada “Dünya uluslar ailesinin eşit haklara sahip onurlu bir üyesi olma” ölçütünü ve “karşılıklılık kuralını” vazgeçilmez ilke yapan;
*Bütün ulusların insanlık ailesinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, insanlığın bütünleşmesi düşüncesinin tohumlarını atan Çağdaş Devlet Kurucusudur.
*Bu durum karşısında Atatürk devrim ve ilkelerinin, toplumsal sorunlarımızın çözümlenmesinde ışık tutucu niteliğe ve yaratıcı güce sahip olduğuna inananlar, “Atatürkçü Düşünce Derneği”ni kurarak, O’nun devrim ve ilkelerinin gelecekte de egemen olmasına katkıda bulunma ve onlara bekçilik yapma zorunluluğunu duymuşlardır.”
Ne de güzel anlatmışlar...
***
Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak ayakta kaldı ve güçlendi. İnsanlar köyünden çıkıp cumhurbaşkanı, başbakan, müsteşar, bakan, milletvekili, profesör, genelkurmay başkanı, vali, kaymakam, il emniyet müdürü, MİT başkanı, BM delegesi, NATO komutanı, mühendis ve öğretmen olmayı başardı...
En azından umudu vardı halkın, ‘gelecek daha güzel olacak’ diye konuşurduk...
Emperyal güçlerle savaşa tutuşmak her halkın harcı değil. Türkler bunu başardılar, diz çökmektense ölmeyi tercih ettiler, kazandılar. Umarım İran da tekrarlar...
TÜRK DEVRİMİ İLELEBET YAŞATILMALIDIR!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Can TOPAKTAŞ
ADD Bursa Şubesi Akdoğan’la devam
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), 19 Mayıs 1989’da Ankara’da kuruldu. Derneğin amacı tüzüklerinde, ‘Atatürk ve Atatürkçülük konusunda ilerici bir anlayışla bilimsel, toplumsal ve kültürel çalışmalar yapmak’ diye belirtiliyor.
Kuruculara baktığınızda diliniz tutulur.
Gericilerin hedefe koydukları isimler, yobaz katillerin katlettikleri bilim insanları, ‘gözünü budaktan sakınmayanlar’, Türk Milleti için yanıp tutuşanlar, olay ve olgulara fikirleriyle destek verenleri görürsünüz.
Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet VELİDEDEOĞLU, Prof. Dr. Nusret FİŞEK, Prof. Dr . Hüsnü GÖKSEL, Prof. Dr. M. Ragıp SARICA, M. Rauf İNAN, Prof. Dr. Lütfü DURAN, Prof. Dr. Muzaffer Baki AKSOY, Celil GÜRKAN, Prof. Dr. Cahit TALAS, Ahmet Hamdi BOYACIOĞLU, Hicri FİŞEK, Kâzım YENİCE, Doç. Dr. Bahriye ÜÇOK, Prof. Dr. Ayhan ÇAVDAR, İhsan TOPALOĞLU, Sami N. ÖZERDİM, Bedri KORAMAN, Prof. Dr. Muammer AKSOY, Prof. Dr. Nejat KAYMAZ, Prof. Dr. Mustafa ALTINTAŞ, Doç. Dr. Anıl ÇEÇEN, Lerzan AKYOLLU, Gürbüz D. TÜFEKÇİ, Hayri BALTA, Mustafa COŞTUROĞLU, Jale Candan GÜNAY, Dr. Ziya TİNEL, Rüştü ÖZAL, Doç. Dr. Fazıl SAĞLAM, Nermin ÖZTUŞ, Sabiha ERİŞ, Süheylâ KAYMAZ, Mualla GÖKHAN, Dr. A. Cengiz BÜKER, Prof. Dr. Özer OZANKAYA, M. Suphi GÜRSOYTRAK, Ârif ÇAVDAR, Sacit SOMEL, Prof. Dr. S. Çetin ÖZOĞLU, Ayyuk ERENBERK, Tuncay DEMİRHAN, Hüseyin EMRE, Selahattin CANBAY, Arslan KAYA, Fahrettin TELSEREN, Hayri OSMANOĞLU, Hüseyin Avni GÜLER, N. İlter ERTUĞRUL, Mehmet ALDAN ve Süreyya ŞEHİDOĞLU.
Derneğin ‘Onur Kurucuları’ ise Prof. Dr. Fehmi YAVUZ, Prof. Dr. Bahri SAVCI ile Prof. Dr. Münci KAPANÎ...
***
Atatürkçü Düşünce Derneği Bursa Şubesi ise 12 Nisan 1993’te Yüksel SUNGURÇETİN başkanlığında Necla Kitay YAZICIOĞLU, Osman Zeki KURT, Necdet ÖZTÜRK, Figen Gökay ÖZEKE, Ulcay Tahsin AKIN ve Şükran KURT tarafından hayata geçirildi.
Kuruluşundan 33 yıl sonra gerçekleştirilen 16. Olağan Genel Kurulu bir süre izledim...
1127 üyesi bulunan ADD Bursa Şubesi’ne sahip çıkanlar, destek verenler, maddi ya da manevi olarak katkıda bulunanlar, Basın Kültür Sarayı içinde yer alan Uğur Mumcu Salonu’nu tıklım tıklım doldurdular. Büyük coşku yaşandı, alkışlar hiç susmadı...
***
Yüksel Sungurçetin’den sonra Neziha Sanal, Oya Orhon, Bilal Moğol, Lemanser Sükan, Lütfü Kırayoğlu, Prof. Dr. Tahir Baştaymaz, 4 ayrı tarihte Nedret Yayla, Zeki Kahraman, İdris Kalender ve Gürhan Akdoğan’ın başkanlığında bugünlere gelen ADD Bursa Şubesi üyeleri, 1 Mart 2026 günü Gürhan Akdoğan’ın listesine ikinci kez ‘Güvenoyu’ verdi.
2023-2026 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeleri olan Ali Küçüksarı, Aylin Yılmaz, Ali Dokuzlu, Fazıl Eryurt, Halil Karaer, Raşit Gürbüz (CHP Osmangazi İlçe Başkanı) ve Sevda Erdoğdu yeni dönemde başka görevler aldılar.
Başkan Akdoğan’ın listesi gençleşti diyebilirim.
Seçim sonuçlarına göre; Gürhan Akdoğan 207, Esra Bükrek 195, Oğuz Altınok 190, Eren Kural 179, Ahmet Aydın Akyol 177, Furkan Baltacı 177, Ebru Tez Biliş 177, Necati Tam 169 ve Kadir Barış 169 oy ile ADD Bursa Şubesi yönetim kurulunu oluşturdular. Hayırlı, uğurlu olsun.
Yönetim Kurulu yedek üyeliklerini ise Resul Karadağ, Selin Aydın, Burhan Kurtulmuş, Mefaret Öztürk, Hülya Yılkaya, Ünal Yüzücü, Raif Özdemir, Dilan Nasır ve Senanur Artık doldurdu.
***
Denetleme Kurulu; M. Şahin Gencal, Selim Lümalı ve Cahit Üçel’den,
Disiplin Kurulu ise; Ali Yeniay, Kazım Dalgıç ve Halil Karaer’den oluştu.
ÜST KURUL DELEGELERİ
İsa Şentürk, Refik YILDIRIM, Fazıl Eryurt, Aylin Yılmaz, Cem Kiraz, DDoğan Kapkıner, Münevver Arar ve İhsan Taşkınsel olarak açıklandı.
***
Derneğin internet sitesinde ‘kuruluş nedeni’ sayfasını okuyun. Orada şunlar yazıyor... ‘Atatürk’ün bedensel varlığının artık aramızda bulunmamasından cesaret alan içteki ve dıştaki kimi olumsuz güçler, O’nun yeni Türk Devletini yaratma doğrultusunda ilk adımı attığı 19 Mayıs 1919’un üzerinden tam 105 yılın geçtiği bu günlerde, Atatürk devrim ve ilkelerine karşı, açık ya da kapalı saldırılarını doruğa ulaştırmış bulunmaktadır. Bundan daha kötüsü, plânlı ve sinsi bir çalışma ile, o devrim ve ilkeleri gelecekte yok etmek çabası içindeler...
Oysa Atatürk;
*Sadece “bağımsızlığı tümüyle tehlikeye düşmüş Türk Ulusunu ve yurdunu emperyalist güçlerin işgalinden kurtaran bir büyük asker “değildir.
*O, bunun çok daha ötesinde, örneğin siyasal, kültürel ve ekonomik alanlar başta olmak üzere, her alanda bağımsızlığımızı yok edici ya da kısıtlayıcı olumsuz bağları koparan;
*Ulusal egemenliği gerçekleştirerek Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ;
*Kişisel inançlara dokunmayarak, toplumumuzu Ortaçağ zihniyetinden ve şeriattan kaynaklanan “nakil”e dayalı kurum ve kurallardan kurtarıp, sürekli biçimde çağdaş ve uygar bir ulus olmanın ve böyle kalmanın yollarını gösteren , “akıl”a dayalı lâik düşünce, lâik hukuk ve lâik öğretim sistemlerini toplum yaşamında egemen kılan;
Tüm özgürlüklerin ve insan haklarının sosyal Hukuk Devletinin ve çoğulcu demokrasinin yolunu açan;
*Yüzyıllarca ikinci sınıf insan durumuna düşürülmüş Türk kadınını gerçek yerine yükseltip, eşit haklara ve eşit onura sahip insan ve yurttaş yaparak ,yapay eşitsizlikleri kaldıran;
*İçten ve dıştan kaynaklanan her tür sömürüye karşı çıkarak, halkın yalnız siyasal değil, ekonomik ve sosyal alanda da gerçek efendi durumuna gelmesini ve tüm yurttaşların gönencini devletin varlık nedeni ve amacı sayan;
*Ulusal ekonominin girişimcilerin keyfine, yalnız kâr ve rekabet mekanizmasına göre başıboş biçimde işlemesine değil, toplumun ve tüm yurttaşların gereksinimlerini karşılayacak biçimde devlet tarafından yönlendirilmesini ilke olarak benimsemiş ve benimsetmiş olan;
*Yurdumuzun yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden, Türkiye halkının yararlanmasını benimseyen ve kabul ettiren;
*Misak-ı Millî sınırları içinde “Türk’üm” diyen herkesin Türk olduğu ölçütünü getirerek, ırkçılığı reddedip; yapıcı, olumlu ve çağdaş Türk Ulusalcılığını yaratarak, onu devletimizin temel ilkelerinden biri yapan;
*Her yurttaşın eğitimden, bilimden ve sanattan payını almasını, “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür kuşaklar”ın yetiştirilmesini devletin başta gelen görevi yapan;
*Kültür emperyalizminden kurtulabilmemiz ve eğitimin yaygınlaştırılabilmesi için yeni Türk harflerini kabul etmenin yanında Türk dilinin arındırılması ve zenginleştirilmesini büyük bir toplumsal görev sayan;
*Türk Ulusunun tarihini, çağdaş insan kökenine bağlayan;
*“Yurtta barış, Dünyada barış” ilkesi ile devlet yaşamında ve uluslararası ilişkilerde kaba kuvveti, ırkçılığı, saldırı savaşını mahkûm eden;
*Dış politikada “Dünya uluslar ailesinin eşit haklara sahip onurlu bir üyesi olma” ölçütünü ve “karşılıklılık kuralını” vazgeçilmez ilke yapan;
*Bütün ulusların insanlık ailesinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, insanlığın bütünleşmesi düşüncesinin tohumlarını atan Çağdaş Devlet Kurucusudur.
*Bu durum karşısında Atatürk devrim ve ilkelerinin, toplumsal sorunlarımızın çözümlenmesinde ışık tutucu niteliğe ve yaratıcı güce sahip olduğuna inananlar, “Atatürkçü Düşünce Derneği”ni kurarak, O’nun devrim ve ilkelerinin gelecekte de egemen olmasına katkıda bulunma ve onlara bekçilik yapma zorunluluğunu duymuşlardır.”
Ne de güzel anlatmışlar...
***
Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak ayakta kaldı ve güçlendi. İnsanlar köyünden çıkıp cumhurbaşkanı, başbakan, müsteşar, bakan, milletvekili, profesör, genelkurmay başkanı, vali, kaymakam, il emniyet müdürü, MİT başkanı, BM delegesi, NATO komutanı, mühendis ve öğretmen olmayı başardı...
En azından umudu vardı halkın, ‘gelecek daha güzel olacak’ diye konuşurduk...
Emperyal güçlerle savaşa tutuşmak her halkın harcı değil. Türkler bunu başardılar, diz çökmektense ölmeyi tercih ettiler, kazandılar. Umarım İran da tekrarlar...
TÜRK DEVRİMİ İLELEBET YAŞATILMALIDIR!