banner262

Acı tatlı hatıraları, anılarıyla 2019 yılını tarihin derinliklerine gömerken, önümüzdeki günlerde bizlere neleri göstereceğini bile bilmediğimiz 2020 yılına hoş geldin diyerek güne başladık.

Evet, tarih değişti.

Ömrümüzden bir yıl daha geri gitti.

Seneler geldi, gitti. Geriye kalan ise sadece ve sadece takvim yaprakları ve saatlerin değişmesi mi oldu?

Bana göre, her yeni yıl yeni bir başlangıç ve yeni umutların yeşerdiği bir sene olmalı. İnsanlar, ellerinde imkanı olanlar veya olmayanlar, yeni yıla çeşitli etkinliklerle girdi. Hastane köşelerinde şifa arayanlar oldu. Dünyaya yeni gelen bebeklerinin doğum sancılarını çekenler oldu. Vur patlasın, çal oynasın diyerek eğlenenler oldu.

Savaş içinde, elleri tetikle ölüm kalım mücadelesi verenler oldu.

Tabi ki bütün bunların hepsi, daha yaşanılabilir bir dünya özlemini daha da artırdı. Savaşların olmadığı, barış, huzur ve mutlulukların olduğu, insanların hak ve adalet içinde, bir birbirlerine saygılı bir hayat yaşamaya başladıkları özgür ve demokratik bir dünya özlemimiz hala devam ediyor.

Geçmiş yılları da karşılarken aynı dileklerimiz ve beklentilerimiz vardı. Bütün bunlar, geride kaldı. Tarih ve sene değişince umutlarımız ve beklentilerimizin gerçekleşme imkanı ve imkansızlığı ile yüz yüze kaldık.

Bugün, hayatımızda, dünyada, ülkemizde yepyeni bir sayfa açıldı. 2020 senesinin ilk günü, ilk sayfasına neler yazıldı?

Siyasi olarak ülkemizde, AK Parti iktidarının nasıl değiştirilebileceğinin hesabı yapanlarca, muhalefete gaz verilip, yeni parti kurulması çalışması, yılbaşı mesajlarına kadar yansıtıldı. Pek çok olumsuz olaylardan yine iktidar sorumlu tutulmak istenirken, atılan adımlar, yeni açıklanan projeler ise kötüleme adına pek çok olaylar sergilendi.

Etrafıma şöyle bir baktığımda ise, 2019 senesinin en son günü, yani 31 Aralık günü, Bursa’nın sabahın erken saatlerinde başlayan ve gece yarısına kadar devam eden trafik sıkışıklığı insanları çileden çıkardı. Sıkışıklık yaşanılan bölgelerde ise Alış Veriş Merkezlerinin olması bir kez daha yerel yönetimlerin, belediyelerin bu AVM konusunda ciddi adımlar atması gereğini ortaya çıkardı.

Bakın, kent merkezindeki AVM’lere günde saat başı ortalama olarak 210 araç girişi yapılıyormuş. Bu rakam hafta sonları 400’ü geçiyormuş. Hal ve durum böyle olunca da, AVM etrafındaki trafik, hatta AVM içindeki trafik, hatta AVM’lerin otopark düzenlerindeki trafik allak, bullak oluyor. İnsanlar, belki alış veriş için belki vakit geçirme adına geldikleri AVM’lerde yaşanılan her türlü sıkıntılara rağmen bu kadar aracın, bu binalara girip çıkması da ayrıca düşündürücü değil midir?

Birde, AVM’lere giden araçların kent içi trafikte yaşattıkları tıkanmalara çare bulunmalı.

Hem de çok erken. Hemen, hiç vakit ve zaman geçirilmeden bu konularla ilgili gerekli önlemler alınmalı.

Hani, “biz yapmadık. Bizden önceki yönetimler bu AVM’leri bu kentin içine diktiler. Açılmasına izin verdiler” gibi konuşmalarla bu sorun çözümlenmez. Daha çok çözümü imkansız hale gelen düğümlemelere yol açar. Bugün, bu AVM’leri şehir merkezine, kent merkezlerine kimin yaptığı, kimlerin yaptırdığı, kimlerin nasıl ve neden izin verdiklerini tartışmak yerine, çözüm üretme zamanı. 2020 senesiyle beraber, Bursa adına yeni bir sayfa açılmalı. Zaten, tarih değiştiği andan itibaren bu yeni sayfa açıldı. Bütçeler sıfırlandı. Yapılan işlerin pek çoğu tamamlandı. Kamu yönetimi adına, tarihler 31 Aralık’ı gösterdiğinde işler bitti. 1 Ocak resmi tatil olması nedeniyle de 2 Ocak sabahı, yani bu sabahtan itibaren yepyeni yönetim anlayışı ve yepyeni bütçelerle hizmet yarışı başladı. Başlamalı.

Bursa’nın da kangren hale gelen trafik ve ulaşım meselesinin çözümü için bir süre proje açıklanıp, kavşak düzenlemesi, kısa ve etkili dokunuşlarla trafiğin akıcı hale getirildiğine dair söylemler ve yapılan işlerde senenin son günü yaşanılan ulaşım tıkanmasıyla bana göre artık geride ve gölgede kaldı.

Yani, artık bu dertlerin 2019 yılını nasıl takvimlerde geride bırakmış isek boş laf ve söylemleri bir kenara bırakıp, dertlere kalıcı çözüm üretme vaktine odakların zamanı kaçırmamamız gerekiyor.

Öncelikle de kent merkezindeki AVM’lerin sıkıntılarının aşılması gerekiyor. Bakın, her zaman bazı kişilerin örnek gösterdiği Amerika’ya bakalım, AVM ve toplu alış veriş merkezlerini kentin en az 100 kilometre uzağına götürmüşler. Buralara gitmek isteyenler, kent merkezindeki trafiği allak-bullak edip, insanları canından bezdirmeden gidebiliyorlar.

Peki, bu AVM’lerin senelerdir tartıştığımız kent merkezi dışına çıkarılması konusu Bursa’da neden olmuyor? Ülkemizde neden olmuyor?

Yoksa, eskiden olduğu gibi siyaset sermayeye yenik mi düşüyor?

Sorular çok, sorun gerçekten ciddi. Artık, birileri konuşmak yerine, bir yerlerden çözüm üretmeye başlayıp, çalışmalı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254