banner298

banner193

banner246

banner254

07.03.2020, 00:00

İdlib ne anlama geliyor?

28 Şubat'ta İdlib'de gerçekleşen saldırı sonucu 34 askerimizin şehid edilmesi sonrası Rusya ile olan ilişkilerimizin geleceği ve Rusya'nın Suriye'de ne amaçladığı ve İdlib'te ne olduğu konusu ülkenin ana gündemi oldu. Bu sorulara cevap aramadan önce Suriye'de yaşanan olayları ve Rusya'nın bu olaylardaki rolünü incelemek faydalı olacaktır. Rusya ile Suriye ilişkileri Hafız Esad (baba Esad) dönemine kadar uzamaktadır. Suriye İç Savaşı'nın başından beri de Esad rejimini destekliyordu Rusya. Bunu elbette insani nedenlerden yapmadı.  Baas rejimi Sovyetler Birliği döneminden beri Rusya'nın en büyük silah tedarikçilerinden biridir. Üstelik Rusların kendi açıklamalarına göre, 10 senedir süren savaş boyunca 200 yeni silahın denendiği yani rahatça savaş suçları işlenebilen bir alandır Suriye. Elbette sivillerin üzerinde denenmiştir bu silahların çoğu. Yine Sovyetler döneminden beri var olan Tartus'taki deniz üssü, Rusya'nın Akdeniz'deki  tek üssü konumundadır. Rejim yıkılırsa bu üssü ve Suriye üzerindeki etkinliğini kaybetmekten endişe eden Rusya, Esad rejimine verdiği desteği 2015 yılından itibaren sahada doğrudan yer alarak daha da güçlendirdi. Rusya ve İran güçlerinin desteğiyle, yıkılmak üzere olan rejim tekrar güç kazandı. Ama bu gücü sadece kendi halkına karşı kazandı(!). Golan Tepeleri'ni açıkça gaspeden İsrail'e ya da ABD tarafından Suriye'nin %40'ı kendilerine ayrılan PYD/YPG'ye karşı hiç bir girişimi olmadığını biliyoruz.

Arap baharı adıyla meşhur olan olaylar sonucunda Mart 2011 senesinde Suriye'de de  başlayan hareketlerde ABD, Fransa ve İngiltere'nin başını çektiği batılı güçler muhalif cepheyi Suriye halkının temsilcisi olarak kabul edip Cenevre görüşmelerinde desteklemişlerdi. Türkiye de batı bloğu ile birlikte muhalifleri destekleyen grup içinde yer almış, hatta muhalif örgütlenmenin merkezi konumunda olmuştu. 2015 yıllarına gelindiğinde Suriye'nin yarısından çoğu muhaliflerin kontrolündeydi. Peki ne oldu da süreç bu tarihten sonra birden bire değişti? 2011 senesinde bin Ladin'in öldürülmesiyle başlayan süreçte el-Kaide bölünmüş ve pek çok örgüt ortaya çıkmıştı. Her ne kadar el-Kaide'den çıkan örgütlerden biri olarak tanımlansa da gelişen süreç içerisinde tümüyle ABD kontrolünde olduğu ortaya çıkan DEAŞ (eski ismiyle IŞID) terör eylemlerini ilk olarak Irak'ta başlattıktan sonra, özellikle 2013 senesinden itibaren Suriye'nin kuzeyinde oldukça etkin olmaya başladı. DEAŞ'in sahneye çıkmasıyla birlikte Suriye'de aktörler de değişmeye başladı. Türkiye'nin Ağustos 2016 senesinde 15 Temmuz'dan hemen sonra başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı ile tüm direnci kırılan DAEŞ'in, bu tarihten sonra bölgeden neredeyse buhar olması ama aslında ABD tarafından ilerde kullanılmak üzere farklı yerlere taşımasından anlaşıldı ki, bu terör örgütü sahada asıl olarak PYD/YPG'ye alan açmak için kullanılmıştır. PKK uzantısı PYD/YPG, özellikle ayn el Arab yani nam-ı diğer Kobani olaylarıyla birlikte dünya basınında DAEŞ'le mücadele eder gibi gösterilerek, ABD destekli terörist bir grup oldukları perdelenmeye çalışıldı. Bunda da kısmen başarılı oldular. Türkiye'nin bütün itirazlarına rağmen, hala özellikle Batı tarafından DAEŞ'e karşı mücadelede bir aktör olarak gösteriliyor ve ilerde kurumsal bir yapıya kavuşması ve toprak sahibi olabilmesi için çalışılıyor.

Bu çok aktörlü denklemde Rusya'nın sahada aktif olarak yer almaya başlaması PYD/YPG'nin de aktif olarak yer aldığı 2015 senesine denk geliyor. Her ikisi de önce terörle mücadele kisvesi ile aynı zamanlarda aktifleştiler. Ama Rusya rejim güçleri ile birlikte savaş suçu sayılacak insani trajedilerin altına imzasını attı. Hastane, okul, fırın, pazar yeri vb. bombalamaları gerçekleşti. PYD/YPG ise kendisi terör örgütü olmasının dışında, demografik yapının değiştirilmesi, çocuk yaşta sivillerin zorla silah altına alınması, sivillerin katledilmesi (Rakka örneği) vb. suçları bolca işledi. O zaman kadar Batı tarafından desteklenerek Suriye'nin büyük kısmını kontrol altına alan muhalifler yani ÖSO, tüm desteğin bir anda çekilmesi sonucunda Rusya destekli yoğun bombardımanlar ve İran kökenli milislerin karadan yürüttükleri saldırılar sonucu hızla alan kaybetmeye başladı. Bununla birlikte ABD destekli PYD/YPG'de DAEŞ ile mücadele adı altında alan kazanmaya başladı. Aslında yaşanmakta olan güney sınırlarımıza dayanmış ve ülkemize yönelik terör faaliyetleri yürüten DAEŞ'in uyguladığı terör nedeniyle yerleşik halkı göçe zorlanmış ve insansızlaştırılmış alanların, el çabukluğu ile PYD/YPG'ye devredilmesinden başka bir şey değildi. Zira DAEŞ, TSK tarafından düzenlenen operasyonda gösterdiği direncin zerresini göstermeden bu alanları neredeyse terk edip çekildi. Muhalif yapının yok edilmesi ile de Türkiye'nin Suriye'de ilerde kurulacak yeni yapılanmada etkili olmasının önü kesilmeye çalışıldı. İlk el değiştirmeler yaşanırken biz müdahil olamadık çünkü o sıralarda içerde 793 şehit verdiğimiz Hendek operasyonları ile uğraşıyorduk. 2015 senesinde başlayan Hendek operasyonları biter bitmez bu sefer de 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı. Bu sıkıntılı süreç boyunca güney sınırlarımız tümüyle PYD/YPG eline geçeceğinin farkında olan Türkiye, daha darbe girişiminin şokunu atamadan hemen Fırat Kalkanı operasyonu ile sürece müdahil oldu.

Fırat Kalkanı ve Zeytindalı harekatları ile Suriye'de kurulacak ve temel olarak Türkiye'yi tehdit etme işlevi görecek terör yapılanmalarına izin vermeyeceğini açıkca belli etmesinin ardından, sürdürülen diplomatik ilişkilerin sonucunda ABD'yi dışarda tutan gelişmeler yaşandı. Mayıs 2017'de başlayan Astana süreci ile Rusya-İran ve Türkiye arasında diplomatik ilişkiler kurulmaya çalışılmış ve İdlib'in de yer aldığı çatışmasızlık bölgeleri belirlenmişti. Bu bölgeler muhalif güçlerin ve sivil halkın bir arada bulunduğu ve henüz rejimin eline geçmeyen ama sürekli olarak bombalandığı için sivil kayıplarının yaşandığı bölgelerdi. Fakat rejim yani Rusya ve İran bu anlaşmaya sadık kalmadılar ve süreç içinde bu bölgelerdeki siviller ve muhalif güçler İdlib'e taşındılar. Türkiye bunun üzerine İran'ı devre dışı bırakarak Rusya ile Eylül 2018'de Soçi sürecini başlattı. Bu anlaşma ile İdlib bölgesi, Suriye'nin çeşitli bölgelerinden gelerek burada sıkışmış durumdaki yaklaşık 3 milyon sivilin zarar görmemesi için gerilimi azaltma bölgesi olarak tanımlandı ve süreç içinde M4, M5 karayollarının açılması ve Türkiye ile Rusya'nın gözetiminde düzenin sağlanması amaçlanıyordu. Karayollarının işletilmesinde pek sorun yaşanmadı ama rejim diğer çatışmasızlık alanlarında olduğu gibi İdlib'de de çoğunluğu sunnilerden oluşan ve rejimin katliamlarına, işkencelerine maruz kalmamak için Türkiye sınırına yakın bölgede hayata tutunmaya çalışan sivil halkın varlığına tahammül edemedi. İçlerinde var olan ve sayıları hakkında kesin bir rakam söylenmese de yaklaşık 50-60 bin civarındaki "terörist" olarak tanımlanan yabancı savaşcıları bahane ederek sürekli saldırılarına devam etti. Amaçları çok belli. İdlib bölgesini de işgal etmek ve insanları ya öldürerek ya da göçe zorlayarak İdlib'i insandan arındırmak. 

Sadece bu kadarla da kalmayacağını öngörmek için kahin olmaya gerek yok. İnsandan arındırılmış bu bölge de diğer sınır boylarında yapıldığı gibi PYD/YPG, İran destekli milisler ve Şebbiha tarafından bir terör yuvasına dönüştürülerek, Hatay üzerinden sürekli olarak Türkiye'ye yönelik tacizler başlayacaktır. Ayrıca  Afrin, Cerablus, El-Bab hattının ve Barış Pınarı bölgesinin taciz edilmesiyle devam edecektir. Topraklarımızdan uzak tutmaya çalıştığımız terör yeniden boy gösterecek ve 15 Temmuz'dan beri yaşamadığımız terör olayları yeniden başlayacaktır. Bu kadar açık bir gerçek önümüzde dururken, Türkiye'nin terörle mücadele başarılarının tümünü tersine çevirecek bir adımın atılması ve İdlib'te yaşanan saldırılar nedeniyle geri çekilmeyi düşünmek hata olur. Şehitlerimiz hepimizin canını yakıyor. 40 sene boyunca süren PKK terörünün aldığı 40 bin canımız, Hendek olaylarındaki 793 şehidimiz, 15 Temmuz'daki 248 şehidimiz, Fırat Kalkanı'ndaki 72 şehidimiz, Zeytindalı'ndaki  52 şehidimiz, Barış Pınarı'ndaki 5 şehidimiz gibi. Onlar nasıl ülkemizin güvenliği için teröre karşı can verdilerse, bundan sonra da vatan için şehitler verebiliriz. Çünkü henüz terör sorununu çözebilmiş değiliz. Üstelik kısa vadede ve kolay yoldan çözülecek gibi de değil. Önemli olan şehitlerimizin ne için can verdiklerini iyi bilmek ve o değeri koruyabilmek için her birimizin yapması gerekeni yapmasıdır. Bunun için yapmamız gereken en önemli iş, terörle mücadeleye bu sorun tehdit olmaktan çıkana kadar her açıdan ama özellikle diploması ve medya aracılığıyla mücadeleye devam edebilmek ve şehitler uğruna elde ettiğimiz kazanımlarımızdan vazgeçmemektir. Ülke içinde yıkıcı muhalefetten kaçınmak ve sosyal medya aracılığıyla sürdürülen psikolojik harp yöntemlerine karşı uyanık olmaktır. Birbirine destek olan, birlik içinde davranabilen bir millet olmamızdır. Asıl bunu yapamadığımız zaman onların hatırasına ve verilen bunca emeğe karşı saygısızlık etmiş oluruz.

Yorumlar (0)
banner276
banner299
19
kapalı
banner282
Namaz Vakti 19 Haziran 2021
İmsak 03:30
Güneş 05:27
Öğle 13:10
İkindi 17:08
Akşam 20:43
Yatsı 22:31
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30