İnsan yaş aldıkça zamanında kendisine son derece sıradan gelen hatta bazen o anı yaşarken angarya olarak bile nitelediği pek çok unsuru özler duruma geliyor.

Gençliğinize dair anılarınızı eğer şöyle bir hızlıca gözden geçirirseniz,ne demek istediğimi çok daha net anlatabilmiş olacağım.

Dün sevgili kardeşim Erdinç ‘’ Eray’ın sınıf öğretmeni veli toplantısı düzenlemiş sen de gelsene’’dediğinde ilk paragrafı içimden geçirdim.

Kızımın ilk,orta ve lise öğrenciliği döneminde veli toplantılarını kendime bir terapi gibi algılardım.Kişiliği ve çalışkanlığı hakkında öğretmenlerinden duyduğum övgüler bana öyle bir moral kaynağı olurdu ki,her toplantıdan sonra işe daha bir dingin,daha bir iştahlı giderdim.

Eray benim manevi torunum. Gidişatı da kızımınki ile aynı.

O yüzden kardeşimin önerisini derhal kabul ettim.

Hem gittiğimiz okula da hiç yabancı değildim.

Yaz aylarında Müdürü Sayın Haydar Akın ile tanışma olanağı bulduğum ve yazdığım okulu bir de öğrencileri ve öğretmenleri ile cıvıl cıvılken görmek çok hoş olacaktı.

Öyle de oldu.

Başka şeyler de oldu...

Belki sizler yaşamışsınıdır ama ben ilk kez tanık oldum;

Toplantıdan önce katılan tüm velilere çukulata ikram edildi.

Eee ne var bunda diye soracak olanlar için yazayım,bunda çok şey var.

Öncelikle gelen velileri önemsemek var,

‘Öğretmenin, ben artık sizin ailenizden biriyim’ mesajı var,

‘Çocuklarınız emin ellerde’ var,

Geçmiş yıllarda yaşanılan olaylardan sonuç çıkartma ve bir uzlaşı çağırısı var,

Her şey den önemlisi Eray’ın İngilizce ve sınıf öğretmeni Aynur Çelik’in de dillendirdiği gibi ‘’Tatlı yiyelim tatlı konuşalım’’temennisi var ki tatlı yemek mühim olmasa da tatlı konuşmak artık daha da bir önem arz ediyor iletişim erezyonu yaşanan  toplumumuzda.

Ayrıntıların bütünün yansıması olduğuna inanırım.

Belki mesleki bir refleks haline geldi ama ayrıntılarda fark ettiklerim her zaman bütün hakkında yaptığım yorumları destekler nitelikte olmuştur.

Demem o ki;

Toplantıdan önce velilere ikram edilen o küçücük çukulatalar çocukların emanet edildiği kocaman yüreklerin iz düşümleri idi.

O yüzden bu küçücük ayrıntıyı büyüttüm.

Malum başarı ayrıntılarda gizlidir.

Sanırım Bruce Barton’un sözüydü;

‘’Bazen küçük şeylerden ne müthiş sonuçlar alındığını gördükçe, içimden küçük şey diye bir kavram olmadığını düşünüyorum.’’

Ben doğruluğu defalarca kanıtlamış bu sözü aklımda kaldığı kadarı ile yazdım ama ana fikri hiç unutmadım.

Peki; veli toplantısında sadece çukulata ikramımı vardı,öğretmen velilere hiçbir şey anlatmadı mı,çukulatasını alan gitti mi yani?

Bakmayın siz benim ayrıntı takıntıma sınıf öğretmeni mesleğinde geride bıraktığı 15 yılın verdiği donanımla toplantıyı usta bir moderatör özeni ile sürdürdü ve öğrencilerin ailelerine çocukların başarılarında katkı koyabilecekleri pek çok konuyu dile getirdi.

Örneğin üzerine basa basa dedi ki;

‘’Çocuklar telefon ve internete daldıklarında zaman kavramlarını yitiriyorlar,bu konu da yasakçı olmadan sınırlayıcı önlemler almanız gerekiyor’’

‘’Çocuklar artık bizim zamanınızda ki algılarları çoktan aştılar,onlara birey olduklarını hissettirmeniz çok önemli’’

‘’Aralarında ki ilişkilerde sıkıntılar olabilir.Ancak onlar nihayetinde daha küçük birer çocuk;zaman zaman birbirleri ile tartışsalar dahi çok kısa bir süre içerinde barışıp sıkı arkadaş olmaları son derece doğal ve çok görülen bir davranış şekli.Siz siz olun çocuğunuzun  eve  yansıttığı ufak tefek anlaşmazlıkları büyütüp veliler olarak birbirinize hasım olmaktan kaçının’’

‘’Hiç istemeyiz tabi ki ama, ciddi boyuta ulaşacak bir olay olacağını fark ederseniz mutlak surette benim ve okul idaresi ile iletişim kurun’’

Sınıf öğretmeni çocukların uyku saatlerinde ailelerin mutabık olmaları için küçük bir oylama bile yaptı.

Oylamanın birden fazla sonucu olsa da,22.30 ile 23.00 arasında bir konsensus oluştu.

Bu da,veli toplantısının öğretmenin öğrencilerinin dinlenmeleri konusunda ki hassasiyetini belirten bir başka ayrıntısıydı.

Tabi ki Her biri diğerinden önemli olan bu söylemlerin veliler tarafından da karşılık bulması çok önemli.

O da, çocukların yıl sonunda ki performansları incelendiğinde görülecek.

Ben sadece katıldığım toplantıda ki izlenimlerimi yazdım.

Elbette okulun diğer öğretmenleri de yaptıkları toplantılarda aynı öğelerin üzerinde hassasiyetle duruyorlardır.

Bir de kıssadan hisse ekleyip bitireyim yazıyı.

Okulun ve öğretmenlerin çocukların eğitimleri konusunda ki başarıları,ailelerin olayı ne kadar ciddiye aldıkları ile doğru orantılı.

Çocuğu sadece okula gönderip, öğretmene çok eskilerde olduğu gibi ‘’Eti senin kemiği benim’’ demekle bitmiyor artık iş.

Hadise etle kemikle değil direkt beyin ile ilgili çünkü.

Bilinçli her veli çocuğu ile birlikte bir kez daha öğrencilik yapıyor.

O yüzden öğretmen-veli arasında kurabilecek sağlıklı iletişim her iki tarafında yüklerini hafifletmede ki en önemli faktör.

Eğitim öğretim önemli, ama eğitim önce ailede başlıyor. Öğretim konusu ise zaten öğretmenlerin uzmanlık alanı.

Velinin öğretmenin işini kolaylaştırmada atacağı her adım çocuğunun geleceğinin inşaasına koyacağı tuğla ile eşdeğer.

Evlatlarımızın iyi yetişmesinde’ pardon’ diyecek lüksümüz yok.

Bursa Mithatpaşa Orta Okulu hakkında daha önce kurduğum cümlelerimde  yanılmadığımı görmenin keyfi ile okul müdürü Haydar Akın ve Aynur Öğretmen nezdinde çocuklarımızın geleceğine ruhlarını yansıtan tüm öğretmen ve eğitimcilerimizi saygıyla selamlıyorum…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246