Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Filistin’de katliam devam ediyor

Yazının Giriş Tarihi: 30.05.2024 00:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 29.05.2024 23:08

Filistinli bebekler,kadınlar,yaşlılar,masum insanlar katlediliyor. Hastaneler,Okullar,Evler ve son olarak çadır kampı bombalanıyor, Gazze’de insanlık ölüyor!

İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarında devam eden insanlık dışı katliamlar hız kesmeden devam ediyor.

“İsrail savaş uçaklarının Refah kentinin kuzeybatısında yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı Çadır kampı acımasızca bombalaması sonucu çok sayıda Filistinli hayatını kaybetti ve yaralandı.

Gazze’de insanlık suçu işleniyor.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 32 bin 333'e, yaralı sayısının da 75 bin’e ulaştığı bildirildi.

İsrail 14 Mayıs 1948'de bağımsızlığını ilan ederek Filistinlilerin topraklarını işgal etti ve sonraki yıllarda işgali genişletti.

Çok sayıda Filistinli örgütü tek çatı altında toplayan Filistin Kurtuluş Örgütü'nün çabaları sonucu 15 Kasım 1988'de bağımsız Filistin devletinin kurulduğu ilan edildi. Filistinli lider Yasir Arafat, Cezayir'de bağımsız Filistin devletinin kurulduğunu açıkladı.

Arafat'ın ilanın ardından Filistin devletini aynı gün tanıyan ülkelerden biride Türkiye oldu.Türkiye'nin de arasında olduğu 13 ülke bağımsızlığını ilan ettiği gün Filistin'i tanıdı.

Ogünden bugüne Filistinde kan durmadı Müslüman halka yönelik baskılar hergün dozunu arttırarak devam etti son olarakta İsrail’in 7 Ekim 2023 den sonra Gazze’ye yönelik başlattığı ölçüsüz saldırılar ve gerçekleştirdiği katliamlar, Filistin konusunun yeniden uluslararası politikanın en önemli gündemi haline gelmesine neden oldu.

İsrail ve Batı’daki ülke yönetimlerinin büyük çoğunluğu bu saldırıları, İsrail’in “kendini savunma hakkı” olduğunu iddia ederek desteklerken, aynı zamanda İsrail’in saldırganlığının “meşruiyeti” HAMAS’ın 7 Ekim’de düzenlediği Aksa Tufanı operasyonuna dayandırılmaya çalışıldı.

Sanki Filistin’de 7 Ekim’den önce her şey yolundaydı, sanki HAMAS kurulmadan önce Filistin’de herhangi bir sorun yoktu ve sanki İsrail “kendini savunma hakkı” dışında Filistin’de hiçbir hukuksuz eyleme imza atmıyordu…

Öte yandan Filistin’deki sorunu “Filistin sorunu” olarak tanımlamaya karşı çıkanlar, konuyu “İsrail sorunu” olarak tanımlamaya yöneldiler. Oysa Filistin’de sorun, İsrail’in kurulmasından önce de vardı. İsrail’in kurulması ve uyguladığı politikalar, sorunu daha da çetrefilli hale getirdi. Ayrıca bir “şeyin” “sorun” olarak tanımlanması, o “şeyin” sorunun nedeni/kaynağı olduğu anlamına gelmiyor. Sadece o “şey” hakkında bir sorun olduğuna işaret ediyor. Dolayısıyla Filistin sorunu vardır ve nedeni, Siyonizm ve İsrail’in işgal politikasıdır.

İsrail’in gösterdiği orantısız güç kullanımı ile vahim boyutlara ulaşmıştır. Gazze Şeridinde yaşayan sivil Filistinliler evlerinden ayrılmaya zorlanmış, uygulanan abluka nedeniyle en temel ihtiyaçlardan dahi yoksun bırakılmışlardır. Çatışmalar sırasında, Filistin Barolar Birliği’nin Gazze’deki yerleşkesi ve El-Ehli Baptist Hastanesi dahil olmak üzere sivil yerleşim yerleri bombalanarak tahrip edilmiş, hastanede yüzlerce sivil çocuk, kadın, hasta hayatını kaybetmiştir. Yaşanan çatışma sürecinde uluslararası insancıl hukuk ihlal edilmektedir.

• Sivillerin zorla yerlerinden edilmesi Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde yer alan “bireylerin yaşam, hürriyet ve kişi emniyeti haklarını” tehdit etmektedir.

• 12 Ağustos 1949 tarihli dördüncü Cenevre Sözleşmesi savaş zamanında sivillerin korunmasına ilişkin olup,

16- 22. maddeleri savaşta yaralanan sivillerin, hastane ve personelinin korunmasını düzenlemiştir. Benzer şekilde 1907 tarihli La Haye sözleşmesi 27. maddesinde askeri amaçla kullanılmayan hastanelerin korunması için gerekli bütün tedbirlerin alınması gerektiği belirtilmiştir.

• Askeri amaçla kullanılmayan hedeflere ve sivil nüfusa kasıtlı saldırı, insancıl hizmetlerde kullanılan personele, yerleşim yerlerine saldırı ve bombalı fiiller Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Statüsü’nün 8. maddesinde savaş suçu olarak sayılmıştır.

• Uluslararası Kızılhaç Komitesi Temel İlkeleri sivillerin ve çatışma dışı kişilerin korunması gerekliliğini ortaya koymuştur. Kısacası, sivil kayıpların boyutu bu sürecin insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamında değerlendirilebileceğini gösterirken, uluslararası mevzuata göre de bölgede savaş suçu işlenmektedir.

Bölgede katliamların engellenmesi, çatışma halinin sonlandırılması, savaş suçlarının tespiti ve sürecin hukukun egemenliğine uygun bir şekilde yürütülmesi için uluslararası kurum ve kuruluşları çözümün bir parçası olmaya davet ediyoruz.

Bu gün emperyalist sömürü iyice azgınlaşmış, artık uluslara açıktan saldırmaktadır. Ve bu saldırılara bir avuç insanın dışında hiç kimse karşı çıkmamaktadır. Birçok insan, bana dokunmayan yılan hesabından bir kadermiş gibi emperyalist sömürüye boyun eğmiş; başını kuma gömerek görünmediğini düşünmektedir. Şu bilinmelidir ki: Filistin sorunu sadece Filistin’in bir sorunu değildir. Bütün insanlığın sorunudur.

İsrail tüm Dünyaya Ekonomik olarak hakim olduğu için müdahale etmeyen seslerini çıkarmayan ülkeler elbet bir gün bu yanlıştan dönecektir. İsrail elbet bir gün yıkılacaktır.

Bebek katili İsrail aleyhine karşı dünya ayakta! Protestolar her geçen gün artarak ve genişleyerek devam ediyor.

Katil İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına karşı, Siyonizm’in küresel ekonomik düzenine İsrail menşeli malları boykot ederek çomak sokabiliriz. Katil Siyonistleri boykot durdurur.

.

Boykota katılan belediyelerin sayılarının artmasını temenni ederken, kamu kurum ve kuruluşlarının, özel sektörün de "İsrail mallarına boykot" çağrılarına uymaları millet olarak isteğimizdir.

Okul kantinlerinde İsrail malları satılmamalıdır.

Sosyal medyada toplumun her kesimi ve bilhassa ilk, orta, lise ve üniversite öğrencileri tarafından başlatılacak boykot, kar topu gibi büyüyerek İsrail'in Küresel ekonomisini kaçınılmaz sona götürebilir.

Toplumumuzun her kesimi, belediyeler, kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör, öğrencilerimiz başta Gazze olmak üzere dünyadaki bütün zulümlerin son bulması için sorumluluklarımızı yerine getirelim. Gazze’de katliamın sona ermesi, ateşkesin sağlanması için boykot silahını iyi kullanarak, Hz. İbrahim’in ateşini söndürmeye giden karınca misali hakkın, imanın yanında, batılın, kibrin, vahşetin karşısında yer almaya devam edelim. Hangi tarafta olduğumuz anlaşılsın

Bu gün için Filistin halkının yanında olmak,Filistin sorunu bir İslam sorunuda değildir. Ne Müslümanlık sorunudur ne de Hıristiyanlık sorunudur. Çünkü sömürünün dini ve imanı yoktur. O zaman Filistin sorunu bir İnsanlık sorunudur. Eğer bu böyleyse ve böyle olduğuna inanıyorsak: haydi bütün engelliler ve özürlüler!

En çokta bizler: Sokağa, meydanlara Filistin halkıyla dayanışmaya. Filistin halkı yalnız değildir demeye. Sıranın bize gelmesini beklemeden çocuklarımıza yaşanır bir dünya bırakmaya. Bu gün her zamankinden daha çok emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı çıkma günüdür. Bu gün insanlar katlediliyor hem de toplu şekilde. O zaman insanlığımızdan utanmamak için ve yarın çok geç olmadan ve pişman olmadan kardeşlerimizin ölmesine göz yummayalım. Ve izin vermeyelim anne rahminde bebeklerin ölmesine. Ve dünyaya gelenler dünyayı tanıyarak ve yaşayarak ölsünler. Kimse kimsenin kurbanı olmasın. O zaman: haydi Filistin halkıyla dayanışmaya! Haydi, sokağa meydanlara ve özgürleşmeye. Zafer mutlaka direnen halkların olacaktır. Yaşasın bütün halkların bağımsızlık ve demokrasi mücadelesi. Yaşasın Filistin halkının haklı mücadelesi.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.