Çimento, tekstil, otomotiv, plastik, boya, madeni yağ, ağır metal, gübre, sıvı şeker, korozyon önleyici, renkli iplik, bitkisel yağ, deri, zeytinyağı ve hazır yemek üretim tesislerini gezerken genzimin yandığını hatta gözlerimn kendiliğinden yaşardığını fark ettim. Bu tip fabrikaların bazı bölümlerinde akciğerimin zorlandığı anlar da oldu, öksürük tuttu.
Meraklıyım ya; “Neden bizim gözlerimiz yaşardı da size bir şey olmadı?” diye sordum. İşçilerin en kıdemlisi “Siz yeni geldiniz, bizler alıştık” dedi. 20 yıldır oradaymış.
İlk açıldığı yıllarda Cargill’i gezerken bilgisayar başındaki gençlerin ellerinin eldivenli olması dikkatimi çekmişti. Birine yaklaşıp “Neden eldiven takıyorsunuz?” diye sordum. O sırada eldiven biraz parmaklara doğru kaymıştı; kurumdan biri geldiği için de konuşamadık. Asit yaraları olduğuna adım kadar eminim.
Canımız, kanımız ve yıllarımız sanayicilerin insafına bırakılmışsa eğer vay halimize.
Çok Ünlü Kişi (ÇÜK) Mehmet Cengiz’in “Bu milletin a...a k.......z’ sözünü henüz kendisine yediremedik.
Not ettik gününü bekliyoruz!
Avrupa’nın anlı şanlı üreticilerinden ağartıcı, hacim verici, inceltici, koruyucu, renk verici, parçalayıcı ya da tatlandırıcı gibi kimyasalları getirip burada üretim yapanlarla; Makine ve ekipmanlarını Almanya, İsveç, İtalya, Belçika, İngiltere ve Fransa’dan getirip birden ‘sanayici’ olanlar; fasoncu olduklarını asla unutmasınlar.
Ana sanayi gibi görünen bazı sanayiciler de asıl gelirlerinin ‘faaliyet dışından’ olduğunu lütfen saklamasınlar. Bilançolarınızda her şey apaçık ortada. Vergi bile vermeden yıllarca desteklendiğinizi, siyasilerden teveccüh gördüğünüzü, Ankara’dan rica edildiğinde milyonlarca doları gönderdiğinizi de anlatanlar var. Durumu sanayicilerden doğrulattım.
FETÖ Örgütü dimdik ayaktayken Bursa’da bir haftada 12 milyon dolar toplayarak Bademli’de ‘O’ şahsa villa yaptırdığınızı da unutmadık henüz. Maklube yiyerek verdiğiniz 10’ar bin dolarlar da birilerinin elinde olmalı. Belki de İspanya’ya gitmiştir bile!
Demek ki neymiş; sanayici dediğimiz fasoncular ve kompradorlar işleri dışında ülkeyle ilgili gelişmelere de yabancı kalmamışlar, burunlarını her yere sokmuşlar!
Devlet ve gazeteciler asla unutmazlar, ‘muş’ gibi yaparlar. Zamanı ve zemini kollarlar.
Gazeteci-yazar Yaman Kaya’ya kurşun sıktıranlar her kim ise bilsinler ki o arkadaşımız bildiği, inandığı yoldan asla şaşmaz. Zülfiyare dokunduğu yazıları vardır ve dikkatimizi bazı yolsuzluklara çeker. Ada, pafta vererek arazilerin nasıl yağmalanmaya çalışıldığını anlatır. Fasoncular hemen her sektörde at koşturduğu için mutlaka birinin cebellezi ettiği yere denk gelir. Gazetecinin görevidir yasal olmayan işlere çomak sokmak. Öbür türlüsü ‘halkla ilişkiler’ olur ve bilgi oldukça eksiktir ya da yönlendirilmiştir. Karartanlara da çokça rastlanır.
“Şimdi ben tüm bildiklerimi yazsam insan içine çıkamazsınız” denir ya; Yaman Kaya yazıyor ve o insanlar
insan içine çıkıyor iyi mi. Demek ki tuz kokmuş durumda.
YAĞMA HASANIN BÖREĞİ
Bursa’yı yağmalama zahmetinde bulunanların içinde ‘zamanın ruhuna uymuş’ olanlar çoğunlukta. Bir yerde köyler mahalle yapılırken susanlar, diğer yanda şirketlerin yönetmeye çalıştığı koskocaman bir ülke. Halkın elindekilere göz dikmiş güruhun unuttuğu bir şey var aslında; adına ‘Milli irade’ dediğimiz, sağduyunun hakim olduğu ve akıldan beslenenlerin oluşturduğu devasa bir topluluk. Onlar ders verecekleri yapılara bakıyor ve o günün geleceğine inanıyorlar. Sorgu başladığında tüm çürüklerin kaçacağı gün çok uzak değil bilesiniz!
60 YILDA HAZAN
1960 yılında başladı her şey. Uludağ’dan gelen 52 deresi, Marmara Denizi ve göllerinde 52 çeşit balığı,73 endemik bitki çeşidi, yılda 3 ürün alınan tarım toprakları, sadece kentte yetişen meyveleri ve sebzeleri olan yeşil Bursa’da sadece 60 yıl sonra bunlardan çok azı kaldı. Gemlik Hamsisi diye bir balık yok artık. Marmara’da Kılıç balığı yakalamak mucize gibi bir şey. Kestane ağaçları hastalandı yok oldu, Aydın’dan geliyor şimdi. Hemen her sokak başındaki çeşmeler kurutuldu!. Bedava su içmek yok artık. İşerken bile 10 TL veriyoruz.Bilal Kayaaltı arkadaşımız yazdı, Şehreküstü’deki WC bedava oldu. Dava açarak tuvaleti yeniden paralı hale getirdiler. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, açılan davalara sinirlendi. Cami’nin geliri tuvalettenmiş. Hadi canım sende! Devletin tahsis ettiği lojmanı beğenmeyip kiranı derneğe ödetmekten de vazgeç memur efendi. Maaşından aidat topla da WC bedava olsun.
Bu iş daha fazla kokmasın!
KOBİ OSB’LER YOLDA
BEBKA’nın araştırmasına göre Bursa’da 8 bin işletme yerleşim alanlarının içinde. Bunlar taşınsınlar yeni KOBİ OSB’lere.
Çıktıkları yerler de ellerinden alınsın, belediyelere verilsin!
NOT: TOGG için Çinli bir dev devreye girdi. Satılır mı bilemem ama işlerin iyi gitmediği de ortada.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Can TOPAKTAŞ
60 yılda Bursa’nın genetiğini bozduk
Çimento, tekstil, otomotiv, plastik, boya, madeni yağ, ağır metal, gübre, sıvı şeker, korozyon önleyici, renkli iplik, bitkisel yağ, deri, zeytinyağı ve hazır yemek üretim tesislerini gezerken genzimin yandığını hatta gözlerimn kendiliğinden yaşardığını fark ettim. Bu tip fabrikaların bazı bölümlerinde akciğerimin zorlandığı anlar da oldu, öksürük tuttu.
Meraklıyım ya; “Neden bizim gözlerimiz yaşardı da size bir şey olmadı?” diye sordum. İşçilerin en kıdemlisi “Siz yeni geldiniz, bizler alıştık” dedi. 20 yıldır oradaymış.
İlk açıldığı yıllarda Cargill’i gezerken bilgisayar başındaki gençlerin ellerinin eldivenli olması dikkatimi çekmişti. Birine yaklaşıp “Neden eldiven takıyorsunuz?” diye sordum. O sırada eldiven biraz parmaklara doğru kaymıştı; kurumdan biri geldiği için de konuşamadık. Asit yaraları olduğuna adım kadar eminim.
Canımız, kanımız ve yıllarımız sanayicilerin insafına bırakılmışsa eğer vay halimize.
Çok Ünlü Kişi (ÇÜK) Mehmet Cengiz’in “Bu milletin a...a k.......z’ sözünü henüz kendisine yediremedik.
Not ettik gününü bekliyoruz!
Avrupa’nın anlı şanlı üreticilerinden ağartıcı, hacim verici, inceltici, koruyucu, renk verici, parçalayıcı ya da tatlandırıcı gibi kimyasalları getirip burada üretim yapanlarla; Makine ve ekipmanlarını Almanya, İsveç, İtalya, Belçika, İngiltere ve Fransa’dan getirip birden ‘sanayici’ olanlar; fasoncu olduklarını asla unutmasınlar.
Ana sanayi gibi görünen bazı sanayiciler de asıl gelirlerinin ‘faaliyet dışından’ olduğunu lütfen saklamasınlar. Bilançolarınızda her şey apaçık ortada. Vergi bile vermeden yıllarca desteklendiğinizi, siyasilerden teveccüh gördüğünüzü, Ankara’dan rica edildiğinde milyonlarca doları gönderdiğinizi de anlatanlar var. Durumu sanayicilerden doğrulattım.
FETÖ Örgütü dimdik ayaktayken Bursa’da bir haftada 12 milyon dolar toplayarak Bademli’de ‘O’ şahsa villa yaptırdığınızı da unutmadık henüz. Maklube yiyerek verdiğiniz 10’ar bin dolarlar da birilerinin elinde olmalı. Belki de İspanya’ya gitmiştir bile!
Demek ki neymiş; sanayici dediğimiz fasoncular ve kompradorlar işleri dışında ülkeyle ilgili gelişmelere de yabancı kalmamışlar, burunlarını her yere sokmuşlar!
Devlet ve gazeteciler asla unutmazlar, ‘muş’ gibi yaparlar. Zamanı ve zemini kollarlar.
Gazeteci-yazar Yaman Kaya’ya kurşun sıktıranlar her kim ise bilsinler ki o arkadaşımız bildiği, inandığı yoldan asla şaşmaz. Zülfiyare dokunduğu yazıları vardır ve dikkatimizi bazı yolsuzluklara çeker. Ada, pafta vererek arazilerin nasıl yağmalanmaya çalışıldığını anlatır. Fasoncular hemen her sektörde at koşturduğu için mutlaka birinin cebellezi ettiği yere denk gelir. Gazetecinin görevidir yasal olmayan işlere çomak sokmak. Öbür türlüsü ‘halkla ilişkiler’ olur ve bilgi oldukça eksiktir ya da yönlendirilmiştir. Karartanlara da çokça rastlanır.
“Şimdi ben tüm bildiklerimi yazsam insan içine çıkamazsınız” denir ya; Yaman Kaya yazıyor ve o insanlar
insan içine çıkıyor iyi mi. Demek ki tuz kokmuş durumda.
YAĞMA HASANIN BÖREĞİ
Bursa’yı yağmalama zahmetinde bulunanların içinde ‘zamanın ruhuna uymuş’ olanlar çoğunlukta. Bir yerde köyler mahalle yapılırken susanlar, diğer yanda şirketlerin yönetmeye çalıştığı koskocaman bir ülke. Halkın elindekilere göz dikmiş güruhun unuttuğu bir şey var aslında; adına ‘Milli irade’ dediğimiz, sağduyunun hakim olduğu ve akıldan beslenenlerin oluşturduğu devasa bir topluluk. Onlar ders verecekleri yapılara bakıyor ve o günün geleceğine inanıyorlar. Sorgu başladığında tüm çürüklerin kaçacağı gün çok uzak değil bilesiniz!
60 YILDA HAZAN
1960 yılında başladı her şey. Uludağ’dan gelen 52 deresi, Marmara Denizi ve göllerinde 52 çeşit balığı, 73 endemik bitki çeşidi, yılda 3 ürün alınan tarım toprakları, sadece kentte yetişen meyveleri ve sebzeleri olan yeşil Bursa’da sadece 60 yıl sonra bunlardan çok azı kaldı. Gemlik Hamsisi diye bir balık yok artık. Marmara’da Kılıç balığı yakalamak mucize gibi bir şey. Kestane ağaçları hastalandı yok oldu, Aydın’dan geliyor şimdi. Hemen her sokak başındaki çeşmeler kurutuldu!. Bedava su içmek yok artık. İşerken bile 10 TL veriyoruz. Bilal Kayaaltı arkadaşımız yazdı, Şehreküstü’deki WC bedava oldu. Dava açarak tuvaleti yeniden paralı hale getirdiler. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, açılan davalara sinirlendi. Cami’nin geliri tuvalettenmiş. Hadi canım sende! Devletin tahsis ettiği lojmanı beğenmeyip kiranı derneğe ödetmekten de vazgeç memur efendi. Maaşından aidat topla da WC bedava olsun.
Bu iş daha fazla kokmasın!
KOBİ OSB’LER YOLDA
BEBKA’nın araştırmasına göre Bursa’da 8 bin işletme yerleşim alanlarının içinde. Bunlar taşınsınlar yeni KOBİ OSB’lere.
Çıktıkları yerler de ellerinden alınsın, belediyelere verilsin!
NOT: TOGG için Çinli bir dev devreye girdi. Satılır mı bilemem ama işlerin iyi gitmediği de ortada.