Yeni yıla girmemize az bir süre kala gelecek kaygılarının giderek arttığı bir döneme giriyoruz toplumun büyük kesimi giderek karamsarlaşan bir hayat sürmekte oysa şu cennet ülkemizde refah ve yaşam standardının yüksek olduğu bir ömür sürmek tüm vatandaşlarımızın doğal hakkı olmalıydı. Emeklilerimizin kimseye muhtaç olmadan ve yine başka bir işte çalışma zorunluluğunu yaşamadan ömrünün geri kalan bölümünü mutlu ve huzurlu bir şekilde geçirebileceği Avrupa emeklileri gibi maaşı ile dünyayı gezemese de en azından Ülkemizi gezebileceği torunlarına harçlık verip hediyeler alabileceği bir emeklilik yaşamaları çalışanların çok lüks olmasa da geçinip arada sosyal yaşantılara ailece dahil olacağı bir sistem istemek günah olmaz sanırım bunu hayal ederken ülkemizin şartlarının buna çok uygun olduğunu bilerek yazıyorum.

 

Çevrenizdeki insanların yüz ifadesine baktığınızda mutsuzluğu ve gelecek korkularını mutlaka okuyacaksınız. Karamsarlığın ana sebeplerinden biri insanımıza gereken doğal ihtiyaçlarının karşılanamaması yani gıda, barınma, giyinme, ısınma, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamaya yetememesidir.

Memur-Sen tarafından verilen bilgilere göre her ay düzenli olarak yapılan “açlık-yoksulluk” araştırmasına göre, Türkiye’deki 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı bin 427 TL, yoksulluk sınırı ise 3 bin 940 TL olarak belirlendi.

Asgari ücret ise bin TL çalışanların umudu ise seçim vaatlerinde söylenen bin 300 TL olması, Asgari ücret alana az verene çok gelmekte ve böyle bir keşmekeşin içindeyiz. Oysa Asgari ücretin gerçek tarifi yeni işe başlayan vasıfsız bir elemana bundan daha az maaş veremezsin diyerek yasaların getirdiği bir limitti kalifiye elemanlar daima asgari ücretin iki, üç misli maaş alırlardı günümüzde bu rakamlar nereyse hatıralarda kaldı diyebiliriz.

 

Geçtiğimiz günlerde hava sahamızı ihlal eden Rus uçağının düşürülmesi ile yaşanan gerginlik şovenist söylemlerin aksine ülkemizi ekonomik yönden sıkıntıya sokacak gibi görünüyor bu konuda iç piyasamızda bir hayli satış ve ihracat sorunu hatta turist sıkıntısı da yaşayacağımız tanıdığımız ve konuştuğumuz konu ile alakalı dostlarımız tarafından sıkça dile getirilmektedir.

 

Irak'tan sonra karıştırılan Suriye daha büyük bir bataklık görünümüne büründü ve Türkiye bu bataklığın içine ısrarla çekilmeye çalışılıyor. Savaşın çıkması an meselesi gibi her şeye gebe ülkemizin üst yönetimi çok akıllıca hareket etmek zorunda bir hata bize çok pahalıya mal olabilir ve Suriye ölmüş bir cesedin üstüne üşüşen akbabalar ile dolmuş durumda gözükmekte.

 

Türkiye an itibarı ile 141 milyonluk Rusya pazarını 22 milyonluk Suriye pazarını 35 milyonluk Irak pazarını yani 200 milyon insanlık pazara ürün ihracatı yaparken ardı ardına kaybetmiş durumda gelişmiş ülkelere ürettiğimiz teknolojik ürünlerimiz olmadığına göre daha çok tarım ürünü meyve, sebze satmaktayız pazar daralması zamanla her türlü sıkıntıyı maalesef iç piyasada bizlere yansıyacaktır.

 

Cumartesi gecesi saat 22.53'te Gemlik İlçemizde Richter ölçeğine göre 3.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi depremin Hint Okyanusunda 7.1 İran'da 5.1 şiddetinde meydana gelen depremlerin tetikleyici olarak Marmara Denizi ve Yunanistan'ı vurduğu açıklandı bu karamsarlıkta deprem korkusu bir bakıma bizlerinde moral bozma tetikleyicisi olduğunu iade edebiliriz depremin Allah korusun bu kış ve kıyamette daha şiddetli gelebileceğini düşünmek bile istemeyiz. Esenkalın...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246