Türkiye’nin “yeme içme değerleri ve alışkanlıkları” araştırıldı.

..Ve ortaya patır patır insanın “içini burkan gerçekler” döküldü!..

Araştırma 31 ilde,110 ilçede; 2 bin 713 kişiyle yüz yüze görüşülerek yapıldı.

Özellikle sorulan şu soruya alınan yanıtlar ilginçti:

“Para derdiniz olmasa, buzdolabınızda her zaman bulunmasını isteyeceğiniz ürün nedir?”

Katılanların yüzde 62.3’ü “et ve et ürünleriyle, tavuk!..” dedi.

Etin ardından da yüzde 8.8 ile sebze, meyve geldi.

Yüzde 4’de “balık istediğini”  söyledi.

***

Katılımcılara “en sevdikleri yiyecekler” soruldu.

Açık ara “kırmızı et” dendi.

Böylece!..

İnsanın içini acıtan bir gerçek ortaya çıktı.

Toplumun en alt kesimi haftada en fazla 1 kez o da 279 gram et yiyebiliyordu.

Zengin kesim ise haftada 645 gram et tüketebiliyordu.

Bu arada!..

Fakir kesim et alamadığı için makarnaya ve sebzeye yükleniyordu.

***

Yine başa dönelim.

Araştırmaya katılanlara; “Para derdiniz olmasa, en sevdiğiniz yemek ne?” diye sorulduğunda fakiri zengini aynı yanıtları verdi.

Yüzde 10.1’i “yaprak sarma!..” dedi.

Aynı oranda da “kuru fasulye!..” yanıtı geldi.

Ancak!..

Fakirlerin ilk üç sırasını ise; “sebze yemekleri pilav ve makarna!..” oluşturdu.

Kahvaltıda en çok özlenen tatlarda da “et ve et ürünleri!..” başı çekti.

Örneğin!..

Katılımcıların çoğunluğu; “kahvaltıda pastırma, sucuk, kavurma, tereyağı, bal ve köy yumurtası hasreti çektiğini” söyledi.

***

Araştırmanın bir bölümünde de “aile ile yemek ve pişirme alışkanlığı” soruldu.

Bu soruya alınan yanıtlar da hem şaşırtıcı, hem de ilginçti.

Türklerin yüzde 87’si kahvaltıyı evde, 08.45 dolaylarında yapıyordu.

Akşam yemeği saati ise 18.54 idi.

Yüzde 95’i akşam yemeğini evde, sofraya ailesiyle birlikte oturarak yiyordu.

Yüzde 67’si her gün yemek pişiriyor; buna karşın yüzde 5’lik kesim ise; “hiç yemek yapmadığını” söylüyordu.

Dışarıda yemek yeme oranı yüzde 65 idi ve onların büyük bölümünü de “gelir düzeyi yüksekler” oluşturuyordu.

***

Peki!, insanın sadece yemek yeme alışkanlıkları mı önemli?

Ondan önemlisi…

O yemek parasını nereden bulacağı?

Yemeğin yanı sıra, diğer gereksinimlerini nasıl karşılayacağı?

Örneğin!..

Giyim, kira, elektrik, su ve ısınma gibi zorunlu ihtiyaçları için aldığı paranın yeterli olup olmadığı?

Yani, ”insanca yaşamak için aylık kaç paraya ihtiyacı olduğu?”

Önemli değil miydi?

***

Onu da biraz açalım.

Türk- İş aralık ayında “yoksulluk sınırını” 5 bin 238 lira olarak belirledi.

İşveren örgütü İŞGİAD ise bin 857 lira…

TÜİK’e göre “asgari geçim standardı” da bin 893 lira…

…Veee!..

Asgari ücret de daha yeni, bin 603 lira oldu!...

Gel de şimdi!..

Bu belirlemelere göre, “yeme içme değerlerini ve alışkanlıklarını” sapta!...

Saptayamazsınız!..

İşte böyle!, zengin et; fakir de makarna ya da en fazla sebze yemeye devam eder.

Başka yolu yok!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161

banner193

banner202