Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Faturalar cep yakıyor

Yazının Giriş Tarihi: 19.01.2026 00:20
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.01.2026 00:20

Modern çağın gereği olarak evimizde, işyerimizde kullandığımız elektrik miktarı arttı. Su miktarı arttı. Mevsimin kış ayları olması hasabiyle de doğalgaz veya yakıt kullanımı arttı.

Birde, takvimler değişti. 31 Aralık tarihi geride bıraktığımızda artık bir seneyi de geride bırakmamız ve 1 Ocak tarihi itibariyle de yeni yıla girmemiz nedeniyle iğneden ipliğe zam geldi. Pek çok kişi asgari ücrete yapılan zammı ve emeklilere yapılan zammı eleştirirken, elektrik, ulaşım, akaryakıt, doğalgaz, su fiyatlarına yapılan zamların faturaları da elimize ulaşıyor.

Bursa’ya bakalım. Sosyal medyada paylaşım yapan arkadaşlarımızın pek çoğu su fiyatlarına gelen aşırı zamlardan dert yanıyor. Mesela, “BUSKİ su faturası göndermiş. 5 metreküp su 470 TL, inanılmaz…” Bir başka arkadaşım, ön ödemeli su faturası kullanıyormuş. Bin liralık su için 13 metreküp dolum yapılmış. Bir başka arkadaşım, geçmişte kullandığı su için yaklaşık 300 TL aylık fatura ödemesi yaparken şimdi aynı miktardaki su için 710 TL su faturası ödemek zorunda kaldığını ileri sürüyor.

Demek ki tarihler ve senenin yılı değiştiğinde, cebimizden çıkan paraların fazlalaşması, ekonomik sıkıntının gün yüzüne çıkmasına yol açabiliyor.

Enflasyon resmi açıklamalara göre yüzde 30 dolaylarında. Su faturasına bakıldığında, yüzde yüzden fazla zam yapılmış.

Yine ısınma, doğalgaz faturalarına baktığımızda yüzde 80 civarında zam olduğu gözleniyor. Ama, yapılan açıklamalarda, doğalgaza zam yapılmadığı söyleniyor. Peki, faturalara yansıyan bu zammın neyin nesi? Diye sorma hakkını elde ettik mi, etmedik mi? Hani zam yoktu?

Elektrik meselesine gelince.

Şimdi, Aboneler aranıp, kullanım bedeli yüksek olduğu için sabit tarife seçeneği sunuluyor. Sonra da bir yıl aynı tarifeyi kullanıp, istediğimiz kadar elektrik kullanabilirsiniz, diye sabit faturaya aboneler geçmeye zorlanıyor. Lakin, elektrik kullanımı, hava şartları, mevsimlere göre değişim sağlıyor. Kış aylarında saat 17.00 gibi aydınlatma için evlerin elektrikleri yanarken, yaz aylarında bu saat 21.00’a kadar hava aydınlık olduğu için belki de lambalar yakılmıyor.

Yani, sabit fiyat ve sabit ödeme, vatandaşın lehine midir değil midir? Bu konuda değişik fikirler mevcut. Ben şahsen sabit fatura uygulamasına geçmedim. Birkaç fatura yüksek gelse dahi yaz aylarında rakam düşüyor.

Hem su fiyatlarında hem de elektrik fiyatlarında uygulanan kademeli kullanım oranları tamamen kaldırılmalı. Çünkü, haksızlık yapıldığına inanıyor pek çok vatandaşımız. 8-10 ton suyu geçtiğinde iki kat fiyat alınması, acaba kimin eseri?

Yine, aynı şekilde 3-5 kilovatsaat fazla elektrik yakıldığında iki kat ücret alınması, dar ve sabit gelirli vatandaşların ceplerinden alınıp kimlerin cebine kaynak oluveriyor?

Bu konularda ilgili sorular çok.

Zaten, ekonomik veriler ile piyasa fiyatlarının uyum sağlamadığını, konunun uzmanları, profesörler ve ev ekonomisine hakim pek çok kişiye göre ise cahil, yani diploması olmayan fakat, pazar alış verişi yapan, bakkal market alışverişi yapan kadınlarımız çok iyi eleştirebiliyor. Olayları, bütün gerçek ve çıplaklığıyla anlatabiliyorlar.

Tabi, her konuda olduğu gibi, bu konularla ilgili eleştirileri de ilgili, etkili ve yetkililerimizde kabul etmiyorlar.

Hemen hepsi topu bir başka kişiye atıp, hedef olarak başka kişileri, kurumları işaret ediyorlar. Mesela, elektrik üretiminde, abonelere sunulan hizmetlerin özel sektör eliyle yapılması, vatandaşların yüksek fatura ödemesinin yanı sıra, sokak ve cadde lambalarının da bu şirketler tarafından azaltılmasına, yakılmamasına, kentlerin üzerinin karanlık çökmesine yol açıldığını eleştiren vatandaşlarımız var.

Cadde ve sokaklar aydınlatılmadan, vatandaşların abone ücretlerine de bu ücretlerin eklenmesi iddiası ayrıca detaylandırılması ve devleti yönetenlerin bu konuyla ilgili acil önlem alması gereken en önemli meselelerden bir tanesi gibi önümüzde duruyor.

Emekli Aybüke hanımın, 31 Aralık 2025 ile 1 Ocak 2026 tarihi arasındaki faturalandırma ve zorunlu giderlerin kaba saba hesaplanmasıyla ortaya çıkan rakam şöyle.

Emekli maaşı 20 bin TL olacak.

İnternet ücreti taahhütlü 514 TL, cep telefonu ücreti taahhütlü 560 TL, normal elektrik ücreti 1.200 TL, ısınma doğalgaz ücreti 2.350 TL kombi ve mutfak ocağı dahil ortalama gelen. Kablo TV ücreti 314 TL taahhütlü. Apartman site gideri 2 bin TL. Aylık ulaşım gideri indirimli 750 ile bin lira arasında. Toplu taşma. Dolmuş ve taksi kullanımı halinde 4 bin lirayı buluyor. Su gideri aylık 1.200 TL, 10 metreküp aşıldığında, iki katına çıkıyor.

Bu rakamları hesaplayıp topladığımızda çıkan rakam 12 bin 888 TL. Yani emekli maaşının yüzde 60’ına otomatik olarak zorunlu gider ve ödemelere ayırmak zorundayız.

Geri kalan 8 bir yüz on iki lira emekli maaşı. Hani şöyle, kahvaltılık, peynir zeytin hesabı veya simit çay hesabı yapsak, bu rakam 10 günlük iaşeye zar zor yetişiyor. Geri kalan cepten gidiyor. Yara, yemeyip, içmeyip, ekonomik zorluklara katlanmaktan başka çare kalmıyor.

Hayat pahalı, ekonomik sistem ve rakamlar birbirlerine uyum salamıyor. Ama, kime sorsanız bu piyasa şartlarının müsebbibi kendileri değil. Muhalif belediyelere sorsanız, hükümet temel girdi maddeleri, akaryakıt ve yedek parça, hatta işçi ücretlerine zam yapıldığı gerekçesiyle sürekli zam yapılıyor. Bu zam miktarları da enflasyonun üzerinde.

İktidar muhalif belediyeleri, muhalif belediyeler ve siyasi partiler iktidarı, hükümeti suçlarken, olan ekonomik göstergeler ve gelen zorunlu faturalardaki rakamlar üzerinde ezilen vatandaşlara oluyor.

Hesap kitap ortada.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.