Sanırım Fuzuli'nin, "Sussam olmuyor, söylesem tesiri yok” diye bir tanımlamasıvarya, işte benim durumum tam o.

Terör, Suriye bataklığı ve ekonomik kriz sarmalı üzerine bir şeyler yazacağım ama birincisi; dinleyen yok. İkincisi; dinleyenler de çok çabuk unutuyor.

Eskiden gündemler değişirdi. Şimdi son bir yıldır, gündem değişen lokal olaylara rağmen aynı: Terör, Suriye bataklığı ve ekonomik kriz.

Terör ve Suriye bataklığı konusunda televizyonlarda bilen-bilmeyen tarafından o kadar çok yorum yapılıyor ki, milletin midesi bulandı.

Ama ekonomik durum konusunda, öyle tatmin edici yorumlar yok. Oysaki 2017'nin geçtiğimiz iki yıldan daha kötü geçeceği malumunuz.

Bunun topluma yansıması iki şekilde gerçekleşir; biri mal ve hizmetlerin fiyatları artar, alım gücü düşer, ikincisi; birçok insan işsiz kalır, kapıkapı iş arar.

Her ikisi de yoksullaşma demektir.

İşte bu haftanın -12/18 Aralık- özelliği de “Dünya Yoksullarla Dayanışma Haftası” olmasıdır.

***

Evet, mal ve hizmetlerin fiyatlarının artması yoksulluğu tetikler. Ama bana asıl neden nedir bu diye sorarsanız; yoksulluğu tetikleyen birinci etmen de "işsizlik" derim.

Bugün de küresel ısınmadan, çevre kirlenmesine, silahlanma yarışından, bölgesel savaşlara, kişisel özgürlüklerden kurumsal demokrasiye kadar birçok talep ve bela saymak mümkün.

Ama bunların içinde ilk çözülmesi gereken şey, yani tüm dünyanın, özellikle de geri kalmış dünyanın baş çelişkisi, yoksulluk ve bunu üreten işsizliktir.

Yaşadığımız süreçte hükümetlerin temel sorunu yurttaşlarına iş bulmaktır. Bu iş öyle; "serbest piyasa var, kursunlar efendim fabrika, insan çalıştırsınlar, devlet ne yapsın" denemeyecek kadar önemli bir beladır.

İşsizlik, çalışma hayatının üzerine çöken bir kabustur. Çalışma hayatı için çok önemli olan huzur ve güven duygusu işsizliğin olduğu ülkelerde yok olur.

En önemlisi de işsizlik, bireyde faydasız, gereksiz olduğu duygusunu geliştirir ve sonuçta sisteme olan nefreti körüler.

***

Ülkemizde çalışma çağındaki nüfus yaklaşık 50 milyon. Bu nüfusun ancak yüzde 48'i işgücüne katılıyor. AB ülkelerinde bu oran, yaklaşık yüzde 71.

Bizde bırakın bu orana ulaşmayı, işsizlik yüzde 8’den yüzde 12’ye çıkmış durumda. Bu, yeni yetişen gence iş üretemiyoruz demektir..

Yani hükümetin son üç yıldır çözmesi gereken sorun Kürt sorunu, Suriye'de Esad iktidarının devrilmesi, tüketim ekonomisinin geliştirilmesi falan değildi. Esas ve en önemli sorun, yoksulluk ve işsizlikti.

İstediğiniz kadar faizleri düşürün, enflasyonu indirin, yatırım yapılmıyorsa, istihdam artmıyorsa, işsizlik büyüyorsa, dünyanın hiçbir yerinde başarılı olamaz, geleceği kuramazsınız.

***

İyi ki öretmen falan değilim; çocuklar bu hafta dolaysıyla  "Yoksullukla Mücadele" konusunda bir ‘plan’ımızın olup olmadığını sorsa, "sadaka" dışına da açıklayacağım bir şey yok.

Sadaka da, zaten eski toplum biçimlerinin yardım sandığı.

Şimdinin modern devletlerinde, "yoksullukla mücadele stratejik planlamaları" var.

Kimlerin mi?

Hani bizi çok kıskanan o Avrupalı ekonomisi güçlü devletler varya, onların.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234