Günlerdir değil, aylardır “Başkanlık sistemini” tartışıyoruz.

Neredeyse içimiz dışımız “Anayasa değişikliği ve ona bağlı olarak getirilmeye çalışılan bu sistemin” getiri ya da götürüsü ile doldu.

İktidar, tek bir üslup değiştirmeden “getirisini” anlatmaya çalışıyor.

Muhalefet ise şiddetle “ne getirmesi; götürür, götürür!” mantığıyla bastırıyor.

Tamam!..

Bir sistem getirilecek.

Kabaca ülke “çok başlılıktan” kurtarılacak.

Ya da!..

Parlamenter sistemin ömrü bitti.

Filan da.

Bu sistemin içeriğinde neler olacak?

Bunu anlatacak Allah’ın tek kulu yok mu?

Ya da!..

Ters çevirip soralım.

Sisteme karşı olanların tam olarak alternatif önerileri, gerekçeleri ne?

Bunu anlatan var mı?

***

Dün biraz da bu “soruların yanıtlarını tartışabiliriz” umudu ile önemli bir sivil toplum kuruluşu olan TESİAD (Tüm Etkin Sanayici İşadamları ve İşkadınları Federasyonu)nun bir davetine katıldık.

Genel Başkan İlyas Bozkurt, önce “Anayasa değişikliği ve başkanlık sistemiyle” ilgili hazırladıkları dosyayı Meclis Başkanlığı’na sunduklarını söyledi ve kestirme yoldan şu yorumu yaptı:

“Başkanlık sisteminin uygulanabilir olduğunu düşünmüyoruz!.”

***

Peki TESİAD neyi savunuyor?

Bir solukta sıraladı:

“Evet; parlamenter sistem artık dar geliyor.

Yani kör topal gidiyor.

Getirilmek istenen tam başkanlık olayında ise iki uygulama ayağı olacak.

Ya eyalet ya da üniter sistem.

İlk uygulamada Türkiye’yi eyaletlere böleceksiniz; ki 7’den fazlası olamaz. Yani merkezi bir sistemle yöneteceksiniz, şimdikinden pek farkı yok.

Üniteri uygularsanız bu kez diktatörlük gelecek.

Tüm bu sakıncaları dikkate alarak diyoruz ki!..

Daraltılmış bölge esasına göre yapılan iki turlu seçim ve Yarı Başkanlık sistemi en uygun olanı…”

***

Yarı başkanlıktan kastınız?

“Şu anda ülkenin en büyük sorunu denetimsizlik.

Yönetimle denetleyen aynı olamaz.

Kim iktidarsa ona yakın olan denetlenemiyor.

Yaptığı haksızlık yanına kar kalıyor.

Yanlışa yanlış diyemez hale geldik.

O nedenle de yolsuzluk gırla gidiyor.

Önce seçim sistemi, bağlı olarak yarı başkanlık ve onun getireceği Ombusmanlık sistemiyle bunun altından kalkılabilir!..”

***

Son olarak kendisine basının “bu olaylardaki sorumluluğunu” sorduk.

“Basını çok önemsiyorum; çünkü bizim için bir subap!..” dedi.

Ardından da ekledi:

“Savunduğumuz sistemde, iktidar bir açıklama yapar.

Basın bunu eleştirir veya doğru bulur.

Halk bu yazılanları özümser; vekile baskı yapar.

O da Meclis’te halkın dediğini yerine getirmek için varını yoğunu ortaya koyar.

Yani; bu ülkede bağımsız vekil ve bağımsız basın yoksa, her şeye evet deniyorsa. Ortalıkta sadece cılız sesler dolaşıyorsa, ülkenin sonu felaket olur!..”

***

Bu yazın meteorolojik olarak “çok sıcak geçeceği” söyleniyor.

Bu sıcaklığa bir de bu sistem tartışmaları eklenecek.

Ne hale geleceğimizi bir düşünsenize…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161