Zeytin, çoğumuzun özellikle kahvaltılarda keyifle yediği sevilen bir gıda. Birçok uzmana göre de çok sağlıklı bir besin. Başta Prof. Dr. Canan KARATAY olmak üzere uzmanlar ısrarla zeytin yememizi tavsiye ediyorlar. Buraya kadar her şey güzel. Ya bundan sonrası?

Sofralarımıza kadar gelen hazır zeytinler acaba doğal olarak ve sağlıklı bir şekilde mi üretiliyor? Ne yazık ki bu soruya günümüz koşullarında “maalesef” demekten öteye gidemiyoruz. Çünkü daha fazla kâr yapmak ve para kazanmak uğruna, insan sağlığını hiçe sayan gıda teröristleri bu güzel besine çeşitli hileler katarak akıl almaz sahteciliklere başvuruyor. Denetimsizlik yüzünden, kötü zeytin, iyi zeytini pazardan kovuyor. Dünyanın en iyi sofralık ve yağlık zeytin çeşitlerini yetiştiren ülkemizde, iyi zeytin yemek şans işi.

Konu ile ilgili birçok örnek var. Bazı satıcılar tarafından piyasada çok tutulan Gemlik ya da Akhisar zeytinlerinin içine daha düşük fiyatlı yörelerin zeytini karıştırılıyor. Tam boylama yapılmayarak iri zeytinin içine küçük taneli zeytin de katılıyor. Böylece kâr oranı yükseltiliyor. Halkın sağlığını hiçe sayan bazı üreticiler, daha siyah gözükmesi için zeytini paslı tanklarda bekletiyor ve gıda boyası ekliyor. Zeytinin erken olgunlaşması için de katkı maddeleri ekleniyor. Aradaki fiyat farkının çok az olmasına rağmen, bazı üreticiler zeytin salamurasında biraz daha pahalı olan gıda tuzu yerine daha ucuz olan sanayi tuzu, içme suyu yerine sanayi suyu kullanarak sağlık açısından tehlikeye neden oluyorlar.

Çoğu tüketici her nedense kapkara zeytin istiyor. Dalından toplandığı zaman bazıları kahverengi veya kızıl kahverengi olan zeytini karartmak amacıyla izin verilen madde olan ferroglukonatın dışında tekstil boyaları bile kullanan üreticiler oluyor. Hatta tekstil boyası pahalı olduğu için zeytin havuzlarına paslı demir bile atılıyor. Tekstil boyası ya da paslı demir ile karartılan zeytinler ise insan vücudunda kanserojen etki meydana getiriyor ve alzheimer hastalığını tetikleyebiliyor. Zeytini, raf ömrü süresince sağlıklı ve hijyenik bir şekilde korumanın en doğru yollarından biri pastörizasyon. Ancak zeytini pastörize edebilmek için ciddi bir makine yatırımı ve bilgi birikimi gerekli. Bu yatırıma girmek istemeyen bazı üreticiler zeytinin raf ömrünü uzatmak için antibiyotik kullanmaktan çekinmiyorlar.

Konu sadece zeytinle sınırlı değil. Zeytinyağında da çeşitli sahtecilikler yapılıyor. Zeytinyağına kanola, mısır veya ayçiçek yağı gibi daha ucuz yağlar karıştırılıyor.

Yöntemlerden biri kolon sızması olarak biliniyor. Buna göre yemeklik olarak değerlendirilemeyen asidi yüksek, kötü koku ve görüntüye sahip rafinelik yağlar, ısıl işlemden geçirilerek sızma yağ standartlarına getiriliyor ve sızma etiketiyle satılıyor.

 Uzmanlar “derin dondurucuya 15 dakika bırakılan numune zeytinyağının bir kısmı donuyorsa" tağşişin söz konusu olduğunu belirtiyor. Ancak bu iddialar tabi ki tüm zeytin üreticilerini bağlamıyor. Güvenilir markalardan zeytin almak tüketiciler için iyi bir seçim olabilir.
 Yol kenarlarında pet şişelerde satılan zeytinyağlarına da dikkat çekiliyor. Uzmanların uyarılarına göre ürün gerçekten zeytinyağı bile olsa pet şişe ısıya ve güneşe karşı dayanıksız olduğu için bozulma ihtimali ortaya çıkıyor.

Peki ne yapmalı?

Öncelikle tüketiciler ciddi biçimde bilinçlendirilmeli. Sonrası devletin işi. Caydırıcı cezalar bir an önce konulmalı. Aksi taktirde toplum sağlığının millete ve devlete bedeli ağır oluyor.

Sağlıcakla kalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246