Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kayıp oylar nereye gitti?

Yazının Giriş Tarihi: 04.04.2024 09:41
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.04.2024 09:41

Seçim bitti, derdi başladı. Seçimleri kazananlar, mutlu mesut zaferlerini kutlarken, bizde kendilerini tebrik ediyor ve başarılar diliyoruz.

Kaybedenlerin ise ağızlarını bıçak açmıyor. Kimisi, sandığa gitmeyen seçmenleri suçluyor. Kimisi de emeklilerin yanlış ve hatalı kararlar verdiği görüşündeler. Faturayı, seçim öncesinde göz ardı ettikleri emeklilere kesmeye çabalıyorlar. Asıl önemli olan konu ise kayıp oyların nereye gitti meselesi.

Bu konu daha çok iktidar AK Parti ve Cumhur ittifakı ortağı MHP’yi ilgilendiriyor. Çünkü, Bursa’da Büyükşehir ve Osmangazi, Yenişehir, Harmancık, Mustafekamalpaşa ve Karacabey ilçeleri olmak üzere toplamda 6 tane belediye kaybedildi.

Bu netice kolay kabul edilebilecek bir sonuç değil. Bursa’daki siyasi yapının ve karar vericilerin hataları olduğu kadar, genel merkez yöneticilerinin de hatalarının olduğu bir süreç yaşadık. Sanırım, halkın tepkileri, halkın istekleri, seçmenlerin sandıklarda mesaj vermeden önce siyasilere yönelik verdikleri mesajları pek iyi algılanamamış. Yada önemsenmedi. Çünkü, mevcut duruma bakıldığında, iktidar kanadının, özellikle AK Parti kanadının emeklilerin beklentilerine sırt çevirmesi, onlara sabır dilemesinden bu durum açıkça anlaşılıyor.

Zaten, tepki gösteren ve “ben bu sonuçlara alet olmayayım” diye düşünen 10 milyondan fazla seçmen sandığa gitmedi. Bu süreç çok iyi analiz edilmeli. Çünkü bu rakam, pek çok siyasi partinin aldığı oydan daha fazla.

Bursa genelinde, 14-28 Mayıs seçimlerinde yüzde 88 katılım olurken, bu kez neden yüzde 77 katılım oldu. Bursalı seçmenin yüzde on biri sandığa gitmedi. AK Parti açısından yapılan değerlendirmelerde ise yüzde 12 ile 15 oranlı oy kaybı olduğu ön tespit edilmiş.

Sandığa gitmeyen seçmenlerin hepsi AK Partili seçmenler midir? Yoksa, adaylara tepki gösteren seçmenler midir? İktidara tepki gösteren seçmenler midir?

Bütün bu soruların cevapları aranıyor.

Kain olmaya gerek yok. Hangi sandıkta bir önceki seçimlerde hangi partiye ne kadar oy çıktığı, bu seçimlerde aynı sandıklardaki oy dağılımının nasıl olduğuna bakmak, olayların daha iyi anlaşılır, sorunların daha kolay çözümüne rehber olacaktır.

Nokta atışları çok önemli.

Seçimler öncesinde çok konuşulan bir konu var. AK Parti kurmayları, sürekli Yeniden Refah Partisi’nin kendilerine kaybettirme adına seçimlere katıldığını ve aday çıkardığını ifade ettiler. O günkü tablolara ve anketlere bakıldığında, böyle bir sıkıntılı durum var olduğu gözlemlendi.  Ama, seçim günü sandıklar açıldığında, iktidar oyları yüzde 12 ile 15 oranlı kayıpla ortaya çıktı.

Şimdi, YRP’nin aldığı yüzde 7 oyu, AK Parti’nin aldığı oyların üzerine ek yapsak, yine netice değişmiyor. Bursa’da aynı durum. AK Parti’den kopan oylar sadece YRP ’ye gitmemiş. Sonuç böyle. Yüzde 7’si diyelim ki YRP’ne gitti. Peki, yüzde 7 ile 9 oranlı oylar nerede? Onlarında adresi belli, CHP.

Bu oylar, CHP’nin adayları seçim kazansın diye mi AK Parti’den koptu?

Yoksa, ekonomik sıkıntılardan bunalan partililerin yeni bir çıkış kapısı aradıkları için mi böyle oldu?

YRP’den söz etmişken, seçimleri ilgiyle izleyen ve çok dikkatli analiz eden bir okurumun verdiği bilgiyi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Bekir Bozdağ, eski bakan şu anda Şanlıurfa Milletvekili. TBMM başkanvekili. Bekir Bozdağ, öğrencilik yıllarının bir bölümünü Bursa’da geçirdi.  Siyasete atıldığında ise memleketi Yozgat’tan vekil seçilmişti.

Şimdi, Yozgat’ı epey çekişmeli geçen bir seçimle YRP aldı. Şanlıurfa seçimlerini de yine YRP kazandı. Yani, bu iki şehirde AK Parti’nin YRP bize seçim kaybettiriyor söylemlerini doğruladı. Ama, Bekir Bozdağ’ın da hem memleketi hem de vekil olduğu illerin her ikisinin de YRP tarafından kazanılması dikkat çeken bir siyasi sonuç olarak ortada duruyor. İlginç tesadüf olabilir ama güzel bir örnek.

Asıl önemli nokta, siyasetin şifrelerinin çözümlenmesi. Yani, sandıklarda oyların nasıl şekil ve hedef değiştirdiği meselesi. Hangi seçmenlerin hangi sandıklarda oy kullandığı belli. Tercihler belli. Öyle ise seçmenlerin tercihlerinin dokuz ay gibi kısa sürede nasıl değiştiğine dair soruların cevaplarına ulaşmak ve bulmak da gayet basit. Bir kere oy kullanmaya gitmeyen seçmenlerin kim oldukları, sandık seçmen listelerinden belli. Siyasi partiler bana göre işe bu aşamadan başlamalı.

Nitekim, AK Parti’nin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantısında bu konuların tartışıldığı kamuoyuna açıklandı. CHP zafer sarhoşluğu yaşıyor ama, genel başkan Özgür Özel gerçekten çok dikkatli ve oturaklı konuşuyor. Seçmenlerin verdiği, vermek istediği mesajları çok iyi etmeye başladı. Sandıklardan CHP amblemi altında çıkan bütün oyların kendi partisine ait oylar olmadığının bilincinde. Her ne kadar yüzde 25’lık cam tavanı deldiklerini ifade etse bile, bu oyların nasıl kalıcı hale getirileceğine dair nasıl politikalar üretmeleri gerektiği yolunda yakın çalışma arkadaşlarından yeni fikirler ve yeni politikalar oluşturulmasını istemiş.

Aslında kayıp oyların adresi belli. Seçimleri kazanabilme şansı en yüksek olan CHP’de toplandı. Tıpkı, 1989 seçimlerinde olduğu gibi.

Seçmenin verdiği ve halkımızda anladığı mesaj şu; iktidar, vatandaşın dertlerine çare olmak yerine, çözümü erteleme formülleriyle günü kurtarma derdine düştü. Bizler ise ağır ekonomik kayıplar altında ezilmeye başladık. Bu yüzden de iktidar namzeti olan CHP’ye destek verdik. CHP’ye oy veren ve iktidara tepki olarak seçmen gücünü kullanan seçmenlerimizden bazıları, CHP’ye oy verdiğini ama belediye başkanı kimin seçildiğinden bile haberdar değil. Bu oyların amacı, siyasette alternatif üretilmesi. İktidarında kendisini güçlü ve alternatifi olmayan bir siyasi parti olarak görmekten vaz geçmesine yönelik ikazları içeriyor.

Her ne kadar 2028 Mayıs ayına kadar seçim olmadığı söylense de Türkiye’de ne zaman ne olacağı pek belli olmaz. Zaten başta iktidarın korkusu haline gelen YRP partisi olmak üzere bazı siyasi partiler erken seçim istemeye başladılar. Şu anda ortam stabil. Yani durağan. Belediye başkanlarının mazbatalarının verilip iş başı yapmalarından sonra meydana çıkacak siyasi olayları beklemek en iyisi. İktidarın da 2028 seçim tarihini beklemeden halka yönelik ekonomik iyileştirme takvimini acilen açıklaması gerekiyor. Yoksa, seçmenler, siyasi parti yönetimlerine yönelik baskılarını derinleştirebilir. 1991 seçimlerine damga vuran miting meydanlarındaki tencere- tava tıkırtılarını unutmadık hala.

İktidarın keyfi beklenmeden seçimlerin öne alınmasının başka demokratik formülleri de var. Mesela, halkın imza toplayıp erken seçim istemesi vb. gibi.

 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.