Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

100. Yılında Halifeliğin Kaldırılması

Yazının Giriş Tarihi: 03.03.2024 00:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.03.2024 22:27

Osmanlı padişahı ve İslam halifesi tüm Müslümanları savaşa çağırdı, kulak asan olmadı. İngilizlerle iş birliği yapan Mekke Şerifi Hüseyin Müslümanları, Osmanlı'ya karşı cihada çağırınca karşılık ve itibar gördü.

Bu elim olay Araçlarının hilafetin ve Halifeliğin Osmanlı'da olmasını kabullenmediğini net olarak gösteriyordu. 

100 Yıl önce bugün 1 martta kaldırılan halifeliğin durumunun özetini hatırlayalım.

Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

Halife, sözlükte birinin yerine geçen, bir kimseden sonra gelip onun yerini alan, birinin ardından gelen/giden, yerini dolduran, vekâlet veya temsil eden gibi anlamlara gelmektedir. Halifelik ise, terim olarak İslam devletlerinde Hz. Muhammed’den sonraki devlet başkanlığı kurumunu ifade eder.  

TBMM-Hilafet çekişmesinin önüne geçmek için, 29 Nisan 1920’de çıkartılmış bulunan Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun 1. maddesi 15 Nisan 1923 tarih ve 334 sayılı Kanun ile değiştirildi ve Saltanatın ilgasına ilişkin Kanun’a ve TBMM’nin meşruiyetine isyanı içeren sözlü, yazılı veya fiili muhalefet vatana ihanet kapsamına alındı.

TBMM, 1 Nisan 1923’te aldığı karar ile 16 Nisan 1923 tarihi itibariyle I. Dönem çalışmalarına son verdi. Meclisin dağılmasından sonra Ankara’da Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında bazı bakan ve Müdafaa-i Hukuk grubu yönetim kurulu üyelerinden müteşekkil bir grup ile seçim bürosu kuruldu. Seçime katılacak milletvekili adayları ve Müdafaa-i Hukuk grubundan Halk Fırkasına dönüşen siyasi teşkilatın prensipleri tespit olundu. Bu umdelerin ikincisinde, Dayanağı TBMM olan makam-ı Hilâfet, İslamlar arasında bir makam-ı mualladır ifadesi yer aldı ve diğer umdelerle birlikte seçim öncesi halka ilan edildi. TBMM II. Dönem çalışmaları 11 Ağustos 1923’te başladı. Halife Abdülmecit 15 Ağustos 1923 tarihinde TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa’ya çektiği telgraf ile meclisin yeni dönemini kutladı ve meclis üyelerine selam gönderdi.

TBMM Halk Fırkası grubunda 22 Kasım 1923 günü cumhuriyet idaresinin ilk başvekili sıfatıyla İsmet Paşa, Rauf Bey’in İstanbul gazetelerinde çıkan beyanatına dair bir önerge verdi. İsmet Paşa grupta halife karşıtı ve halifeyi tehdit eden bir konuşma yaptı. İsmet Paşa’nın bu sert konuşmasının asıl sebebi Rauf Bey’in gazetede çıkan mülakatı değil, İstanbul’da Rauf Bey, Kazım Karabekir, Adnan Adıvar, Refet Bele’nin birlikte halifeyi ziyaret etmiş olmalarıydı. Ankara bunu “saltanatın ihya edilme teşebbüsü” olarak değerlendirmişti.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk bütçesi 20 Şubat 1924’te TBMM’de tartışılmaya başlandı. Maliye Vekili Mustafa Abdülhalik (Renda) Bey, bütçe sunuş konuşmasında, 1924 mali yılı Bütçe Kanunu tasarısında toplam giderleri 126.087.739 TL. olarak öngörüldüğünü açıkladı. Bunun içinde halifenin artırılmasını istediği tahsisatın 100 bin lira kısılarak 331 bin liraya düşürüldüğünü vurguladı. Aynı bütçede TBMM’ye 400 bin lira, Cumhurbaşkanlığına 247 bin lira tahsis edilmişti. Bütçe müzakereleri sırasında İstanbul Mebusu Profesör Yusuf Akçura, bütçede hilâfet ödeneğine itiraz etti ve bunun cumhuriyetin temeline aykırı bulduğunu söyledi.

1 Mart’ta Reisicumhur Mustafa Kemal Paşa TBMM’nin yeni çalışma yılının açış konuşmasında üç noktaya işaret etti; birincisi; cumhuriyetin halen ve gelecekte bütün saldırılardan ebediyyen korunması, ikincisi; terbiye ve tedrisatın tevhidi, üçüncüsü; diyanet-i İslamiyeyi siyaset vasıtası olmaktan kurtarıp yüceltmenin lüzumu.

Cumhurbaşkanı ve CHF Genel Başkanı 

Heyet-i Vekile Reisi olarak İsmet Paşa da gerek Mecliste gerekse kamuoyunda sorulan sorulara bir cevap mahiyetinde şunları söyledi:

Makam-ı hilâfetin ilgasıyle ahkâm-ı İslamiyyenin muhafaza ve tamamen icrasında hiçbir eksik olmıyacaktır… Cuma namazının kılınmasında makam-ı hilâfetin bir tesiri, bir vaziyeti olduğunu zannedenler vardır, fakat batıldır… Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde makam-ı hilâfet mevcud olmamakla diyanet-i İslamiyyenin icrasında bütün ahkâm ve muamelat tamam olacaktır; hiçbir eksik bulunmayacaktır. Hakikat de bundan ibarettir. Zaten dört seneden beri Türkiye dâhilinde İslamiyet, makam-ı hilâfetin hiçbir alakası, münasebeti, tesiri, nüfuzu olmaksızın ahkâmını icra ediyor.

Bu ikna edici açıklamalardan hemen sonra birinci madde için oylama yapıldı ve oybirliği ile kabul edildi. İkinci madde için bir öneri sunuldu ve o haliyle kabul edildi. Geriye kalan 11 madde müzakere edilmeden tek tek okunup oylandı ve kabul edildi. Maddeler bittikten sonra ise bütün kanun maddeleri tekrar okunup toptan oylanarak kabul edildi. TBMM’de halifelik makamını kaldıran ve Osmanlı hanedanını yurtdışına çıkartan kanun aynı gün Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa tarafından onaylandı ve 431 sayılı Kanun olarak Resmi Gazetede yayımlandı. 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.