Bundan 15.000 yıl önce yerküre titremeye başladı. Toprak kalkan olduğu ye yüzünü daha fazla koruyamadı. Azgın lavların yeryüzüne yükselişi bilinmeyen bir medeniyetin sonu oldu. Binlerce yıl sonra lavlar soğudu ve medeniyet yeniden filizlendi bu topraklarda. Burası yanardağların küllerinden doğan yanık ülke “KULA”.

Kula’nın adı hakkında birçok rivayet olsa da adının burç anlamına gelen kuleden dönüştüğü kabul edilir. Kula da diğer tarihi kentler gibi yüzlerce eseri barındırıyor kalbinde. Onlarca meşhur yiyeceği ve mimarisiyle ünlü ahşap evleri var. Ama Kula’yı özel kılan çok daha başka bir yönü var. Jeolojik yapısı, hayatın başlangıcı ve daha birçok konu hakkında çok önemli sırlar saklıyor. Binlerce yıl önce gerçekleşen volkanik faaliyetler o dönemlerde buralara büyük zararlar vermiş olsa da bugün fazlasını katmış. Çimento gibi birçok birleşeninde ham maddesini oluşturan ve Kula’da bolca bulunan “cüruf”  çok uzun zamandır buradaki evlerin duvarlarını ayakta tutuyor. Burası yoğun çalışma ve emek sonucunda 4 Eylül 2013 de İtalya’da düzenlenen törenle Türkiye’nin ilk ve tek Avrupa ve Unesco jeoparkı ilan edildi.

Kula’nın saklı hazinelerinden biri de peri bacaları, bu bacalar bölgede görebileceğiniz sıra dışı yapıların başında geliyor. Kapadokya’ya benzerliğinden dolayı buraya “Kuladokya” da deniliyor. Bilimsel olarak bu yapıların Gediz nehrinin biriktirdiği çökellerin mukavemetli kısımlarının korunması sonucu seçici aşınma ile meydana gelmiş. Başka bir deyişle doğa sadık yardımcısı olan zamanı da yanına alarak sel sularını bir testere gibi kullanıp bu nadide heykelleri ortaya çıkartmış. Kula peri bacaları her geçen gün ilginin ve tanıtımın artmasıyla dünyanın yedi harikasından biri olmaya aday. Gediz nehrinin lav vadilerini parçalaması bu bölgeye eşsiz bir de kanyon kazandırmış. Gediz’in lavlar vadileri arasında ki yolculuğu 25 metre yükseklikten muhteşem bir manzarada tüm heybetiyle aşağıya düşen şelale ile başlıyor ve Ege denizini kalbine kadar giden Gediz’e güç veriyor.

Kula kurulduğu günden bu yana hoşgörü merkezi olarak anıldı. Farklı din ve milletlere ait insanlar birlik beraberlik içinde yaşadı bu topraklarda. Dar ve engebeli yapısına rağmen hiç tıkanmayan sokakları insanların yan yana geçerken kurdukları dostlukların pekişmesini sağlıyor. Kula’nın insanları bir birlerini gördüklerinde mutlaka selamlaşıyor. 50.000 e yaklaşan nüfusuyla gelişmiş bir köy gibi. Hemen hemen herkes birbirini tanıyor. Kula’nın merkezine kurulan halk pazarına geldiğinizde sevecen ve güler yüzlü insanlar karşılıyor sizleri. Leblebi buraya has yiyeceklerin başında geliyor, yeni kavrulan nohutların kokusu tüm pazaryerini kaplamış. Aradığınız her şey var bu pazarda meyve, sebze ve hediyelik eşyalar dışında pazarın içinde bulunan çarşıda kaybolmaya yüz tutmuş bir meslek sizi eskilere götürecek. Semerciler,  dededen toruna geçen bu zanaat yeni ustaların yetişmemesinden yok olmak üzere.

  Kula’nın sokakları yıllara tanıklık etmiş, milyonlarca kez sahiplerine hoş geldin demiş birer sadık dost gibi karşılıyor sizleri. Bu evleri herkes gezebilsin diye restore edilmiş tarihi Kula evleri ziyaretçileri için tüm güzelliklerini sergiliyor. Evlerin hemen hemen hepsinde volkanik bir malzeme olan cüruf görmek mümkün. Saman ve çamurla sağlamlaştırılan duvarlar 80 cm genişliğinde zamana karşı direniyor adeta. Yaklaşık 3000 Osmanlı evi var burada 800 ü tescilli ve koruma altına alınmış. Kula evlerini ve selamların çınlattığı küçük sokaklarını görmeden ziyaretinizi tamamlamayın.

“Yaralı sırtında eski bir hırka, hırkaya bağlı bir tutam odun.”   Bir aşk ne kadar ileri gidebilir, bir ölümlü namını nasıl ölümsüz kılabilir? Adına Yunus, namına Emre dediler, öyle çok sevdiler ki türbelere sığmadı yüreklere defnettiler. O bir İslam düşünürü, bir şair aslında ama hakka ulaşmak için verdiği çaba onu “Yunus Emre” yaptı. Bu büyük filozofun onlarca yerde meftun olduğu söylenir. Ama Kula’ya bağlı Emre köyü bunların en bilineni ve inanılanıdır. Şeyhi Tapduk Emre’nin kabrinin de burada olması bu inancı daha da kuvvetlendiriyor. Bu köy Kula’ya 25 km uzaklıkta bulunuyor. Her yıl binlerce kişi Tapduk Emre ve  Yunus Emre’yi ziyarete geliyor. Köy içinde bulunan 1547 yılında Carullah Bin Süleyman tarafından yaptırılan camiyi de mutlaka ziyaret edin. Bu camiyi diğerlerinden ayıran en önemli özelliği duvarlarını süsleyen manzara resimleri.

Yeryüzü sarsılır yaşlı gezegen dışa vurur sakladıklarını küllerinden bir medeniyet filizlenir, sakin topraklarında sakladığı türlü hazineleri ile Kula yetişemediğiniz tüm zamanlara ışık tutan şahitlik eden bir kent.

Peri bacalarından yaradılış gizemleri yükselen bu tarihi kent, namı diğer yanık ülke Katakekaumene sizi çağırıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner193

banner246

banner254