banner298

banner193

banner246

banner254

Eğitim Bir Sen 2020 yılını raporladı

Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Manisa Şube Başkanı Mesut Öner, Eğitim-Bir-Sen Genel Merkezi tarafından hazırlanan Eğitime Bakış 2020: İzleme ve Değerlendirme Raporu’nu kamuoyu ile paylaştı.

MANİSA 30.12.2020, 09:13
4
Eğitim Bir Sen 2020 yılını raporladı

Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Manisa Şube Başkanı Mesut Öner, Eğitim-Bir-Sen Genel Merkezi tarafından hazırlanan Eğitime Bakış 2020: İzleme ve Değerlendirme Raporu’nu kamuoyu ile paylaştı.

Eğitime Bakış 2020: İzleme ve Değerlendirme Raporuyla, eğitim sisteminin ayrıntılı bir fotoğrafını çektiklerini dile getiren Öner, ‘’Bir toplumun ahlakta olgunlaşmasının, adalette zirveye ulaşmasının, bilimde öncü olmasının, teknolojide yeniliklere imza atması ancak iyi planlanmış verimli bir eğitim sistemiyle mümkündür. Bireylerin aldıkları eğitimin süresi ve kalitesi, iş gücü piyasasının şartları, ekonomik ve kültürel çevre, eğitimden sonra işe başlama sürecinde büyük bir etkiye sahiptir. Günümüzde ülkeler, öğrenciler için gerekli olan temel bilgi ve becerileri sağlamakla birlikte mezun olduklarında iş gücü piyasasına girmesini de temin edecek eğitim politikaları geliştirmektedir. Günümüz toplumlarında bireylerin aldıkları eğitim düzeyi yükseldikçe, daha yüksek istihdam oranlarına ve daha yüksek göreceli kazançlara sahip olma eğilimi söz konusudur. İster bireysel olsun ister toplumsal veya ülke düzeyinde olsun eğitime zaman ve finansman ayırmak, beşeri sermayeye yapılan kıymetli bir yatırımdır” dedi.

Ülkelerin, eğitime yapılan yatırımların ne kadar etkili ve verimli sonuçlar verdiğini görmek için politikalarını ve uygulamalarını sürekli olarak izlediklerini ve değerlendirdiklerini kaydeden Öner, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğitim sisteminin eksiklerini tespit ederek iyileştirmek, zayıf yanlarını ortaya çıkararak geliştirmek, güncel ihtiyaçlara cevap vermek, sistemin verimliliğini artırmak ve istikrarını sağlamak için veri temelli bu çalışmalar büyük önem arz etmektedir. Covid-19 salgını, ülkelerin bir kriz karşısında ne kadar hazırlıklı olduklarını, sorunları çözme becerilerini test etmiş ve bütün boyutlarıyla sürdürülebilir bir eğitim sistemini tesis etmenin önemini göstermiştir. Hem ülkemizin hem de diğer ülkelerin eğitim sistemlerinin beşeri, fiziki ve teknolojik nitelikleri, yeni durumlara hazır olma ve çözüm geliştirme becerileri çok net bir şekilde görülmüştür. Bu raporlar, eğitim sistemini sistematik olarak izlemenin ve değerlendirmenin yanı sıra, özellikle kriz ve salgın dönemlerinde hızlı alınması gereken kararlara ve atılması gereken adımlara yardımcı olması bakımında bir kat daha değer kazanmıştır. Eğitime erişim ve katılım, eğitimin çıktıları, öğretmenler ve okul müdürleri, eğitim-öğretim ortamları ve finansman olmak üzere Eğitime Bakış Raporumuz beş ana bölümden meydana gelmektedir. Her ana bölümde farklı göstergeler bulunmakta olup toplamda ise 23 gösterge yer almaktadır."

"Okullaşma oranının en düşük olduğu ülkelerden biriyiz"

2019-2020 öğretim yılında yükseköğretim hariç tüm eğitim basamaklarında toplam öğrenci sayısının 18,2 milyona ulaştığını, genel ortaöğretime 626 bin, mesleki ve teknik ortaöğretime ise 443 bin öğrencinin yeni kayıt yatırdığını kaydeden Öner, "5 yaş grubunda net okullaşma oranı yüzde 75, 6-9 yaş grubunda yüzde 98, ortaokul basamağında yüzde 99, 14-17 yaş grubunda ise yüzde 90 düzeyindedir. Ortaöğretimde il bazlı erişimdeki eşitsizlik cinsiyet temelli olarak var olmaya devam etmektedir. Türkiye halen 17 yaş grubunda OECD ülkeleri arasında okullaşma oranının en düşük olduğu ülkelerden biridir. 2019 yılında 18-21 yaş grubunda en az lise mezunu olma oranı erkeklerde yüzde 63,9, kadınlarda yüzde 69,5 ve toplamda yüzde 66,7’dir. Türkiye’de yıllar içinde ortaöğretim mezun oranı artmasına rağmen 25-34 yaş arası nüfusun en az lise mezunu olma oranı OECD ülkeleri ortalamasından oldukça düşüktür. 2019 yılında genel ortaöğretimde 284 bin erkek, 310 bin kız, meslekî ve teknik ortaöğretimde ise 235 bin erkek, 220 bin kız mezun olurken, ortaöğretimde toplamda mezun sayısı 1 milyonu aşmıştır. Türkiye, PISA 2018’de 78 ülke ve ekonomi arasında okuma alanında 466 puan ile 40. sırada, matematik alanında 454 puan ile 42. sırada, fen alanında da 468 puan ile 39. sırada yer almıştır. Türkiye, 37 katılımcı OECD ülkesi arasında okuma alanında 31, matematik alanında 33 ve fen alanında 30. sırada yer almıştır. Türkiye’nin PISA 2018 uygulamasında her üç alandaki ortalama puanları hem bölgelerarası hem de okul türlerine göre önemli ölçüde farklılaşmaktadır.’’ dedi.

"Yükseköğretime yönelik arz ve talep arasındaki makas açılıyor"

Son 10 yılda yükseköğretime geçiş sınavına başvuran aday sayısının yüzde 42, yerleşen aday sayısının ise yüzde 17 arttığını söyleyen Öner, “Bu durum, yükseköğretime yönelik arz ve talep arasındaki makasın iyice açıldığını göstermektedir. Son sınıf düzeyinde sınava başvuranların yüzde 32’si, toplam başvuranların yüzde 38’i bir yükseköğretim programına yerleşmiştir. Ortaöğretimden mezun sayısının bir milyonu aştığı dikkate alındığında yükseköğretime geçiş sınavlarına başvuranların sayısının daha da artması ve sistem üzerindeki baskının daha çok artacağı tahmin edilmektedir. OECD ülkelerinde 2009-2019 arasında ne istihdamda ne eğitimde olanların oranının (NEET) yüzde 18,7’den yüzde 15,2’ye; Türkiye’de ise yüzde 48,1’den yüzde 33,3’e düşmesi, Türkiye’nin NEET oranını on yılda önemli ölçüde azaltsa da 2019 yılı verilerine göre ne istihdamda ne eğitimde olanların oranının hâlâ en yüksek olduğu ülkeyiz. 2019-2020 öğretim yılında 99 bini okul öncesinde, 638 bini ilköğretim basamağında, 381 bini ortaöğretim basamağında olmak üzere toplamda 1 milyon 118 bin öğretmenin görev yapmaktadır. Kadın öğretmen oranı yüzde 59’a yükselmiş ve artmaya devam etmektedir. Bu artışa rağmen Türkiye kadın öğretmen oranı bakımından tüm basamaklarda OECD ülkeleri arasında en düşük ülkelerden biridir. OECD ülkeleri arasında 30-49 yaş arası öğretmen oranı en fazla olan ülke yüzde 70 ile Türkiye olup OECD ortalaması olan yüzde 54’ün oldukça üzerindedir” diye konuştu.

‘Atama bekleyen öğretmen adayı’ sorunu devam ediyor

Türkiye’de 5 yıllık süreçte 197 bin civarında sözleşmeli öğretmenin kamu okullarına atandığını belirten Öner, ‘’2020 yılının verilerine göre yeni atanan her beş sözleşmeli öğretmenden ikisinin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne atanmıştır. Öğretmenlik kaynağını oluşturan fakültelerin 2019-2020 öğretim yılında yeni kayıt sayısının yaklaşık 55 bin, 2018-2019 öğretim yılı sonunda mezun olanların sayısının ise 53 bin olmuştur.2020 KPSS eğitim bilimleri testine 440 bin kişi girmiştir. Öğretmen atama sayıları ve öğretmen adayı sayıları dikkate alındığında ‘atama bekleyen öğretmen adayı’ sorununun önümüzdeki yıllarda da devam edeceği görülmektedir” şeklinde konuştu.

"Öğretmen maaşları OECD ortalamasına göre oldukça düşüktür"

“Öğretmen maaşlarına bakıldığında OECD ülkelerinde genel olarak okul öncesinden ortaöğretime doğru basamaklar ilerledikçe öğretmen maaşları da artmaktadır. Türkiye’de ise öğretmen maaşları OECD ortalamalarından oldukça düşüktür. Ayrıca, OECD ülkelerinde kıdem arttıkça maaşlarda önemli bir artış görülürken, Türkiye’de kıdem arttıkça maaş çok az farklılaşmaktadır” diyen Öner, “OECD ülkelerinin çoğunda okul müdürlerinin derse girmesi beklenmemekle birlikte, OECD ülkelerinde toplam iş zamanına bakıldığında ortaokul müdürleri yıllık ortalama 1.628 saat çalışmaktadır. Türkiye ise 1.860 saat ile Şili’den (1.971 saat) sonra OECD ülkelerinde toplam iş zamanı bakımından ortaokul müdürlerinin yıllık ortalama çalışma süresi en uzun ülke konumundadır. Eğitime ayrılan toplam bütçe artmasına rağmen GSYH ve merkezî yönetim bütçesi içinde MEB’e ayrılan bütçe oranı düşmüştür. Son yıllarda özellikle okul öncesi ve ortaöğretime erişim oranları artmasına rağmen eğitime ayrılan kaynakların oranında önemli bir azalma söz konusu olmuştur.’’ dedi.

Raporda önerilere de yer verildi

Mesut Öner, raporda yer alan önerilerden bir kısmını şöyle sıraladı:

‘’Son yıllarda erişim oranı artsa da özellikle ortaöğretim düzeyinde bölgelere ve cinsiyete göre farklılıklar olduğu görülmektedir. Bundan dolayı özellikle ortaöğretimde okullaşma oranının düşük olduğu dezavantajlı bölgelerde genel olarak okullaşma artırılmalı, özelde de kız çocuklarının okullaşmasını artırmaya öncelik veren projeler geliştirilmeli ve uygulanmalıdır. Okul öncesi basamağındaki okullaşma oranı son yıllarda artmasına rağmen, halen ulusal hedefler ve OECD ortalamasından düşüktür. Bu kapsamda özellikle okul öncesi eğitim kurumlarının az olduğu yerlerde yeni okul öncesi kurumların açılmasına öncelik verilmeli ve sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı ailelerin çocuklarının okul öncesi eğitime katılımını artırmak için bu çocuklardan ücret alınmamalıdır. Açık öğretimdeki öğrenci sayısı halen oldukça yüksek ve örgün öğretime alternatif olarak tanımlanmaktadır. Açık öğretim sistemi, başarısız öğrencilerin yerleştirildiği bir okul türü olmaktan çıkarılmalı ve yüz yüze eğitim imkânlarının kapasitesi artırılmalıdır. İlköğretime göre ortaöğretimde, kızlara göre erkeklerde özel eğitim alan öğrenci sayısı fazladır. Kızlara ve ortaöğretim düzeyine öncelik verilerek, özel eğitim ihtiyacı olan çocuklara yönelik kapasite artırılmalıdır. Bilim ve Sanat Merkezleri’nde (BİLSEM) kurum başına düşen öğrenci yoğunluğu dikkate alınarak öğrenci sayısı azaltılmalı, BİLSEM’lerin teknik ve fiziki altyapısı güçlendirilmeli ve insan kaynağının niteliğini artırıcı politikalar geliştirilmelidir. Ortaöğretimden mezuniyet oranları artmasına rağmen Türkiye’deki mezuniyet oranları hâlâ OECD ortalamasının hayli altındadır. Lise mezuniyet oranlarını artırmaya yönelik çalışmalar sürdürülmeli, lise mezuniyet oranları düşük olan bölgelere yönelik daha etkin politikalar geliştirilmelidir. Türkiye’de üniversiteye giriş sınavına başvuran ve yerleşen aday sayısı arasındaki makasın gittikçe açıldığı, son sınıf düzeyinde başvuran adayların ancak üçte birinin bir programa yerleştiği, her altı adaydan ancak birinin bir lisans programına yerleştiği, yükseköğretime yerleşmedeki sorunlu arz talep dengesinin ciddi oranda bozulduğu dikkate alınarak, yükseköğretim programları toplumsal talebi karşılayacak şekilde hazırlanmalı, özellikle lisans programlarına ayrılan kontenjanlar daha da artırılmalıdır. Hem PISA 2018 sonuçları hem de yükseköğretime geçiş sınavı verileri, eğitim sisteminde önemli bir kalite sorunu olduğunu ve öğrencilerin temel bilgilere sahip olmadığını göstermektedir. Öğrencilerin bir üst sınıfa geçerken ya da mezun olurken temel bilgi ve beceriyi elde etmesi sağlanmalıdır. Bu anlamda öğrencilere destek sunacak sağlam telafi mekanizmaları ihdas edilmeli ve bu sistem etkin bir şekilde kullanılmalıdır. PISA 2018 verilerine göre lise türleri ve bölgeler arası başarı farkı aşırı büyüktür. Okullar arası hiyerarşinin azaltıldığı bir sistemin kurulması hedeflenmeli, bölgeler arası eşitsizliğin azaltılması için fiziki ve beşeri kaynakların dağılımında dezavantajlı bölgelere öncelik verilmelidir. Türkiye’de genel ve meslekî ortaöğretim mezunlarının işsizlik oranlarının artması, istihdam oranlarının azalması, Türkiye’nin genel ve meslekî lise mezunlarının OECD ülkeleri arasında en düşük istihdam, en yüksek işsizlik ve istihdamda olmayan oranına sahip olması dikkate alındığında, meslekî eğitimin niteliğinde bir sorun olduğu görülmektedir. Bu nedenle, meslekî eğitimin niteliğini geliştirici ve istidam imkânlarını artırıcı etkin politikalar geliştirilmelidir. Öğretmenliğe yönelik arz ve talep arasında önemli bir sorun var olmaya devam etmektedir. Bunun için mevcut öğretmen açığı dikkate alınarak yıllık atama sayıları artırılmalı ve öğretmen adaylarına gerçekçi kariyer hedefleri konulmalıdır. OECD ülkeleriyle kıyaslandığında öğretmen maaşlarının düşüklüğü dikkate alınarak genel olarak öğretmen maaşları artırılmalı, özelde ise meslekî tecrübeye göre maaş artışını sağlayan bir sistem kurulmalıdır. Benzer şekilde Türkiye’deki okul müdürlerinin OECD ülkeleri arasında en düşük maaş alanlar arasında olduğu göz önünde bulundurularak okul müdürlerinin maaşları artırılmalıdır. Okul öncesi basamağına ayrılan bütçe artırılmalı ve özellikle dezavantajlı bölgelerde okul öncesi kurum açılmasına öncelik verilmelidir. Sınıf mevcudu ve öğretmen başına düşen öğrenci gibi hususlarda bölgeler arası eşitsizlikleri azaltmak için yeni okul ve derslik yapımı ile öğretmen atamalarında dezavantajlı bölgelere daha fazla öncelik verilmelidir. Taşımalı eğitim yerine, öğrencilerin evlerine en yakın yerde eğitimin öncelendiği bir yaklaşım esas alınmalıdır. Türkiye’nin özel harcamalardan kaynaklı olarak eğitimsel eşitsizliğin büyümesini engellemek, tüm çocuklara daha kaliteli ve eşit eğitim fırsatları sunmak için eğitime ayrılan kamusal kaynaklar artırılmalı, bu kaynaklar dağıtılırken dezavantajlı bölgelere öncelik verilmelidir. Daha kaliteli bir eğitim hizmeti sunulabilmesi için öğrenci başına harcama miktarı 5 bin TL civarından en az 10 bin TL’ye çıkarılmalıdır.’’
Yorumlar (0)
banner276
16°
parçalı bulutlu
banner282
Namaz Vakti 27 Ocak 2021
İmsak 06:43
Güneş 08:10
Öğle 13:21
İkindi 15:59
Akşam 18:23
Yatsı 19:44
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 20 44
2. Fenerbahçe 20 42
3. Galatasaray 20 39
4. Gaziantep FK 20 35
5. Alanyaspor 20 34
6. Trabzonspor 20 33
7. Hatayspor 20 32
8. Karagümrük 20 30
9. Malatyaspor 20 27
10. Antalyaspor 20 26
11. Göztepe 20 25
12. Kasımpaşa 20 25
13. Rizespor 20 25
14. Sivasspor 20 24
15. Başakşehir 20 24
16. Konyaspor 20 23
17. Kayserispor 20 19
18. Gençlerbirliği 20 19
19. Ankaragücü 20 18
20. Erzurumspor 20 17
21. Denizlispor 20 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 18 38
2. İstanbulspor 18 37
3. Samsunspor 18 36
4. Altay 18 32
5. Adana Demirspor 18 31
6. Ankara Keçiörengücü 18 31
7. Bursaspor 18 30
8. Tuzlaspor 18 30
9. Altınordu 18 28
10. Bandırmaspor 18 27
11. Adanaspor 18 21
12. Ümraniye 18 20
13. Boluspor 18 19
14. Menemen Belediyespor 18 19
15. Akhisar Bld.Spor 18 16
16. Balıkesirspor 18 16
17. Ankaraspor 18 10
18. Eskişehirspor 18 4
Takımlar O P
1. M. United 19 40
2. Man City 18 38
3. Leicester City 19 38
4. West Ham 20 35
5. Liverpool 19 34
6. Tottenham 18 33
7. Everton 17 32
8. Aston Villa 17 29
9. Chelsea 19 29
10. Southampton 18 29
11. Arsenal 19 27
12. Leeds United 19 26
13. Crystal Palace 20 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Burnley 18 19
16. Newcastle 20 19
17. Brighton 19 17
18. Fulham 18 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 18 47
2. Real Madrid 19 40
3. Barcelona 19 37
4. Sevilla 19 36
5. Villarreal 20 34
6. Real Sociedad 20 31
7. Granada 20 28
8. Real Betis 20 27
9. Athletic Bilbao 19 24
10. Celta de Vigo 20 24
11. Cádiz 20 24
12. Levante 19 23
13. Getafe 19 23
14. Valencia 20 20
15. Eibar 20 20
16. Real Valladolid 20 20
17. Osasuna 20 19
18. Deportivo Alaves 20 18
19. Elche 18 17
20. Huesca 20 13