İnsanlık açısından her gün bir ayıbın yaşandığı bir dönemde 8 Mart, bir insanlık ayıbını yeniden hatırlatmaya geldi.

İnsanlığın tarihi boyunca en önemli hasleti, "eşitlik ve özgürlük"tü.

İşte bunu hatırlatmaya geldi, 8 Mart.

İnsanlık tarihinin, öyle mutlu rengarenk köy düğünleri, panayırlar alayları, atlı karıncalar, toplumlar arası barışlarla, kardeşlikle geçtiğini değil; ırk, din, cinsiyet, parasal çıkar gibi nedenlerle, nasıl büyük zulümler, büyük katliamlar ve köleleştirmelerle dolu olduğunu hatırlatmaya geldi.

İçimizdeki virüs programıyla kontrol altına aldığımız, hatırlamak istemediğimiz zulümleri programı kırarak beynimize göndermeye geldi.

İnsanın aradığı "eşitlik ve özgürlük" özlemini yeniden hatırlatmak için geldi.

İnsanlığın yarısını oluşturan kadınların, eşitlik ve özgürlük özlemlerine ve bu özlemlerini tanımlayan haklarına, insanlığın diğer yarısını oluşturan erkeklere göre oldukça az sahip olduklarını göstermeye geldi.

Bu, insanlık tarafından ve özellikle de kadınlar tarafından sorgulanması gereken önemli bir sorun.

Bunun altında yatan neden nedir?

Hala Suudi Arabistan dahil birçok ülkede kadınlar genel seçimde oy kullanmaları bile yasak.

Hala kadınlar sadece cinsel obje.

Hala "Ülkemiz Anadolu ama parlamentomuz babadolu"

Evet, 8 Mart geldi. Bütün bu ayıpları yüzümüze vurmaya geldi.

8 Mart 1857'de New York'ta 4 bin işçi kadının, 12 saatlik işgününü protesto için greve gidip polisle çatışmalarını yeniden hatırlatmaya geldi.

Sanki ilahi bir rastlantı sonucu bundan tam 51 yıl sonra, 8 Mart 1908'de Manhattan'da 8 saatlik iş günü ve kadınların politik hakları için greve giden kadınların, polisin müdahalesi sonucu fabrikaları işgal etmesi ve çıkan yangında 129 kadın işçinin yanarak ölmesini ve kadın direnişinin dünya kamuoyu tarafından fark edilmesini hatırlatmaya geldi 8 Mart.

Yani öyle alelade modacıların ve tüketim ürünleri satan endüstricilerin uydurduğu, Aziz Valantin'li Sevgililer Günü hikayelerinin üretildiği bir gün değildir 8 Mart.

8 Mart, 1910 yılında çeşitli ülkelerden kadın kuruluşlarının da katıldığı Komintern'de Clara Zetkin;  bu direnişlerin anısına önerisiyle kabul görmüş olan 1960'lara kadar "Dünya Emekçi Kadınlar Günü", 1970 Dünya Kadınlar Yılı dolayısıyla Birleşmiş Milletler'in kararıyla, uluslararası "Dünya Kadınlar Günü"nün kabulüdür 8 Mart.

Bugün kadınların yüzde 98'inin bile çözemediği kadar anlamlıdır 8 Mart...

Ama nafile!..

Kadınlar; hala beş yıldızlı otellerde kendileri için hazırlanan tuzaklardan, kozmetik ve moda sanayinin köleleştirmelerinden, kendileri hakkında verilen uydurulmuş din fetvalarından, sorgulamasız ibadetlerden hala habersizse, eşitlikten, özgürlükten ve yarım insan sayılmaktan hala sıkılmamışsa, ne yapsın 8 Mart.

Seneye yine gelecek, yine bu ayıpla bizi yüzleştirecek...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234