Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

İnşaat SOS veriyor

Yazının Giriş Tarihi: 13.05.2024 00:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.05.2024 23:03

Dünyanın pek çok ülkesinde, inşaat sektörü amiral gemisi gibi görülüyor. Çünkü, bu sektör iş başı yaptığı zaman 134 ayrı iş koluna iş imkanları açılıyor.

Ülkemizde de 2002 ile 2015 yılları arasında inşaat sektörü deyim yerinde ise altın çağını yakaladı. Banka faizlerinin düşük olması, çalışanların aldıkları maaşlarla satın aldıkları konut kredileri için taksitleri ödemekte güçlük çekmedikleri dönemleri yaşadık.

Hem konut satışları, buna bağlı olarak müteahhit hizmetleri ülkemizin kalkınmasında, enflasyonun düşürülmesinde ve yeni iş alanları açılmasında, iş alanlarının sürekli olmasında can simidi görevlerini yaptı. Ekonomi canlandı, ülkemiz kalkınma rekorları kırdı.

Sonra, dünyadaki global gelişmeler ve ekonomik daralmalardan ülkemizde gerekli nasibini aldı. Her ne kadar, dünyadaki ekonomik krizin ülkemizi teğet geçtiği söylemleri olmasa, gerçekte öyle olmadı.

Bugün gelinen noktaya baktığımızda ise çalışanların maaşları, 2015 yılına oranlandığında hem döviz bazında hem de ekonomik alım gücü bazında düşük kalıyor. Asgari ücretle ev kiraları bile ödenemez duruma gelindi. Emekli maaşlarıyla asgari geçim indiriminin yarısına bile ulaşılamıyor. Asgari geçim endeksi 30 bin lira olarak hesaplanırken emekli maaşı bunun üçte birisi kadar kaldı.

Kısaca, enflasyon canavarı ülkemizi ve ekonomiyi fena vurmuş gibi.

Her ne kadar hükümet tarafı, ekonomi gelişmelere bakıp iyi sinyaller alındığını ifade etsiler bile, piyasadaki uygulama koşulları, bankaların faiz ve kredi koşulları bu söylemlerle pek örtüşmüyor.

Eski yıllarda, emekli olan bir işçi, aldığı tazminatı ile kendisine veya, eşine, çocuklarına bir ev alıp, emekli maaş geliriyle de borçlanıp, kapısına otomobilini, arabasını çekip, beyler gibi rahatlıkla yaşayabiliyordu.

Yada, emekli olduktan sonra kendisine deniz sahilinde, güzel bir kasabada yaşamayı hayal edenler, aldıkları emekli maaşlarıyla gayet güzel yaşabiliyorlardı. Çünkü, emekli maaşları, o zamanlar asgari ücretin üzerinde idi.

Şimdi, emekli maaşları, asgari ücretin üçte ikisi kadar kaldı. Yani, emekliler, asgari ücret kadar gelir elde edemiyorlar. Bu sayede, emekli olanlar, aldıkları maaşlarıyla eğer evleri, barkları kira ise kira ödeyemez, dengeli ve yeterli beslenemez, torunlarına, çocuklarına bile harçlık veremez hale geldiler.

Bu konular 31 Mart mahalli seçimler öncesinde halk arasında çok tartışıldı. Bazı muhalefet partileri de ara sıra gündeme taşıdılar.

Ama, seçim öncesinde beklenen olmadı. Vatandaşlar; sandıklarla iktidara yönelik bir uyarı niteliğinde oylarını kullanıp, hükümet partisini ikinci parti durumuna getirdiler. Seçim sonrasında da beklenen adımlar henüz atılmadı. Halk arasındaki genel kanı, sorunlar kendi haline bırakılıp, zamanla çözümleneceği beklentisi içine girildi.

Hal ve durum böyle iken, ülkemizde göz ardı edilen bir sektör haline gelen inşaat sektörü de nasibini almak üzere. Tanıdığım bazı müteahhitler, “eldeki sermaye ile yeni inşaat başlatmaya korkuyoruz” diye konuşuyorlar.

Bunun nedenlerini ise çeşitli kaynaklarla açıklıyorlar.

Birinci kaynak, inşaat ve konut satımında yıllarca can suyu olan banka kredileri meselesi. Emekliler, çalışanlar, aldıkları maaşlarla çok güzel konut kredilerini ödeyebiliyorlardı. Oysa ki şimdi, banka faizleri ile uygulanan kredi faizleri güze gibi yükselmiş durumda.

Konut kredisi için 60 ay vadeli, yani beş yıl süreli kredi çekmek isteyenler, bir milyon lira yerine bankaların internet sitelerinde yer alan bilgilere göre 5 milyon lira bedel ödemek zorunda kalıyorlar. Bunun masrafları vs. giderleri hariç. Birde, sigorta garantisi olduğu zaman, kimse kredi almak için harekete geçmiyor. Çünkü, kredi taksitleri aylık en az 35 ile 50 bin lira arasında başlıyor.

İki çalışan, karı-koca olsa, asgari ücretle maaş alsalar, yemeyip, içmeyip, vs. Zorunlu harcamaları hiç yapmayıp, maaşlarını sadece ve sadece kredi ödemek için kullansalar bile aldıkları para kazançları buna yetmiyor.

Bu örnekle inşaat sektörünün S.O.S. yani imdat çığlıkları attığını düşünmek mümkün olabilir.

Müteahhitler böyle söylerken, TÜİK kaynaklarına göre de ülkemizdeki inşaat sektöründe ekonomik yönden iyileşmeler yaşandığı gözleniyor. Peki, bu durum nasıl? Diye sorulduğunda ise, müteahhitler, devlet eliyle yaptırılan, özellikle de deprem bölgesinde yaptırılan konutların inşaatlarının devam ettiği için sektörün böyle bir ivme kazanmış gibi görüldüğünü söylüyorlar.

Yani, sektörde, kağıt üzerinde hareketlenme ve gelişmeler var olsa bile bu durum gerçek piyasaya pek yansımıyor.

Beklentiler, konut kredi faizlerinin aşağıya çekilmesi, taksitlerinde yıllara göre artarak hesaplanması, tıpkı TOKİ konut satışlarında uygulanan kredi artı vade uygulamasının devlet garantili olarak normal müteahhitlerin de konut satışları için uygulanmasına yönelik formüller bulunması.

O zaman, durgun ekonomik piyasaların canlanacağı ve ülkemizdeki ekonomik durağanlığın tekrar üretime yönelik çalışmalarla dünya ortalamasına ulaşabileceği düşünülüyor. Böyle bir uygulama olabilir mi?

Devlet ve hükümet yönetimleri, emeklilere verecek para olmadığını ifade edip, emeklileri üzerken, özel sektörün canlanması için böyle bir adım atmasının beklenmesi, hükümetinde böyle bir tercih yapıp yapmayacağı bugün itibariyle belli değil. Çünkü, müteahhitler daha yeni seslerini çıkarmaya başladılar.

Ülkemiz, 1999 ve 2001 yılında yaşanılan ağır ekonomik sıkıntıların olduğu günlerdeki gibi, tüketim ve faiz sarmallı bir ekonomiye doğru yol almaya mı başladı?

Ülkemizdeki ekonomik sıkıntılar bir an önce son bulsun. Gidişat iyi olsun. Halkımız ve vatandaşlarımız hep mutlu olsunlar.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.