Gündemi parti devleti ve dış politika konularının işgal ettiği bir dönemde, Birgün gazetesi,  dün ülke için çok önemli bir haberi manşetine taşımıştı.

Haber, Türkiye’de tepkiler nedeniyle daha önce Meclis’te 6 defa geri çekilen Zeytincilik Yasasının 7’nci kez Meclis’e getirilmesi üzerineydi.

 Yasa, daha önce zeytinlik sahalarının imara açılmasını yasaklanıyordu. Yeni tasarı ile  “alternatif alan bulunmaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından izin verilebilir ve ayrıca bakanlık bu yetkisini gerektiğinde valiliklere devredebilir” şeklinde değiştirilmektedir.

Zeytinlik sahaları hakkındaki kararları koruma Kurulu verecek. Her ilde vali başkanlığında oluşacak kurulda, “Tarım Bakanlığı İl Müdürlüğü, Çevre İl Müdürlüğü, Sanayi Bakanlığı il Müdürlüğü, Orman Su İşleri, Maliye Bakanlığı temsilcisi, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü, Ziraat fakültesi ve Ziraat Odaları’nı temsilen dokuz üye bulunacak. Kurul en az beş üyenin oyu ile karar alabilecek. Dolayısıyla çoğunluğun bürokrat olduğu bu kuruldan dilenen karar çıkabilecek.

Bu yasayla birlikte zeytinliklerin sanayi ve konut rantına dönüştürüldüğünü söylememiz yanlış olmayacaktır.

Birgün gazetesi haberin içinde çok çarpıcı bir örnek kullanmış. Yeni yasayla; “Zeytin ağaçlarını izinsiz kesenler, ağaç başına 2 bin TL para cezası ödeyecekmiş. Zeytinlik sahalarda hayvan otlatanlar için 5 bin TL’lik para cezası verilirken, ağacın kesilmesine verilen ceza kıyaslaması komik.

 Yine eski yasada bulunan zeytin ağacı kesmeye verilen 3 aylık hapis cezası,  mevcut yeni düzenlemeyle kaldırıldı.

Oysaki dünyadaki zeytin yetiştiricilerinden biri olan İspanya'da krallık döneminde zeytin ağacını kesmenin cezası ölümdü. Şimdi bile çok yüksek cezası var. Biz de 2 bin lira.

Nerede kaldı ilahi söylemler? Rant işin içine girince, hemen rafa kaldırılıyor.

Hani Zeytin ağacı cennet bahçesindendi.

 Kitabı Mukaddes’te zeytinden şöyle bahseder:

"Hz. Adem ölümünden önce tanrıdan rahmet diledi ve bunun için oğlu Şit'i görevlendirdi.  Şit cennet bahçesindeki iyilik ve kötülük ağacından üç tohum aldı ve babasının ağzına koydu. Babası gömülünce tohumlar yeşerdi ve bu tohumlardan biri zeytin ağacı, sedir ağacı ve servi büyüdü."

(...)

"Hz. Nuh, tufanın şiddeti azalınca hayatın başlayıp başlamadığını öğrenmek için gemisinden bir güvercin saldı. Güvercin gemiye ağzında zeytin dalı ile dönünce Nuh, bu işaretten tufanın bittiğini anladı."

Tarih boyunca zeytinin en büyük üreticilerinden olan Yunanlılar, "zeytini kutsal bir ürün olarak kabul edip, toplama işini yalnızca bakire kız ve erkeklere yaptırırlardı."

Tarihin ünlü Atina Olimpiyatları'nda şampiyonların başına zeytin dalından yapılmış taç takılır ve ödül olarak bir şişe zeytinyağı takdim edilirdi.

Bugün bütün kültürel topluluklarda zeytin dalı "talih ve barış simgesi" olarak kabul edilmektedir. Zeytin dalı, barışı tanımlayan evrensel bir boyut kazanmıştır.

Gemlik’i, Mudanya’yı, İznik’i  düşünüyorum!..

 "Gemlik'e doğru, denizi göreceksin; ama balığı ve zeytini bulamayacaksın sakın şaşırma"

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246