Ülkemizi kuran ve bağımsızlığa kavuşturan Mustafa Kemal Atatürk’ün deyimi ile en büyük bayram bu bayram. Bizlere emanet ettiği Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.
Biz, yaşımız itibariyle o yılları yaşamadık. Ülkemizin emperyalist güçler tarafından paylaşılması, işgal edilmesi, ailelerin per perişan olması, vatanın elden gitmek üzere olduğu günleri görmedik. Büyüklerimizden dinlediğimiz, tarihe yazılanlar kadarıyla biliyoruz yaşanılanları. Birde, bağımsızlık için mücadele verilen, savaş verilen savaş alanlarını ziyaret ettiğimiz zamanlarda, ne zor şartlar altında bu vatanın kazanılıp bizlere emanet edildiğini anlayabiliyoruz. Ben, bu gün yine, her Türk çocuğunun Çanakkale’ye giderek, burada yaşanılan savaş alanlarını görmesini ve rehberleri can kulağı ile dinleyerek, atalarımızın ne şart ve güçlükler altında, hür ve bağımsızlık için mücadele verdiklerini görerek öğrenmelerini tavsife ediyorum.
Biz, çok güzel bir emanete sahip çıkıyoruz. Cumhuriyet.Daha geniş anlamıyla cumhuriyetin ilanı, Türk toplumunu çağdaşlaştırmayı amaçlayan Atatürk Devrimleri'nin bir parçasıdır, diğer yenileşme ve reformların da önünü açan bir siyasal inkılap / devrim hareketidir.
Devleti idare edenlerin seçimle iş başına geldiği yönetim şekline cumhuriyet denir. Dünyadaki devletlerin çoğu cumhuriyetle yönetilir. Cumhuriyetle yönetilen ülkelerde egemenlik milletindir. Millet, devleti yönetecek kişileri kendisi seçer. Böylece, halk kendi kendini yönetmiş olur.
Yurdumuz cumhuriyete Kurtuluş Savaşı'ndan sonra kavuştu. Ama, cumhuriyete doğru atılan adımların atılması ve yaşanması kolay olmadı. Önceleri devletimizin adı Osmanlı Devleti idi. Devlet İdaresinde bütün yetki padişahın elindeydi.Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı'nda yenik sayıldı. Düşmanlar yurdumuza girdiler. Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. Birçok yerde toplantılar yaptı.
Halkımızı, milletimizi "Ya istiklal, ya ölüm" parolası altında birleştirdi. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Mustafa Kemal meclis başkanı seçildi. Ordumuz, İnönü Savaşlarını kazandı. Peşinden Sakarya Meydan Muhaberesi ile Başkomutanlık Meydan Savaşı'nı da zaferle noktaladık. Yunanlılarla ve Birinci Dünya Savaşı'nı da savaştığımız devletlerle 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması imzaladık. Bütün dünya devletleri, Türkiye'nin bağımsız bir devlet olduğunu kabul ettiler. Yurdumuz yeniden egemenliğine kavuştu. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 29 Ekim 1923'te cumhuriyeti ilan etti. Devletimizin adı Türkiye Cumhuriyeti oldu. Atatürk ise, ilk cumhurbaşkanımız olarak göreve başladı. Cumhuriyet idaresinde devlet anayasaya uygun kanunlarla idare edildi. Kanunlar ise halkın seçtiği milletvekilleri yapar.
Halkı yöneten insanlar, seçimle iş başına gelirler. Halk, istediğini seçer, istemediğini seçmez. Seçilen kişiler halka karşı sorumludurlar. İşte bütün bunlardan dolayı cumhuriyet en iyi yönetim şeklidir.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti'nin resmen kurulduğu tarihtir. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, diğer bayramlar gibi bu bayramı da gelecek nesillere bir miras olarak bırakmıştır. 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yapılan bir anayasa değişikliğiyle Türkiye'nin yönetim biçimi Cumhuriyet olarak belirlenmiştir.
Türk halkı için Cumhuriyet Bayramı, milli birlik ve beraberliğin, toplumsal dayanışmanın üst düzeye çıktığı milli bayramlarımızdan birisidir. Kurtuluş Savaşı'nın Türk milletinin zaferiyle sonuçlanmasının ardından ortaya çıkan yönetim boşluğunun kaldırılması amacıyla yeni bir yönetim biçiminin belirlenmesi şarttı. Mustafa Kemal ve arkadaşları yaptıkları çalışmalar sonucu Türkiye'ye yakışır yönetim şeklinin cumhuriyet olduğuna karar verdi. Nihayetinde 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edildi.
Ama, bu günlere gelinmesi kolay olmadı.
Türk milletine inanan, güvenen Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919′da Samsun'a geldi. Erzurum'da, Sivas'ta kongreler düzenledi. Mustafa Kemal Paşa "Tek bir egemenlik var, o da Milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır" diyordu.
Yurdun dört bir tarafından gelen ulus/ millet- halk temsilcileri -milletvekilleri- 23 Nisan 1920 günü Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nde toplandı. Meclis, Mustafa Kemal Paşa'yı başkan seçti. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. Halkımızın ve milletimizin katılımlarıyla oluşan düzenli ordular İnönü'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da savaştılar. Yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı.
İmzalanan Lozan BarışAntlaşması ile yeni bir devlet doğdu. Bu doğan devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemişti. İkinci dönem Büyük Millet Meclisi 11 Ağustos 1923′te ilk toplantısını yaptı. 13 Ekim 1923′te Ankara Başkent oldu. Atatürk; düşmanın ülkeden atılıp sınırlarımızın belirlenmesinden sonra, çoktan beri tasarladığı cumhuriyetin ilanı üzerinde hazırlıklar yapmaya başladı. 28 Ekim 1923 akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya'da yemeğe çağırdı. Onlara, "Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz" Dedi.
Aradan tam tamına 101 yıl geçti. Bir asrı aştık. Hür, bağımsız ve güçlü bir Türkiye olarak, demokratik ve Cumhuriyetimizin kazanımları ile dünyada var olma mücadelesi içindeyiz.
Cumhuriyet'i korumak, kollamak, yaşatmak her yurttaşın ödevidir.
Atatürk Türkiye'yi "Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak" amacıyla bir dizi yenilikler yapmıştır. Bu yenilikleri beş başlık altında toplayabiliriz:
Siyasal Alanda Yapılan Yenilikler : Saltanatın kaldırılması ( 1 Kasım 1922), Ankara'nın başkent olması (13 Ekim), Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923), Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924)
Sosyal alandaki yenilikler : Siyasi Partiler kuruldu. (Cumhuriyet Halk Fırkası, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Cumhuriyet Fırkası), Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934), Şapka ve kıyafet yeniliği (25 Kasım 1925), Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925), Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934),Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934), Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)
Ne mutlu Türküm diyene!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Muharrem KARABULUT
Cumhuriyet !
Ülkemizi kuran ve bağımsızlığa kavuşturan Mustafa Kemal Atatürk’ün deyimi ile en büyük bayram bu bayram. Bizlere emanet ettiği Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.
Biz, yaşımız itibariyle o yılları yaşamadık. Ülkemizin emperyalist güçler tarafından paylaşılması, işgal edilmesi, ailelerin per perişan olması, vatanın elden gitmek üzere olduğu günleri görmedik. Büyüklerimizden dinlediğimiz, tarihe yazılanlar kadarıyla biliyoruz yaşanılanları. Birde, bağımsızlık için mücadele verilen, savaş verilen savaş alanlarını ziyaret ettiğimiz zamanlarda, ne zor şartlar altında bu vatanın kazanılıp bizlere emanet edildiğini anlayabiliyoruz. Ben, bu gün yine, her Türk çocuğunun Çanakkale’ye giderek, burada yaşanılan savaş alanlarını görmesini ve rehberleri can kulağı ile dinleyerek, atalarımızın ne şart ve güçlükler altında, hür ve bağımsızlık için mücadele verdiklerini görerek öğrenmelerini tavsife ediyorum.
Biz, çok güzel bir emanete sahip çıkıyoruz. Cumhuriyet. Daha geniş anlamıyla cumhuriyetin ilanı, Türk toplumunu çağdaşlaştırmayı amaçlayan Atatürk Devrimleri'nin bir parçasıdır, diğer yenileşme ve reformların da önünü açan bir siyasal inkılap / devrim hareketidir.
Devleti idare edenlerin seçimle iş başına geldiği yönetim şekline cumhuriyet denir. Dünyadaki devletlerin çoğu cumhuriyetle yönetilir. Cumhuriyetle yönetilen ülkelerde egemenlik milletindir. Millet, devleti yönetecek kişileri kendisi seçer. Böylece, halk kendi kendini yönetmiş olur.
Yurdumuz cumhuriyete Kurtuluş Savaşı'ndan sonra kavuştu. Ama, cumhuriyete doğru atılan adımların atılması ve yaşanması kolay olmadı. Önceleri devletimizin adı Osmanlı Devleti idi. Devlet İdaresinde bütün yetki padişahın elindeydi. Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı'nda yenik sayıldı. Düşmanlar yurdumuza girdiler. Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. Birçok yerde toplantılar yaptı.
Halkımızı, milletimizi "Ya istiklal, ya ölüm" parolası altında birleştirdi. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Mustafa Kemal meclis başkanı seçildi. Ordumuz, İnönü Savaşlarını kazandı. Peşinden Sakarya Meydan Muhaberesi ile Başkomutanlık Meydan Savaşı'nı da zaferle noktaladık. Yunanlılarla ve Birinci Dünya Savaşı'nı da savaştığımız devletlerle 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması imzaladık. Bütün dünya devletleri, Türkiye'nin bağımsız bir devlet olduğunu kabul ettiler. Yurdumuz yeniden egemenliğine kavuştu. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 29 Ekim 1923'te cumhuriyeti ilan etti. Devletimizin adı Türkiye Cumhuriyeti oldu. Atatürk ise, ilk cumhurbaşkanımız olarak göreve başladı. Cumhuriyet idaresinde devlet anayasaya uygun kanunlarla idare edildi. Kanunlar ise halkın seçtiği milletvekilleri yapar.
Halkı yöneten insanlar, seçimle iş başına gelirler. Halk, istediğini seçer, istemediğini seçmez. Seçilen kişiler halka karşı sorumludurlar. İşte bütün bunlardan dolayı cumhuriyet en iyi yönetim şeklidir.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti'nin resmen kurulduğu tarihtir. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, diğer bayramlar gibi bu bayramı da gelecek nesillere bir miras olarak bırakmıştır. 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yapılan bir anayasa değişikliğiyle Türkiye'nin yönetim biçimi Cumhuriyet olarak belirlenmiştir.
Türk halkı için Cumhuriyet Bayramı, milli birlik ve beraberliğin, toplumsal dayanışmanın üst düzeye çıktığı milli bayramlarımızdan birisidir. Kurtuluş Savaşı'nın Türk milletinin zaferiyle sonuçlanmasının ardından ortaya çıkan yönetim boşluğunun kaldırılması amacıyla yeni bir yönetim biçiminin belirlenmesi şarttı. Mustafa Kemal ve arkadaşları yaptıkları çalışmalar sonucu Türkiye'ye yakışır yönetim şeklinin cumhuriyet olduğuna karar verdi. Nihayetinde 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edildi.
Ama, bu günlere gelinmesi kolay olmadı.
Türk milletine inanan, güvenen Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919′da Samsun'a geldi. Erzurum'da, Sivas'ta kongreler düzenledi. Mustafa Kemal Paşa "Tek bir egemenlik var, o da Milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır" diyordu.
Yurdun dört bir tarafından gelen ulus/ millet- halk temsilcileri -milletvekilleri- 23 Nisan 1920 günü Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nde toplandı. Meclis, Mustafa Kemal Paşa'yı başkan seçti. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. Halkımızın ve milletimizin katılımlarıyla oluşan düzenli ordular İnönü'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da savaştılar. Yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı.
İmzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni bir devlet doğdu. Bu doğan devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemişti. İkinci dönem Büyük Millet Meclisi 11 Ağustos 1923′te ilk toplantısını yaptı. 13 Ekim 1923′te Ankara Başkent oldu. Atatürk; düşmanın ülkeden atılıp sınırlarımızın belirlenmesinden sonra, çoktan beri tasarladığı cumhuriyetin ilanı üzerinde hazırlıklar yapmaya başladı. 28 Ekim 1923 akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya'da yemeğe çağırdı. Onlara, "Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz" Dedi.
Aradan tam tamına 101 yıl geçti. Bir asrı aştık. Hür, bağımsız ve güçlü bir Türkiye olarak, demokratik ve Cumhuriyetimizin kazanımları ile dünyada var olma mücadelesi içindeyiz.
Cumhuriyet'i korumak, kollamak, yaşatmak her yurttaşın ödevidir.
Atatürk Türkiye'yi "Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak" amacıyla bir dizi yenilikler yapmıştır. Bu yenilikleri beş başlık altında toplayabiliriz:
Siyasal Alanda Yapılan Yenilikler : Saltanatın kaldırılması ( 1 Kasım 1922), Ankara'nın başkent olması (13 Ekim), Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923), Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924)
Sosyal alandaki yenilikler : Siyasi Partiler kuruldu. (Cumhuriyet Halk Fırkası, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Cumhuriyet Fırkası), Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934), Şapka ve kıyafet yeniliği (25 Kasım 1925), Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925), Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934),Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934), Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)
Ne mutlu Türküm diyene!