Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Ulusal Güvenlik tehlikede mi?

Yazının Giriş Tarihi: 23.05.2024 00:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.05.2024 23:09

Ekonomik ve sosyal dengelerin küresel çapta değişkenlik gösterdiği şu günlerde Türkiye Cumhuriyeti Devleti kritik adımlar atıyor. Önceki gün resmi gazete de yayınlanan “Seferberlik ve Savaş Hali Yönetmeliği” toplumu titreterek kendine getirdi! Yarınların hiçte güllük gülistanlık olmadığının en sağlam kanıtı İran Cumhurbaşkanı Reisi ve ekibini taşıyan helikopterin düşüşü diyebiliriz. İsrail'in Filistin soykırımına gözlerini kapatan dünya, İran’da yaşanan gelişmeler ile birlikte savaşın çok uzak olmadığı gerçekliğini kabullendi.

Uluslararası dengelerin ülkelerin varlıklarını tehdit edecek boyutlarda değişkenlik gösterdiği bir dönemde Türkiye’nin Ulusal Güvenlik durumunu tüm detayları ile masaya yatırmak zorundayız.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın son dönemde ortaya koyduğu aşırı sosyalleşme hareketlerinin ciddi anlamda güvenlik zafiyeti yarattığını kabul etmek zorundayız. Hakan Fidan döneminde derin sularda büyük başarılara imza atan MİT, İbrahim Kalın döneminde bulundukları şehirlerdeki bürokratların sosyal medya paylaşımlarında fotoğrafları yayınlanan kurum amirleri ile tartışma konusu oluyor! Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın can güvenliği riskleri ötesinde yerel sistemlerde var olan kritik değişimlerin acı ve ağır sonuçlarını yaşamamak için yine, yeniden gözlerden ırak olmak şart…

Elbette Ulusal Güvenlik konusunu sadece istihbarat üzerinden değerlendirmek yanlış olur. Tarım ve hayvancılık getirilerini yönetemeyen ülkelerin olası kıtlık süreçlerinde yaşayacakları güvenlik açıklarını iyi değerlendirmek lazım. Doğurganlık yaşındaki düşüşün gündeme taşındığı şu günlerde Türkiye’nin yüklendiği mülteci yükünü ve batıdan doğuya boşalan yada ciddi anlamda nüfus düşüşü yaşayan köy, mahalle, ilçe ve şehirlerimizi de Ulusal Güvenlik stratejileri içinde değerlendirmeliyiz.

Bursa gibi güçlü su kaynakları bulunan büyük şehirlerin yeraltı su kaynakları hangi ülkelerin ve yabancı şirketlerin elinde ulusal sermayeden koparılmış durumda sorusunu ülke genelinde sorgulamak zorundayız! Su savaşlarının uzak olmadığı yarınlarda toprak ve hava kirliliği hususu da ayrı birer Ulusal Güvenlik konu başlığı değil mi?

Ulusal Güvenlik sadece kişiler ile ilgili değil aynı zamanda kurumlarla da alakalıdır. Kamu Güvenliğinin önemini 15 Temmuz sürecinde acı tecrübeler ile yeniden öğrendiğimizi ne çabuk unuttuk! Peki, büyük şehirlerde faaliyet gösteren hangi kamu kurum ve kuruluşları Ulusal Güvenlik açısından kritik öneme sahip? Ve bu yapıların olası risklere karşı sağlamlığı ne boyutta…

Türkiye’nin genelinde yoğun bir nüfus değişimi yaşanıyor! Son 15 yıldır büyük şehirlerin artan nüfusları ciddi anlamda güvenlik riski oluştururken, büyük şehirlerde faaliyet gösteren Jandarma teşkilatlarının nitelik, nicelik ve yeterlilik açısından olağanüstü koşullara ne kadar hazır olduklarını hiç düşündük mü? 6 Şubat depremleri sürecinden bugüne büyük şehirlerde faaliyet gösteren Jandarma teşkilatının komuta zincirinden teknik yeteneklere kadar bulundukları bölgede ne kadar yeterli ve korunaklı olduğunu ne kadar biliyoruz? Biz; Jandarma Komutanlığına güveniyoruz lakin kurumun kendi iç güvenliği, teknolojisi, tedarik zinciri ve her açıdan yetkinliği ile yeterliliği konusunda hangi iyileştirmeler yapıldı yada neden yapılmadı?

Mülteciler nedeniyle yaşanan güvenlik sorunlarını sürekli gündeme taşırken, gençlerimizin iyiden iyiye madde veya sosyal medya bağımlısı oldukları gerçeğini arka plana atamayız! Kabul etmeliyiz ki; sosyal medya üzerinden yapılan yönlendirmeler ile dakikalar içerisinde büyük şehirlerde önlenmesi imkansız, Ulusal Güvenlik açısından çok riskli kritik sorunlar yaşayabiliriz. Daha önemli bir diğer husus ise toplumun içerisinde bulunduğu sosyal ve kültürel bozulma..

Tüm gerçekler ışığında sadece iktidar kanadını değil, aynı zamanda muhalefet kanadını da dikkate alarak güçlü bir Ulusal Güvenlik duvarını dijital sınırlarımızdan başlamak kaydı ile hızla oluşturarak toplumsal bütünlüğümüzü her alanda ve anlamda güçlendirmeliyiz…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.