Bursa da zabıta “Kaş yapayım derken göz çıkardı”

Olmadı bu.

Yakışmadı.

Zabıta ekipleri elbette ki görevini yapacaklar…

Elbette ki sorumluluklarını yerine getirecekler…

Elbette ki yasaları uygulayacaklar…

Elbette ki birini görüp diğerini görmezlikten gelmeyecekler...

Elbette ki herkese neyse onlara da aynısı uygulanacaklar…

Ancaaak…

Bazı haller bazı durumlar bazı olaylar vardır ki görmezlikten geleceksin…

Bilmezlikten geleceksin…

Hoş göreceksin…

Aldırmayacaksın…

Yanından geçip gideceksin...

O seni gördüğünde telaşlanacak…

Ürkecek…

Korkacak…

Mallarını alıp gideceksin diye hüzünlenecek…

Kalbine büyük bir ağırlık çökecek o an…

Ama bakacak ki kendisini mahsustan görmüyor, oradan geçip gidiyorsun seni sevecek…

Sana baba gibi davranacak…

Senin bu olgunluğunu, kibarlığını, hoşgörünü görecek, anlayacak ve inan, sana sonsuz saygı duyacak….

Sen onun orada olduğunu biliyorsun görüyorsun elbette.

Ama bakmayacaksın bile onlara doğru, o tarafa.

Çünkü onlar bu şehrin gerçek mimarlarıdır.

Çünkü onlar bu şehrin Osmanlı analarıdır.

Çünkü onlar samimi olarak üç beş kuruşa şükrederek para kazanan kadın analardır.

Çünkü onlar aza kanaat eden analardır.

Çünkü onların dualarıyla hepimiz ayaktayız.

Çünkü onlar kendilerine göre, ancak üç beş kilo ile geçimlerini sağlamaya çalışan analardır.

Çünkü onlar yaşlarının sonunda, hayata pamuk ipliği ile bağlanmaya çalışan analardır.

Beklentileri sevgidir…

Beklentileri biraz saygıdır…

Biraz hoş görüdür…

Biraz sahiplenmektir…

Biraz onlara fırsat vermektir…

Onlar pazarın yoluna düşerek onlarca kilo ile para kazanma hırsında olmayan analardır.

Onların derdi ahir ömürlerinde muhanete muhtaç olmadan yaşamaktır.  

Çünkü onlara basit, kırıcı bir davranış zulümdür…

Ölümdür…

Kahırdır...

Onlar senin, benim, bizim, hepimizin analarıdır.

Onların yanlışlarını görmeyeceğiz.

Onların kusurlarını görmeyeceğiz.

Onların isteklerine “baş üstüne anacığım“ diyeceğiz.

Onların isteklerini seve seve, gönülden yapacağız.

Yok öyle sepetini alıp, arabalara koyup, onları gözyaşların boğmak.

Yok öyle onları üzmek.

Yok öyle onlara saygısızlık etmek.

Yok öyle onlara ceza kesmek.

Yok öyle onların üç beş kiloluk ürünlerini alıp onları kovmak.

Aksine, onlara ne söyleyecekseniz severek söyleyeceksiniz.

Şimdiye dek onları orada Tahtakale de birkaç metrelik yerde hoşgörü ile nasıl idare ettiyseniz gene öyle yapacaktınız.

Bakın bir kere yanlış yaptınız ki yanlış sayılmaz oysa, hepimiz sanıyoruz ki her zaman o annelere hep öyle davranıyorsunuz.

İşte bu böyledir...

Her zaman görmezlikten gelirsiniz, laf, söz olmaz ama bir kez “yasalara uygulayayım” dersiniz başınıza iş açar, kendinize laf söyletirsiniz.

Zabıta kardeşlerimizi bu kez de hoş görelim ama annelerimizi de çok daha hoş görerek  gidip gönüllerini alalım.

Onlar sayesinde hepimiz ayaktayız ve dik duruyoruz.

Onları duası ile bu ülke dipdiri.

Bir daha olmazsa iyi olur, daha ne diyeyim…

Bazen hoşgörü ne büyük güzellikler ortaya çıkarıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246