Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Çiftçi ekemez, dikemez!

Yazının Giriş Tarihi: 10.02.2024 00:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.02.2024 17:52

1970’li yıllarda sıkça söylenen ve kitaplarımızda yer alan ‘Türkiye tarımda kendi kendine yeten dünyadaki yedi ülkeden biridir’ tümcesini son 20 yıldan bu yana ne duyuyor ne de herhangi bir yerde okuyorum. ‘Yerli Malları Haftası’ da artık ithal ürünlerle kutlanıyor olmalı!

CHP Parti Meclisi Üyesi Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın hemen her yerde dile getirdiği ‘Türkiye Tarımı’ ile ilgili belgeli paylaşımları, geleceğimizi yakından ilgilendiriyor. Sarıbal bu kez ‘2004-2023 yılları arasında çiftçilerin bankalara olan borçları 114 kat artarken tarıma verilen destekler sadece 20 kat artırıldı” başlıklı oldukça çarpıcı bir raporla karşımıza çıktı.

ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ

Cumhuriyet’in ilk yıllarında tarım sektörü kalkınmanın itici gücü, çiftçi ise “milletin efendisi” olarak görülüyordu. Atatürk Orman Çiftliği, Alata Çiftliği, Ceylanpınar, şeker fabrikaları, buğday siloları, pamuk tarlaları; Çay, fındık ve narenciye bahçelerindeki makineleşme ile birlikte çiftçi geleneksel üretim yerine modern tekniklerle daha çok kazanmaya başlamıştı.

Ancak 1980’li yıllarda uygulamaya konulan neoliberal politikalar sonucunda tarım giderek ekonomideki ağırlığını kaybetti; Türkiye tarımda dışa ve ithalata bağımlı hale getirildi. Bu nedenle gıda güvencesi ve gıda güvenliğinde önemli gerilemeler yaşandı. Beslenme zincirindeki halkalar kopmaya başladı. Çocuklarına süt takviyesi yapılan bir ülkeyiz artık. 

Yapilan çalışmaya göre; AK Parti iktidarı üretmeyi ithal etmekten daha pahalı hale getirdi. Bu nedenle stratejik önemi bulunan tarla bitkilerinde üretim ya düştü veya eski seviyelerinde kaldı. Bir zamanların hububat ambarı olarak nitelenen Türkiye, günümüzde dışa bağımlı ve ürettiğinin yarısından fazlası kadar buğday ithal eder hale geldi. ABD Tarım Bakanlığı tarafından 12 Ocak 2024 tarihinde yayımlanan rapora göre Türkiye; Çin, Mısır, ve Endonezya’nın ardından dünyada en çok buğday ithal eden dördüncü ülke. İnanılmaz ama gerçek!

Emek karşıtı politikalar nedeniyle özellikle Türkiye’nin ithalata bağımlı olduğu gübre, ilaç, mazot, tohum, hayvan yemi gibi tarımsal girdi fiyatlarında olağanüstü artışlar oldu. Buna karşılık verilen destekler girdi fiyatlarının çok altında kaldı, ayrıca çiftçinin elindeki ürünlerin fiyatları maliyetin altında açıklandı. Öte yandan dünya piyasalarında tarım ürünleri fiyatlarının gerilemesinden dolayı ihtiyacın üzerinde ithalat yapıldı. Tüm bu nedenlerle stoklar arttı, başta mısır ve pamuk olmak üzere birçok üründe çiftçinin eline geçen fiyatlar önceki yılın bile altında kaldı. Çiftçi fakirleşti, göç etti.

Bu durumda ürününden para kazanamayan ve emeğinin karşılığını alamayan çiftçilerin üretimi bırakmaktan başka çareleri kalmadı. Oysa son yıllarda koronavirüs salgını, ekonomik kriz ve Rusya-Ukrayna savaşı ithalatın çözüm olmadığını, tarımda kendi kendine yeterliliğin hayati önemi olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

TARIMSAL DESTEKLER

2006 tarihli Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesine göre, tarımsal desteklerin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) içindeki payının en az yüzde 1 olması gerekiyor. Ancak bu miktar hiçbir zaman yüzde 0,6’yı (binde 6) geçmedi, son yıllarda yüzde 0,3’lere (binde 3) kadar geriledi. Çiftçi devlet tarafından yeterli ölçüde desteklenmediği için üretim girdileri ve diğer ihtiyaçları için banka kredilerine başvurmak zorunda kaldı.

KREDİ BORÇLARI

2004 yılında bütçeden tarıma verilen destekler 3,1 milyar TL iken, çiftçilerin bankalara olan borcu 5,3 milyar lira olarak görülüyor.

2023 yılına gelindiğinde çiftçilere verilen tarımsal destekler 63,3 milyar lira olarak gerçekleşmesine karşın bankalara olan borçlar 605,7 milyar liraya yükseldi. Bu kredilerin yüzde 96,4’ü bitkisel ve hayvansal üretim için kullandırıldı. Tarım sektörünün bankalara olan toplam kredi borçları son bir yılda yüzde 79,4 oranında arttı.

KREDİ FAİZLERİ YÜKSELDİ

Ziraat Bankası’nın 1 yıllık işletme kredilerinde cari faiz oranı 2022 Aralık ayında yüzde 9,5 iken, 2023 Aralık ayında 42’ye yükseldi.

Tarım Kredi Kooperatiflerinde yıllık faiz oranı yüzde 58’lere kadar çıktı. Diğer bankalarda ise bir yıllık işletme kredisi faiz oranı yüzde 17’den yüzde 62’ye yükseldi. Üstelik gerek bankalar gerekse Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçiye verilen kredilerde değişken faiz uyguladı.

Bu durumda çiftçi çektiği krediyi ödeyebilmek için yeni kredi bulmak zorunda kaldı ve borç katlanarak büyüdü. Çiftçinin içine düştüğü bu sarmal ya sözleşmeli üretim yoluyla şirketlere bağımlılığa ya da verimli tarım topraklarının icraya düşmesine yol açtı. Bir başka anlatımla tarım alanları hızla şirketlerin eline geçti.

Çiftçi, bankaların ve şirketlerin insafına terk edilmemeli, öncelikle hak ettikleri destekler verilmelidir. Tarım kredilerinde uygulanan faiz oranları, Ziraat Bankası faiz oranlarından fazla olmamalıdır.

Çiftçinin kredi maliyetleri mutlaka düşürülmelidir.

Ekip diken ve aylarca uğraşan köylü korunmalıdır!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.