banner298

banner193

banner246

banner254

01.06.2010, 23:03 289

Taşlar ve düşler kenti

ASGD Genel Başkanı İbrahim Erdoğan telefonda şunu sordu:
“Erol Ağabey Diyarbakır’a geliyorsun değil mi?”
Kendisine jet bir yanıt verdim:
“Hem de koşarak geliyorum!..”
İyi ki öyle demişim.
Adeta koşarak gittiğim Diyarbakır’ın hala o büyülü havasının etkisindeyim.
Orada iki gün dolu dolu yaşadım.
Bursa’da döndüm.
Hala eşime ve dostlarıma bu “taşlar ve düşlerin birlikteliğini” anlatmaya doyamıyorum.
Belki de bu açlık hissi.
Biraz da benim dostluklarla örülü tarihe fazlaca düşkünlüğümden ileri geliyor.
Ya da.
Zaten doya doya yaşadığım Bursa’nın bir benzerini.
Hatta ondan da eski geçmişe sahip bir kenti ilk kez görmemden kaynaklanıyor.
Oraya koşarak gitmemdeki bir başka neden de.
İki kent arasında kurulan dostluk köprüsünün üzerinde benim de bulunmam.
..Ve o gururla karşıya geçmem…
***
Daha sonra unuturum kaygısıyla yazıma peşin peşin bu projenin mimarlarına teşekkür etmekle başlamak istiyorum.
Öncelikle de bu projenin öncülerinden.
ASGD Genel Başkanı İbrahim Erdoğan ile Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Faruk Balıkçı’ya teşekkür ediyorum.
İkisi de, iki kent arasında spor olayları nedeniyle başlayan gerginliği dostluğa dönüştürdüler ya!..
Sadece bu davranış bile dünyalara bedel…
Evet!..
Taşlarla düşlerin birbirileriyle kucaklaştığı Diyarbakır’dayız.
Batıdan herkesin kuşkuyla, hatta önyargıyla baktığı Diyarbakır…
Ama.
O önyargıyla mahkum ettiğimiz insanlar bize ne yaptılar biliyor musunuz?
Önce havaalanından başlayarak, bizleri karanfillerle karşıladılar.
Daha sonra da adeta bağırlarına bastılar .
İki gün sonra uğurlarken de içimizde inanılmaz duygusal kırıntıları bıraktılar.
***
Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir de bizi karanfillerle karşıladı.
Hani o.
Yine batı gözlüğü ile baktığımız.
Neredeyse sırça köşklerden, hakkında bilip bilmeden ahkamlar kestiğimiz.
Osman Baydemir!..
Ağzından öyle şeyler duyduk ki.
Bunları iki gün sonra kendisiyle yaptığımız uzun söyleşimizi sizlerle paylaşarak yazacağız.
Şimdilik sadece şunu söylemekle yetinelim.
Baydemir’in ağzından dostluk, kardeşlik ve misak-ı milli sınırlarından başka bir kelam çıkmadı .
Neyse.
Tekrar Diyarbakır’a dönelim.
Örneğin.
Taşından toprağından, tarihi geçmişinden ve son olarak da insanlarından söz edelim.
Zaten beni asıl etkileyen de bu tarafı…
Diyarbakır “itilmiş kakılmışların” bir kenti mi?
Yoksa içimizi kemiren “acabaların?” bir kenti mi?
***
Kaldığımız otel veya öyle demeyelim; tarihi han.
Diyarbakırlıların asırlarca yaşadıkları sur içinde görkemli bir yer…
Türkülere konu olan Mardin Kapı’nın hemen yanında…
Ancak handan sokağa çıkıyorsunuz.
Karşınızda Diyarbakır’ın o “itilmiş kakılmış mı?” sorusunun yanıtı…
Yoksulluk suratınıza bir şaplak patlatıyor.
Sur içindeki yaşamı irdelediğinizde de bu gerçek bütün benliğinizi adeta sarıyor.
Kentin neredeyse tüm tarihi değerleri 120 bin kişinin yaşadığı bu ilçede yer alıyor.
Daracık sokaklarda karşınıza hep aynı olgu çıkıyor:
“Yoksulluk, çaresizlik!..”
Bir dükkana gidiyoruz.
Gazeteci olduğumuzu öğrenince.
Genç satıcı adeta haykırıyor:
“Bu işsizliği, bu fakirliği yazın; devlet bizi unutmasın!..”
***
İşin insanlık boyutuna döneceğiz.
Diyarbakır gerçekten de taşlardan oluşmuş bir kent.
Tüm eski yapıları alıcı gözle izlerken, bir taraftan da düşlere dalıyorsunuz.
İki yoksul çocuk Cahit Sıtkı Tarancı’nın doğduğu evin merdivenlerinde “35 yaş” şiirini okurken.
İnanılmaz derecede duygulanıyorsunuz.
O muhteşem camilerin içinde uyuyan insanları görünce.
Bazalt taşlarından yapılmış bu eserlerin bir gelip de nasıl serinletme olanağını sunduğuna şahit oluyorsunuz.
Ama.
O unutulmuşluk, onun getirdiği kahredici yalnızlık gözünüzün önünden hiç gitmiyor.
Daracık sokaklarda, Suriçi İlçesi’nin merkezinde adeta çocuk kaynıyor.
Ellerinde birer ciklet.
50 kuruş alabilmek için tüm tarihi eserleri sizinle birlikte dolaşıyor.
Bir başka ve çok güzel bir kız çocuğu elindeki minicik Yasin kitabını göstererek.
“Sana Yasin okuyayım mı abi?” diyor.
***
Bunlar bizim de hem içimizi kararttı; hem de duygulandırdı.
Yarın da, bu etkileyici kentin güzel taraflarını ele almaya çalışacağız.
Yani.
“Diyarbakır’a gelen bir ağlar, giden bin ağlar!..” sözünün açılımını vermeye çalışacağız.
Yorumlar (0)
banner276
-3
hafif kar yağışlı
banner282
Namaz Vakti 18 Ocak 2021
İmsak 06:48
Güneş 08:16
Öğle 13:19
İkindi 15:50
Akşam 18:12
Yatsı 19:35
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 18 38
2. Fenerbahçe 17 35
3. Gaziantep FK 18 34
4. Galatasaray 18 33
5. Hatayspor 18 31
6. Alanyaspor 18 30
7. Karagümrük 18 27
8. Trabzonspor 18 27
9. Antalyaspor 19 25
10. Malatyaspor 18 24
11. Sivasspor 18 23
12. Başakşehir 18 23
13. Konyaspor 18 22
14. Göztepe 18 22
15. Kasımpaşa 17 22
16. Rizespor 18 21
17. Gençlerbirliği 18 19
18. Kayserispor 18 16
19. Ankaragücü 17 15
20. Denizlispor 18 14
21. Erzurumspor 18 13
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. M. United 18 37
2. Man City 17 35
3. Leicester City 18 35
4. Liverpool 18 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. Chelsea 18 29
8. Southampton 18 29
9. West Ham 18 29
10. Aston Villa 15 26
11. Arsenal 18 24
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 17 19
16. Brighton 19 17
17. Burnley 17 16
18. Fulham 17 12
19. West Bromwich 18 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 16 41
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 18 32
5. Real Sociedad 19 30
6. Sevilla 17 30
7. Granada 18 27
8. Celta de Vigo 18 23
9. Cádiz 18 23
10. Real Betis 18 23
11. Levante 17 21
12. Athletic Bilbao 18 21
13. Getafe 17 20
14. Valencia 18 19
15. Eibar 18 19
16. Deportivo Alaves 18 18
17. Real Valladolid 18 18
18. Elche 16 16
19. Osasuna 18 15
20. Huesca 18 12