banner252

( Bu yazı Otizmli çocukları yuhalayacak kadar alçalabilen  vicdan,empati ve insanlık engellilerine ithaf edilmiştir)

Eyy zevat-ı şahaneler

Şimdi sizin o yuh unuz,

‘’En olmadık yerinden yakalar insanı, gelir oturur hayatının tam ortasına…

Bazen dünyaya gelmeni bile beklemez, ana rahminde ipotek koyar dünyana, bazen bir kazayı aracı kılar, bazen önemsiz bir hastalığı bahane eder, bazen de, anatomini kullanır. Gelir, gitmeyi bilmeden, ömrüne set çeker; dayatır.’’

Buna mı ?

Yoksa,

‘’İki kere yaşamak zorunda bırakır seni, rağmenlere mahkum eder. Fiziksel yeteneğini kullanmana izin vermez, inadına savaşırsın eksikliğinle.

Buna katlanmaya çalışırken ruhundaki erozyona yenik düşmen ise işten bile değildir. Acıyarak bakarlar; hissedersin, alınırsın, kızarsın. Elinden gelen alışmaktan öteye gitmez, bin öfke ile kabullenirsin. Kendine anlatmaya çalışırsın, anlatamazsın. ‘Neden ben’ diye sorarsın, sanki başkası o durumu hak edecekmiş gibi.’’

Buna mı?

Kim bilir;belki de bunu isterik isterik yuhalamışsınızdır;

‘’Sevenlerin vardır ve sevdiklerin, çırpınırlar sen rahat edesin diye, ağır gelir bu medyunluk kaldıramazsın. Ameliyatlar, ilaçlar, hastaneler sıradanlaşır, hekimler tanır, hemşirelerle yarenlik edersin. Bir gün bitecek diye avutursun kendini ve bitmeyeceğini en iyi sen bilirsin.

Bazen de bilemezsin bile;düşünme yeteğinden vurmuştur engelin.koca koca isimlerlerle anarlar seni down sendromlu,otizmli vs.Sıfatın isminin önüne geçer,Ali olmuşsun,Ayşe ya da Murat hiç fark etmez.’’

Cık; bilemedin  o da değil diyorsanız, şu olabilir mi yuhaladığınız?

‘’Adına sempozyumlar düzenlenir, paneller ve etkinlikler.

Beklersin çaresizce bir yerlerde birileri panzehir bulsunlar hayatına. Bulanlar olur muhakkak, o zaman da erişmen zordur onlara.

Fiziksel yetersizliğinin verdiği acı ruhundaki sancının yanında hiç kalır. Uykularında yaşarsın yaşaman gerekenleri, rüya biter o yine orada vazife başındadır.

Bazen kendini devler ülkesindeki Gulluver’e benzetirsin, ayağa kalkamadığın için olduğundan büyük görünür insanlar gözüne, bazen yatarak yaşaman gerekir o zamanda oturana gıpta edersin.’’

Yine mi olmadı?

Hiç biri değilse muhakkak budur o zaman;

‘’ Sağlıklı insanların dertleri senin çoktan keşkelerin olmuştur da, kimsenin haberi bile yoktur. Göremediğin bir dünyanın resmini yaparsın usunda, tutmayan ellerinle kavrarsın hayatı, bedeninin sana ihanet ettiğini düşünürsün çoğunlukla ve bu ihanetin bedelini yine sen ödersin. Ne kadar alışmaya çalışırsan çalış, ne yaparsan yap, oradadır hayatının tam ortasında. Sanki inatlaşır seninle, elinde törpüsü sürter durur yıllarının duvarlarına. Acelesi de yoktur çoğu zaman, sever ağırdan almayı, ilahi bir cezaya mahkum edildiğini bile düşünürsün, suçunu bilmeden. ‘’

Şakır şakır şakırdarken şunları atladıysanız hatırım kalır ama;

‘’El ayak çekildiğinde kendinle kaldığında boyut değiştirir; ağlarsın gizlice. Bazen kendini rahatlatmaya çalışırsın, herkesin her an başına gelebilir diye, ne çare rahatlayamazsın. Özgürlüğünü almıştır öncelikle elinden. Başkasının hayatına teğellenmiş olarak yaşaman gerekir.

 iki ömür sürdürmek zorundasındır, biri sana biçilen, diğeri eksiklerinin üzerinden atladığın ömründür. Bir kart verirler eline, üzerine yazarlar şu kadar işe yarar diye.

Bakar kalırsın kartın üzerindeki resmine ne kadar insandan saymışlar seni diye. Zamanla kırılacak bir porselen tabak gibi hissedersin kendini, korkarsın, ürkersin, çekinirsin hayattan.’’

Hay Allah; yine mi tutturamadım?

Peki,son tahlilde bunları da yuhalamış olabilir misiniz?

‘’Her şey üzerine üzerine gelir ve sen farkında olmadan sinir sistemin güçlenir. İçindeki lav patlamalarını hissettirmezsin kimseye, kabullenmişliğin vakurluğu ile tebessüm edersin çevrene. Zoruna gider, içini karartır eksikliğin. Hiç bir telkin ve çaba yaranı kapatmaz, sızını alırsa alır o kadar. İşte o zaman dersin ki, ben böyle olmasaydım, kimsenin olmaması için var gücümle uğraşırdım.’’

‘Anlamadık;ne alakası var’ mı?

Alaka şu ki,

O yuh dediğiniz çocukların ortak paydası yukarıda ki paragraflar.

Herhalde  sizin ve çocuklarınızın  elinizde ‘’Engelsiz doğup,engelsiz yaşayacak ve engelsiz olarak ölecek’’ diye bir belge var da ondan bu kadar rahatsınız.

Yoksa aymazlığın sınırlarını neden bu kadar zorlayasınız ki…

Ama haklısınız;

Ya engelli çocuklar sizin engelsiz sandığınız çocuklarınızın eğitim öğretimlerine  filan bir zarar verirlerse…

N’parsınız o zaman; di mi?

Engelsiz sandığınız derken anlayışlı ve empati kurabilen bir ailelerinin olmamasını kastediyorum o yavrularınızın.

Fark etmeniz uzun zaman alacak olsa da en bahtsız engelin insanlık eksikliği olduğunu aşılayamadığınız çocuklarınızın onlarla birlikte büyüyecek olan bu eksikleri yüzünden hayata dair yaşadıklarını gördükçe anlayacaksınız.

Ve onların bu engelleri yaşamlarına ipotek koydukça,onlara uzaktan bakıp bakıp ‘’Ben nerede hata yaptım’’diye iç geçireceksiniz.

Ama duyanınız bile olmayacak.

Engelli ve engelli yakınlarının tek dertleri siz vicdan engelliler olsanız yine iyi;

Onların bir de, üzerlerinden  para kazanmaya çalışan çakallarla,gönüllü kılığına girip nemalanmaya çalışan eziklerle,kendilerini yok sayan mimarilerle,engelli haklarından bi haber kamu ve özel sektör yöneticileriyle,yaşadıklarını bir kabahatmiş gibi gören sıfatlarını ‘özürlü’ koyup yazıp,çizenlerle,vah vah deyip ‘Hadi sen de gel’denildiğinde derhal buharlaşanlarla,sosyal medya da ajitasyonun dibine dibine vurup onların yanında asla fiziksel olarak yer almayan çakma iyi niyetlilerle,engelli olmayı hakaret unsuru olarak kullanıp tivit mivit atan edepsizlerle,toplumda yok sayanlarla,kim bilir ayrımına varamadığımız ama engelli ailelerinin yüreklerine saplanıp kalmış daha nice sıkıntı ile  ilgili bitmek tükenmek bilmeyen bir uğraşları var.

Birinden kurtulsalar diğeri sıradadır daima.

Yıllardır becerebildiğim  kadarı ile engelli dernekleri ile çalışmalar yapar,sosyal sorumluluk projeleri hazırlar,uygulamaya koyarım.

Kısacası engelli ve engelli ailelerinin yaşadıkları zorlukları, aştıkları eşikleri,kendilerine dayatılan olumsuzlukları yakından bilecek kadar bir deneyimim var bu konuda.

Pek çoğuna da bizzat tanıklığım.

Anlamakta zorlandıklarınız şunlar galiba;

Engelli çocuklarla sizin çocuklarınız arasında nicelik açısından hiçbir fark yok.

Devletin uyguladığı eğitimde kaynaştırma politikası toplumumuzun tüm çocuklarının eğitim hayatlarında eşit olduklarının bir teminatıdır.

Okullar ve müştemilatları engelli ya da engelsiz çocuklar için değil tüm çocuklar için tesis edilmişlerdir.

En önemlisi de eğitim öğretim görebilmek  tüm engelli çocukların da Anayasal birer haklarıdır.

Bu bağlamda onları yuhalamakla yaptığınız sadece bir ayıp değil,Anayasal haklarına tecavüzdür ki bu alenen suçtur.

Ama itiraf edeyim ki beni bu bildiklerimden,tanık olduklarımdan çırak çıkartmayı başardınız.

Şimdi bir kez daha soruyorum

O yuh unuz yukarıda ki paragraflarda yazılanlara mı?

Durun zahmet etmeyin yanıtı ben vereyim;

Farkında bile olmasınız da,

O yuh unuz o paragraflarda yazılanlara.

Ülkenin dört bir yanından kulaklarınızı çınlatan milyonlarca yuh ta var ya,

İşte onlar da size…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner246