Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Erdoğan

Bursa Haber - Erdoğan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erdoğan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Barışçıl politikamızdan geri adım atmayacağız" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Barışçıl politikamızdan geri adım atmayacağız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi'nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, Ramazan ayında Türkiye’nin 81 vilayetinin dört bir yanında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini Türk milletiyle beraber yaşadıklarını belirterek, Ramazan ayı boyunca bakanlar başta olmak üzere genel başkan yardımcıları, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve tüm teşkilatlarla beraber tam kadro sahada olduklarını ifade etti. "Partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz herkesin başımızın üstünde yeri vardır" AK Parti’nin, Akif İnan'ın ‘Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri’ sözünün vücut bulmuş hali olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kökü mazide gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmiyle ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur. Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır" dedi. Şehit aileleri, gaziler, yaşlı ve engelli vatandaşlar ile Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini aktaran Başkan Erdoğan, Kadın ve Gençlik Kolları aracılığıyla üniversitelerde gerçekleştirilen iftarlarla yaklaşık 500 bin genç ile Ramazan sevincini yaşadıklarını kaydetti. "Belediyelerimiz 10 milyon insanımızın kalbine dokundu" ‘İftara Beş Kala’ geleneğiyle 1 milyon 170 bin kumanyayı iftara yetişemeyenlere ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye'yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz; yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece ‘Gönül Sofraları’ programıyla bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif'te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık" diye konuştu. "Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor" İsrail’in kışkırtmaları sonucu 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir" açıklamasında bulundu. "Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız" "Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İsfahan’da, Tebriz'de, Tahran'da dökülen gözyaşlarının Erbil'de, Amman'da, Bağdat'ta, Beyrut'ta, Sana'da, Doha'da, Riyad'da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali, Ömer, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran'da ister körfezde olsun atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebi ile kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız." "Bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları yeniden açmayı doğru bulmuyoruz" Türkiye’nin ve Türk milletinin iyi günde dost ve kardeş bildiği halkları kötü günde yalnız bırakmayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyiz. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız, derdimiz, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum" ifadelerine yer verdi. "Müslümanların Mescid-i Aksa'da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" Başkan Erdoğan, savaş’ın İsrail’in savaşı olmasına rağmen ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların ardından tüm insanlığın ödediğini belirterek, "Netenyahu hükümeti sadece komşumuz İran'ı hedef almıyor. Lübnan'ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında iki Mart'tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edinmiştir. İsrail, Suriye'yi de rahat bırakmıyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail'in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa'da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce iki milyar Müslüman'ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa'da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" şeklinde konuştu. "Kudüs'ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa'yı savunmak insanlığı savunmaktır" "İslam dünyasının Mescid-i Aksa'yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi asli vazifemizdir" Mescid-i Aksa’ysa sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil; ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın sadece Filistin'de değil bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir’ diye anlatıyor. Şimdi tutsak El-Aksa bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs'e borcumuz Kudüs'ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs'ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki Kudüs'ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa'yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa'yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi sesini yükseltmesi olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu. "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Türkiye’nin bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu dile getiren Erdoğan, "Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında milletimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının gayet farkındadır" "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye'nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye'nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin; milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye'nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah'a hamd ediyor, ‘iyi ki Türkiye'yi AK Parti yönetiyor’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye Partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP'nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye'nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı'nı artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP'li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz." "Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır" Önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden Türk halkını korumak olduğunu bildiren Erdoğan, "Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan durumlar Allah'ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ'den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye'ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik, barış, adalet, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız" açıklamasında bulundu.

Erdoğan'ın Müjdesi: Doğalgaz Yardımında Artış Yapıldı! Haber

Erdoğan'ın Müjdesi: Doğalgaz Yardımında Artış Yapıldı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrasında doğalgaz desteğinin arttığını duyurdu. Yapılan açıklamada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın, vatandaşlara sunulan doğalgaz desteğini aylık 112 ila 312 lira arasından 188 ila 438 lira arasına çıkardığı ifade edildi. Kabine Toplantısı'nın ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın duyurduğu doğalgaz düzenlemesi hakkında yazılı bir açıklama yaptı. Önceki uygulamada hane başına yıllık 900 ila 2 bin 500 lira arasında tahsisat yapıldığı belirtilen açıklamada "Yeni düzenleme ile vatandaşlarımıza yılda 1500 ila 3 bin 500 lira arasında destek sağlayacağız. Bu kapsamda, ödemeleri 8 ay boyunca kış aylarında düzenli olarak gerçekleştireceğiz. Böylece, doğalgaz desteğini aylık 112 ila 312 lira arasından 188 ila 438 liraya çıkarıyoruz." denildi. Erdoğan'ın Konuşması Konu hakkında Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu: “Üniversiteli gençlerimize seçim öncesi verdiğimiz ücretsiz internet ve indirimli teknoloji desteği sözümüzü tuttuk. Doğalgaz tüketim desteğini düzenli sosyal yardım programımıza dahil ettik. Toplam 8 aylık ödeme miktarını 1500 ila 3500 liraya yükselttik. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarımıza her ay 450 milyon liradan 850 milyon liraya çıktı. 10 ay evvel yaşadığımız ülke ekonomisine 104 milyar ilave yük getiren deprem felaketine rağmen hiçbir insanımızı ihmal etmiyoruz. Yılbaşında çalışanlarımızın ücretlerinde genel ekonomiyi sarsmayacak bir artış yapılacak. İşçilerimizin onayını alacak, işverenlerimizi yolmayacak, istihdama zarar vermeyecek bir hedef ile bu süreç yönetilecek. Önümüzdeki yılı dengeleri yeniden sağlamlaştırma bir sonraki yılı ise atılım süreci olarak görüyoruz.”

Erdoğan'dan flaş dershane açıklaması Haber

Erdoğan'dan flaş dershane açıklaması

A Haber’de yayınlanan “Gündem” programında gündeme dair açıklamalar yapan Erdoğan, şunları söyledi:    GAZETE BAŞLIKLARI ÇOK ÇİRKİNDİ  “(Dershaneler konusu)Öncelikle bugüne kadar niye konuşmadım onu söyleyeyim. Böyle bir polemiğe girmek istemedim. Bu polemiği çok çirkin buldum. Bu bugün değil, 80’den bu yana yönetimlerin, iktidarların gündeme getirdiği, ‘mesafe aldık, alamadık’ diye devam eden bizim iktidarımız döneminde zirve yapan bir süreçtir. Hüseyin Bey’in(Çelik) bakanlığında ‘bunu yapalım, sizden bunu istiyorum’ dedim. ‘Bu alanda da bu reform adımlarını atalım’ dedim. Sağlık reformu yaptık. Bunları halkımız yararlanması için yaptık. Bunu çözdük. Dershaneler konusunda da süreç uzadı gitti. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan istifa eden arkadaşlarımdan da, hepsinden istedim bunu. Bitirmemiz gerekiyor dedim ve çalışma yaptılar. Bu taslak bize sunulmadan gazete başlıkları çok çirkindi. ‘Gece baskını’ diye bir başlık çok çirkindi. Bir taraftan taslak diyeceksiniz, bir taraftan ‘gece baskını’ diyeceksin. Bu yeni başlamadı zaten. Ben arkadaşlarıma ‘bu konuyu çözeceğiz’ dedim. Biz diyoruzki gelin bu konuda samimi olun gelin bu dershaneleri okula dönüştürün. FAKİR FUKARA ÇOCUK GİDEMİYOR Merdiven altı dershanecilik işini bitireceğiz. Ya da sizde öğretmen talebi varsa bize verin. Biz bunları sınava da tabii tutmadan devlet okullarında istihdam edelim. Yok bunu da istemiyorsunuz. O zaman biz size arsa verelim, ucuz kredi verelim. Bütün bunların yanında vergide indirim, muafiyet sağlarız. Yeter ki gelin. Peki neden okula yanaşılmıyor da illa dershane deniyor. Bize bunu anlatamıyorlar. Şu tablo çok ilginçtir bu dershanelerin öğrenci profili, fen ve sosyal bilimler liselerindeki öğrencilerin yüzde 95’i dershanelere gidiyor. Anadolu liselilerinin yüzde 91’i, meslek liselilerin yüzde 18’i dershanelere gidiyor. Siz fen ve anadolu liselerindeki öğrencileri alıyorsunuz ve ona olsa olsa test tekniklerini öğretiyorsunuz. Eğitimini devlet okullarında almış sen ona biraz bir eğitim veriyorsun ve sonra bir okulu kazandığında hemen sırtına tişörtü giydiriyorsun. Bu fakir fukara çocuklar niçin bu kurslara gidemiyorlar. İstifade edenler büyükşehirlerdeki zengin ailelerin çocukları. Burada böyle bir karışık durum var. İzah edemedikleri bir durum var. Ama benim sevgili vatandaşım önümü kesip bana bunu anlatıyor. Çocuğumu gönderdim ama şimdi paralarını ödemekte zorlanıyorum. Haberleri görüyorsunuz, ‘dershane borcu intihara sürükledi’. Bu borcu ödeyemedikleri zamanlar böyle durumlarla karşılaşıyorlar. Madem vakıfsınız ücretsiz eğitim verin deyince de rahatsız oluyorlar. Şimdi biz devlete verebiliriz diyorlar. Kusura bakmayın biz bir darbe hükümeti değiliz. O zaman kurun okulları biz sizden hizmet alımı yapalım. Böyle hayırlı bir konuda neden böyle bir tartışma yapılıyor. Değişik yerlerde okullarınız da var, bunları da biliyoruz. Alın bu çocukları çok daha faydalı hizmetini yap.      CEMAATİN BİZE SALDIRMASINI YADIRGIYORUZ Cemaat deniliyor, Cemaat’le, hizmetle karşı karşıya gelmek gibi bir şey de çok çirkindir. Biz Cemaat mensubu kardeşlerimizin ellerindeki medya organlarıyla bize saldırmalarını, hatta gerçeğe aykırı şekilde saldırmalarını yadırgıyoruz. Bu niye bir cemaate yönelik olsun. Cemaat mensubu olan kardeşlerim lütfen burayı tekrar hatırlasınlar biz ne dedik ‘öğrencileri özel okullarda okutalım, parayı devlet versin.’ Danıştay ne yaptı, bunu reddetti. O zaman ‘AK Parti iktidarı Cemaat’e kaynak sağlamak için bu yasayı düzenledi’ dediler. GERİ DÖNÜŞ OLMAYACAK Cemaat mensubu kardeşlerim bu olayda yediğimiz darbeyi, tokadı unutuyorlar mı? Biz şimdi niçin Cemaat’i karşımıza alalım. Siz niye eğitimi belli vakıflara, derneklere teslim ediyorsunuz diye bize hesap sorarlar. Çünkü biz belli bir grubun değil tüm milletin iktidarıyız. Kendilerinin de bizi anlayışla beklemeleri lazım, sürdürdükleri propagandayı bitirmeleri lazım ve bizden bir geri dönüş bekliyorlarsa bunun olmayacağını bilmeleri lazım. Pazartesi bize yapılan sunumda bazı eksikler var. Bakanımıza ‘bunlar üzerinde çalışmayı yapın, dışarıdan almanız gereken destekler varsa alın, görüşülmesi gereken STK’lar varsa görüşün ve bir sonraki bakanlar kuruluna getirin’ dedik. “GERİ ADIM ATMAMIZ SÖZ KONUSU DEĞİL” “Biz kalkıp da bütün eğitimi cemaatin derneklerine kurumlarına teslim etmek gibi bir durumun içinde olamayız” diyen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Asıl bunun hesabını bize sorarlar? Derler ki 'niye belli kurumlara vakıflara eğitimi teslim ediyorsunuz.' Biz şimdi şu anda devlet olarak temelden alacağız hatta okul öncesi eğitimden alıyoruz, bu yavruları bu çocukları yetiştiriyoruz. Ve ondan sonra da eşit bir sınav sistemi içerisinde bunları geleceğe hazırlıyoruz. Çünkü biz belli bir grubun değil tüm milletin iktidarıyız. Burada kendileri de bizleri anlayışla karşılamaları lazım. Bu sürdürdükleri kara kampanyaları bence bitirmeleri lazım. Bizden bir geri adım bekliyorlarsa bu anlayışta bu mantıkla bizden bir geri adım beklemeleri söz konusu değil.”   BU OKULLAR NİYE VAR Ne demek ya. O zaman bu okullar niye var? Dershanelerde iş bitiyorsa bu okullara ne gerek var. Asgari 2 bin lirayla 20 bin lira arasında dershane ücretleri var. Daha da çıkabilir. Bunlar diyelim 4 öğrenci alıyor. Adları VİP dershane olan dershaneler de kuruldu. Fen liselerinden, Anadolu liselerinden seçilmiş öğrenciler oraya geliyor. Bu öğrenciler üzerinde belli bir süre kısa bir süre çalışma yürütülüyor ve biz kazandırdık deniyor. İnsaf edin ya, bu çocuklar devletin okullarında okudu. Bu emek nerede? Bu devletin bu çocuklar üzerinde hakkı yok mu? Olmaz böyle bir şey. Burada bir gerçek bir tarafa konulmuş oluyor. Sonra da konuyu Kuran Kursları ile mukayese etmek çok çirkindir. Orada ücret de yok. Bir şeye daha üzülüyorum, elimizde 800 bini aşkın öğretmenimiz var. Bu dershaneler konusu bu öğretmenlerimizin döktüğü tere haksızlıktır, saygısızlıktır.   DİYARBAKIR CESARET İŞİYDİ (Diyarbakır ziyareti)Diyarbakır’da barış havasını bu kucaklaşma ile göstermek istedik. Bu bir yerde cesaret işiydi. Biz bu barışı halledeceğiz dedik. Şivan Perver’in gelmesi de üzerinde düşünülmesi gereken konular. Vatandaşlık konusunda talebiniz varsa biz bu konuda girişimlere hazırız dedik. Ahmet Kaya konusunda da ailesine aynı tekliflerde bulunduk. MUSTAFA KEMAL BÖLÜCÜ MÜ? Kürdistan bölgesel yönetimi cümlesinden muhalefetin neden rahatsız oldu. Mustafa Kemal Atatürk’ün meclis zabıtlarında de yer alan, “Kürdistan bölgesi yasaları, Kürdistan bölgesi , Kürdistan bölgesinde her iki dili de kullanırlar” ibareleri geçer. TBMM reisi makamı olarak alınmış kararnameler var. Gazi Mustafa Kemal bölücü mü? Ben bu cümleleri kullandım Diyarbakır’da. Bana bölücü diyenler Atatürk’ün bu cümlelerini nereye koyacaklar? BELEDİYE BAŞKANININ İFADESİ ŞIK DEĞİL Diyarbakır belediye başkanını (Türkiye Kürdistanı) bu tür ifadeleri kullanması şık değildir. TC ismi bellidir. Bu isim üzerinde herhangi bir spekülasyona gidilmesi söz konusu değildir. Bu tür konuşmalar toplum içinde yeni rahatsızlıklara neden olur. GENEL AF TAAHÜDÜM YOK Siyasi yönümüzün başbakanlık yolunda attığımız adımların yanlış anlaşılması oluyor. Bakan arkadaşlarım aracılığıyla bu yanlış anlaşılmaları düzeltmeye çalışıyoruz. Dağlardan inme, cezaevlerinin boşaltılması ile ilgili cümlelerimi öyle bir noktaya getirdiler ki genel af çıkacak noktasına getirdiler. Genel af konusunda asla bu ifadeyi kullanmadım. Böyle bir taahhüdüm yok. Ben bir başbakan olarak katili af etme yetkisini kendimde göremem. Af yetkisi maktülün ailesine aittir. Devlete karşı yapılan suçlarda devlet muhatap olabilir. Ben şehitlere, maktüllerin ailelerine bunun hesabını nasıl veririm. ONLARIN DEMESİYLE HAİN OLMUYORUZ Siyasi, ticari yaşam bunların hepsi risktir. Bu riski göze alamazsanız ne siyaset ne ticaret yapabilirsiniz. Bütün değerlendirmeleri yapıp adım atıyoruz. Yaptığımız işin hukuki bir boyutu mu var. Orada bu anlamda bir açlık var. Onların hain demesiyle biz hain olmuyoruz. Orada tabela partisi olmaktan öteye gitmiyorlar. Sahillerde, kumsallarda kalıp siyaseti orada yaparsın. Onlarda karşı ırkı mücadelede bulunuyor. Biz halkımızla bütünleşmek sureti ile siyaset yapıyoruz. Ankara’ya mahkum değiliz. Halkın bakışı bizi teşvik ediyor.. Siz cesur bir şekilde siyaseti yapın, cümlelerinizi iyi seçin. BİRLİKTE TÜRKİYE İNŞA EDELİM Kürtleri bölüyor diyenler böyle hissediyorlar. Tek millet, tek vatan millet denilince ne anlıyorsun? Bunun içinde Türk, Kürt, Abaza hepsi var. Bütünüyle tek millet. Olayı sadece Türk, Kürt diye dayatırsanız olmaz. Anayasa çalışmalarında da bunda anlaşamıyorlar. Ayrıştırma sebebi yapmanın anlamı yok. Biz birlikte bir Türkiye inşa edelim istiyoruz. Biz orada birlik olalım beraber olalım hep birlikte Türkiye olalımın mesajını verdik. TÜRKİYE’NİN IRAK’A IRAK’IN TÜRKİYE’YE İHTİYACI VAR Başlayan süreç neler getirir bunu gelişmeler gösterecek. Kuzey ırak merkezi yönetim ile ilgili sıkıntının farkındayız. Onlarda bu sıkıntıyı gidermeye çalışıyorlar. Maliki’nin Türkiye’ye gelme talebine hayır dememiz mümkün değil. Türkiye’nin Irak’a, Irak’ın Türkiye’ye ihtiyacı var. Oradaki mezhebi yaklaşımları aşmamız lazım. Büyük mesafeler alabiliriz. Merkezi yönetim, kuzey Iraktaki gelişmeyi gösteremiyor. Irakta demokrasinin yerleşmesini istiyoruz. Orada ölümler yaşanmaya devam ediyor. Bölgenin istikları açısından istiyoruz. Buna İran’ı da katmak suretiyle Suriye konusunu görüşmek istiyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.