Ve yine Ak Parti'de derin fırtınalara imza attıracak bir başlık ile karşınızdayım. Bilirim sevmezsiniz böyle yazılarımı. Lakin bazen görünen köy klavuz istemediği halde görmeyenlere inat gözlerinin içerisine sokmak gerekir bazı gerçekleri. Veyahut sağır duymaz uydurur diyenlere inat, gökyüzüne altın harflerle kazımak gerekir! Ak Parti'nin kurulduğu günden bugüne bakıyor herkes. Oysa Recep Tayyip Erdoğan'ın Ak Parti'den öncesinin de var olduğunu görmek zorundayız. Ak Parti dediğimiz kuruluş hepi topu 17 yaşında toy bir genç. Oysa Recep Tayyip Erdoğan koskoca bir dünya lideri...

Türkiye'nin gerçeklerinden birisi de balık hafızalı bir millete sahip olduğu hususudur. Yüzlerce yıllık geçmişi unuttuğu gibi onlarca yıl öncesini geçtim birkaç ay öncesini bile bazen hatırlamaktan imtina ederiz, milletçe! Recep Tayyip Erdoğan ismi artık büyük bir marka. Öyle bir marka ile karşı karşıyayız ki, Süleyman Demirel ve Turgut Özal başta olmak üzere birçok Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Devlet lideri gibi adı altın harflerle tarihe kazındı. Günümüzde ciddi bir Erdoğan yalnızlığı ile karşılaşıyoruz. Heryerde Recep Tayyip Erdoğan'ı görüyor olsak bile, heryerde onun yanındayız diyenleri az işitir ve hatta hiç görmez olduk. Öyle bir hal oluştu ki Ak Parti'de, aday gösterilmediysen senin için Recep Tayyip Erdoğan'ın da bir anlamı kalmamış oldu. Ve yine üzdülerse, kırdılarsa ya da bir kenara itip attılarsa Recep Tayyip Erdoğan'ın sesini bile duymak istemeyen çoğunluklarla karşı karşıyayız.

Ak Parti nasıl bu hallere geldi veyahut Recep Tayyip Erdoğan nasıl bu hallerden kurtulurun cevabı aslında 17 yılın iz düşümlerinde saklı. Peki, bugün ne yapmak lazım? Açıkçası dava kelimesinin davalık bir hal aldığını aylar öncesinde yazmıştım. Şahsen erken seçimi de pek uzakta görmeyenlerdenim. Ak Parti 31 Mart seçimlerinden çok güçlü de çıksa veyahut ciddi oy kaybı ile bile çıksa Türkiye 2020 Kasım veya 2021 Nisan ayında olağanüstü erken seçime gidecek. Bu hem Recep Tayyip Erdoğan hem de Türkiye için kaçınılmaz bir gerçek. Elbette o dönemin gerekçelerini sadece olumsuzluklar üzerine kurgulamamak gerekiyor! Türkiye'nin Suriye başta olmak üzere sınırlarında ciddi değişimler gerçekleşmesi mümkün. Yani, Misak-i Milli sınırlarının bir anda Türkiye'nin uluslararası kabul edilmiş sınırları olması mümkün! Veyahut ciddi bir ekonomik darbe ile Türkiye'de hükümet değişimi veya mecliste yüksek sayıda Milletvekili istifası ile karşı karşıya kalmak olası seçenekler arasında yer alıyor.

Ak Parti'nin ötesinde bir Recep Tayyip Erdoğan olduğu gerçeğini artık hepimiz kabul etmek zorundayız. Fatih Sultan Mehmet Han ile Abdulhamit Han arasında ki dev tarihsel ve ekonomik çizgiyi, gelişmişliği ve büyümüş sınırları gören Recep Tayyip Erdoğan kabul etmeliyiz ki, Dünya gerçekleri açısından önemli bir tehdit! Ve yine Türkiye, "Dünya 5'ten büyük" diye haykıran bir lider ile 2023 yılında Dünya'nın ilk ekonomisi olma hedefinde ısrarla ve yılmadan ilerliyor.

Recep Tayyip Erdoğan'ın 2001 kadrolarına geri mi döneceği yoksa daha da öz bir düşünce ile özne halde 'Milli Görüş' dönemi sürecini yeniden mi başlatacağı ciddi bir stratejik süreç. Lakin, Erdoğan'ın artık 'Er Doğanlar' ile yürümekte ısrarlı olduğunu çok iyi görmekteyiz. Özellikle bu seçim döneminde Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli ve yine her iki siyasi partinin 'önce millet' ve 'önce memleket' içerikli Türkiye söylemleri bize gösteriyor ki, Recep Tayyip Erdoğan fazlasıyla yalnız ve güvendiklerine musikinin şifresi ile sesleniyor; "gönül belediyeciliği..."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246