Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

19 Mayıs ve gençlik

Yazının Giriş Tarihi: 20.05.2024 00:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.05.2024 23:47

Türkiye Cumhuriyeti, Türk tarihinin miladı 19 Mayıs 1919 günü Mustafa Kemal ve arkadaşlarının İstanbul’dan Bandırma Vapuru ile hareket edip, Karadeniz’e çıkıp, Samsun’a ayak basması ile başlar.

İşte bu hareket, ülkemizin kaderini değiştirmiş ve 550 yıllık Padişahlık döneminin sona ermesinde ilk adım Samsun’da atılmıştır. 23 Nisan 1920’da Millet Meclisi’nin açılması ve 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin ilan edilip, Türklerin artık bağımsız ve hür bir devlet olduğunun dünyaya ilan edilmesiyle yepyeni bir dönem başlamıştır.

Milli mücadele yılları ve ardından gelen bağımsız Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasının ardından ülke genelinde kalkınma hamleleri başlatan, ekonomik ve sosyal alanlarda devrimlere, intikaplara imza atan Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs tarihini, “benim dünyaya geldiğim gün” olarak ifade etmiş ve bu tarihi Gençlik Bayramı olarak ilan etmiştir.

Böylece, genç Cumhuriyetinin temelleri ve geleceği Türk gençliğine armağan edilmiştir.

23 Nisan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış günü de Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak, ülkemizin geleceği olan çocuklarımıza emanet edilmiştir.

Dünyada, gençliğe ve çocuklara bayramları miras olarak bırakan tek lider Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Dün, Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı 19 Mayıs tarihinin 105. Yıl dönümünü kutladık. Büyük bir azim, özlem ve inançla.

Gençlik meydanlarla bu vatana, bayrağa ve büyük kurtarıcımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sonsuza kadar sahip çıkacağını bir kez daha gösterdi. Onlar, meydanları inletti, bizlerle gururla onları izledik, seyrettik, alkışladık.

Ne mutlu Türküm diyene.

Bir kez daha gördük ki ülkemizin geleceği emin ellerde.

Milli ve manevi değerlerimiz, gerçek bir koruma altında. Vatanı ve bayrağı için, başta terör örgütleri olmak üzere, ülkemize karşı kurulan tuzaklara karşı amansızca mücadele eden gençlerimizin inançlı duruşları, bizleri bir kez daha umutlandırdı.

Türkiye, Türk’tür, Türk kalacaktır.

19 Mayıs günü bir kez daha milli gururumuzu yaşadık.

Peki, bu ülke ve toprakların garantisi, teminatı olarak gördüğümüz gençlerimizi yarınlarında neler bekliyor?

Bu ülkemizin geleceğinin mirası olan çocuklarımızı geleceklerinde neler bekliyor?

Bizler, ülke ve devlet yönetimi olarak, büyükleri olarak, aileleri olarak, senelerce bu ülkeye, vatana, millete, emanetlere sahip çıkanlar olarak, gençlerimize, çocuklarımıza sadece maddi miras ve gayrimenkül, mirası dışında, milli ve manevi duygular olarak neler bırakıyoruz?

İşte asıl mesele bu.

Gençler, ailelerinin bin bir güçlükle çektiği zahmetlerle okuyup, çile çekerek, bazıları maddi sıkıntılarla, yarı aç yarı tok şekilde eğitimlerimi tamamlamaya çalışıyorlar. Yükseköğretim kurumlarında yeterli yurt yok. Özel yurtlar, otel odası paralarından daha fazla kira alıyorlar. Gecekondu bozması binalarda, evlerde oturanlardan ise asgari ücretin iki katı, üç katı kira isteniyor.

Okullardaki müfredat ve verilen eğitim seviyesine baktığımızda, dünyadaki diğer üniversitelerle karşılaştırdığımızda, yüzyıllık üniversiteler hariç ilk 500 üniversite arasında bizim üniversitelerimiz yok.

Okulu bitirip, diploma alan gençlerimiz, çalışma hayatına katılmak için sıra beklerken, iş bulamıyorlar. Kimisi garsonluk yapıyor, kimisi kuryelik. Kimisi de marketlerde kasiyerlik.

Aileleri ve maddi durumları iyi olanlar, aile şirketleri veya eş dost şirketlerinde iş bulup, çalışıyorlar. Ama, arkasında torpili, sırtını dayayabileceği akrabası, siyasi gücü olmayanlar ise Atanamayan Öğretmenler (artık ülkemizde klişe haline geldiği için örnek gösteriyorum) gibi, sıranın kendilerine gelmesi için durduk yerde yaşlanıyorlar.

Yurt dışında eğitim görmüş gençlerimize birde Yüksek Öğretim Kurulu’nun uyguladığı, “Türkçe eğitim yasağı var.” Dünyanın hiçbir ülkesi, kendi vatandaşına “kendi dilinde eğitim, (Türkçe) öğretim gördü” diye eziyet etmiyor, Türkiye dışında. On binlerce mağdur genç var bu durumda. Hatta, geçen hafta TBMM’ye gidip dertlerini anlatmak için çalmadık kapı bırakmadılar.

Milletin vekili olarak seçilenlerden, milletin ve ülkemizin, geleceğin teminatı gençlerin seslerine kulak vererek, dertlerine çare olmalarını istiyor ve bekliyorlar.

Türk gençleri bu dertlerine çare ararken, senelerdir seslerini duymak istemeyenlere bir kez daha 19 Mayıs tarihinde, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramında “ bizi duyun. Derdimize çare olun!”seslendiler.

Ülkemizdeki gençlik işte böyle. Yaşanılan tablo böyle.

Hepimiz biliyoruz, ülkemiz zor ve güç yollardan geçiyor. Zaten bu ülke kurulduğu tarihten bu yana geriye doğru bakıldığında pek de arzu edilen düzeyde olmamış. Deyim yerinde ise “gün yüzü görememiş halkımız!”

Belli başlı konularda, ekonomik sıkıntılara göğüs gerilebilinir. Ülkenin ve vatanın birlik, beraberliği için mücadele edilip zor günlere katlanılabilir. Geçmişte, atalarımız, babalarımız bunu yapmışlar. 1915 Çanakkale ruhu bu ülkede hep vardı, hep yaşıyordu.

Milli beka ve bağımsızlık her zaman bizim kırmızı çizgilerimiz.

Ama, yurt dışı eğitimde YÖK’ün akıl almaz ısrarı ve Türkçe eğitime yasaklama getirmesi, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerine bile uyum sağlamayan bir diretmedir. İktidarı elinde bulunduran siyasetçilerin de bunu görmezden gelmeleri, bundan sonraki seçimlerde 31 Mart benzeri bir seçim neticesinin de habercisi olabilir.

Ülkemizde azımsanmayacak sayıda gençlerimiz işsiz ve mutsuz.

19 Mayıs bayramı yüzümüzü güldürdü. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda milat oldu. Gençlerin dertlerinin çözülmesinde milat olur inşallah.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.