Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

~Adın ne?~

Yazının Giriş Tarihi: 03.06.2024 00:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.06.2024 16:10

Belki iki senelik üst komşusundan iyice rahatsız olmaya başlamıştı Aysel hanım.

Hele geceleri çığlık çığlığa bağıran çocukları yokmuydu.

Yukarı çıkıp ağzına geleni söylemek geliyordu içinden.

Bu kadarı da olurmuydu canım? Ara sıra aşağıdan örümcek süpürgesinin sapıyla tavana vururdu üst komşunun gürültüyü kesmesi için.

Ama aynı tas, aynı hamam devam ederdi herşey.

Bir gün birde pişkin pişkin köfte harcı için ekmek içi almaya gelmezmi üst komşusu.

Zor tutmuştu kendini Aysel hanım.

Tanışlığı yoktu apartmanda hiçkimseyle.

Adını dahi bilmediği kadın ne demeye ekmek içi istemeye gelirdi ki?

Birde yüzsüz yüzsüz gülümseyerek hemde...

Sinir olmuştu o an.

Ekmek içini vermemişti bir bahane bulup.

Çokta şey söyleyecekti ama misafiri vardı o an.

Sustu bu yüzden...

Ve o bağırışlar ve gürültüler hiç kesilmedi sonraki günlerde.

Ne ayıp birşeydi böyle gürültü yapmak.

Çocuklarını azıcık azarlada susarlardı belki.

Ama kadın gıcığın tekiydi ona göre.

Gece uykularından uyanıyorlardı eşiyle birlikte artık.

Karar vermişti ne olursa olsun haddini bildirecekti üst komşusuna Aynı gecenin sabahı yine kapıya gelmesinmi üst katında oturan o gıcık kadın.

Hanımefendi kusura bakmayın. Birşey rica edecektim.

Bizim oğlan, sizin çocuğun akülü arabasını görmüş camdan.

Çok istedi binmeyi.

İzin verirmisiniz bir defa binsin? -deyince iyice sinirleri gerilmişti Aysel hanım'ın.

Ama işe yetişecekti o an.

Geçte kalmıştı.

Konuyu uzatmak istemedi bu yüzden .

Sonra bildirecekti pişkin komşusunun haddini.

Hatta o kadını apartmandan attırmak için hiç tanımadığı komşularının kapısını çalıp, imza toplayıp yöneticiye verecekti.

Ertesi gün sabaha karşı bir gümbürtü duydu yine yukarıdan. Dayanamadı artık.

Üzerini hızla giyinip ağzına geleni söylemek için çıktı yukarı.

Kapı ağzına kadar açıktı.

Ve telaşla birileri girip çıkıyordu sürekli İçeriye uzattı başını.

-"Canımın canı gitti...

Yüreğim yanıyor...

Yavrum gitti.

Oğlum gitti-" diye vefat eden oğlunun başında gözyaşı döken komşusuna baktı pişmanlıkla Diyeceği, aklında sıraladığı herşeyi yutkunurken, evin içine göz gezdirdi.

Herşey okadar eskiydiki.... Duvarda sonraları öğrendiği, kadının rahmetli eşinin resmi vardı.

Ve birkaç yardım kurumunun poşeti yerlere saçılmıştı.

Neden ekmek içi istediğini anlamıştı komşusunun...

Ve akülü arabayı neden isteğini...

Ertesi gün cami avlusuna gitti başsağlığı dilemek için.

üst kat komşusu, Yavrum çok hastaydı.

Acısından bağırıp çağırıyordu.

İnanın elimde değildi acılarını bastırıp susturmak.

Doktorlar kurtulamaz demişlerdi. Hakkını helal et komşum.

Onca zaman rahatsız ettik sizi. Oğluma hakkını helal et-" deyince elini tuttu üst kat komşusunun gözyaşlarıyla... Helal etti hakkını. Ama tek kelime etse hıçkıra hıçkıra ağlayacaktı o an.

Nasıl anlamamıştı komşusunun sıkıntısını.

Nasıl gözleri bu kadar kör olmuştu. Yöneticiden sonradan öğrendiğine göre oğlunun hastalığı sebebiyle çalışamadığı için birikmiş beş aylık kirası varmış zavallı kadının...

Akülü arabayı bozuk demenin pişmanlığı yüreğini okadar acıttı o an.

İki gün sonra ise senelerdir merdivenlerde karşılaştığı,selam dahi vermediği" gıcık"diye sıfat taktığı komşusunu yine merdivende oğlunun acısıyla ağlamaklı halde görünce sarıldı gözyaşlarıyla.

Kendi adını söyledi sonra.

Sonrada çok geç kaldığı soruyu sordu.

Tanışamadık komşum.

Sahi senin adın ne? dedi utanarak...

Derdini kederini paylaşmak şöyle dursun.

Komşumuzu selam verecek kadar tanımayan insanlığımıza ithafen.

Alıntı

Tekrar görüşünceye dek,

Sevgiyle kalın.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.