banner262

Bilgili insanlar ile sohbet etmeyi çok severim.

Artık konu neyse ona dair her cümle de yeni bir şeyler öğrenmek,benim bildiklerimin sağlamasını,biliyor sandıklarımın düzeltmesini  yapmaktan ve yanlış bildiklerimin doğrusunu öğrenmekten büyük keyif alırım.

Bazen kendimle gurur duyarım,bazen bilgisizliğime hayıflanırım.Bazen de bildiğimi sanmanın verdiği ağırlığı omuzlarımda hissederim.

Konu özellikle ilgi alanıma giriyorsa daha bir dikkatle dinlerim karşımdakini.

O farkına varmaz belki ama bildiklerime yakın kurduğu her cümle de oleyy çekerim içimden.

Bilgi çok önemli.

Hele bilgisizliğin  kutsandığı bu süreçte çok çok daha.

Ancak artık bakıyorum da herkes her şeyi biliyor.

Kimsenin kimseye müdanası yok.

Tahsilin, donanımın, deneyimin var mı peki?

Onların da yok.

Hadiseyi telaffuz bile edemese de mutlaka o konuda bir fikri var çoğumuzun.

Doğru,yanlış,eksik hiç fark etmiyor.

Garip bir öz güvenle heyecanlı heyecanlı,bağıra çağıra hatta ara sıra abartıp efelene efelene birbirimize bilmediklerimizi anlatıyoruz.

Cümleleri ölümüne kuruyor,ne karşımızdakini dinliyor,ne de ağzımızdan çıkanı duyuyoruz.

Hepimiz otoriteyiz.

Söze bence diyerek başlamaya bile tenezzül etmeden giriyor,neresinden çıkacağımızdan bi haber akımla yokum arasında yorumların dibine vuruyoruz.

Hele ki biri fikrimize(!)itiraz etsin…

Vay vay vay…

Anında hasım belleyip dövüş horozuna dönüşüyor,karşımızdakini gagalamak için fırsat kolluyoruz.

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz gibi özlü sözlerin artık katiyen kıymeti harbiyesi yok;

Sözcüklerin kafasını gözünü yara yara bilgiyi fikirden çırak çıkartmanın manifestosunu yazıyoruz.

Konuşurken kaynağa,örnek olaylara,analizlere,istatistiklere de hiç ihtiyaç duymuyor,konu neyse hakkında mutlak surette iki kelam etmeden geçemiyoruz.

Bilmediğimizle yargılanıp mahçup olmak mı?

Hadi canım ben de…

Mahçubiyet çoktan sizlere ömür…

Artık in olan vahşibiyet.

Hepimiz sanki bilmiyorum diyeni dövüyorlarmışcasına bir korku sarmalarında debelenip bağıra çığıra hemen her konuda fikir beyan ediyoruz.

Hekimden çok hastalığı,avukattan çok hukuku,tamirciden çok arızayı,antrenörden çok futbolu,öğretmenden çok eğitimi,eczacıdan çok farmakolojiyi politikacıdan çok siyaseti ve tabi ki imamdan çok dini gayet iyi biliyor ve diğer tüm konuları da ardlarına takarak ahkam üstüne ahkam kesiyoruz.

Evet bu ahkam kesmede yukarıda saydıklarımın ve saymadıklarımın da mesleki eksiklerinin ciddi rolleri olması da var tabi de,her konu yoruma açık olunca bunun da bir önemi kalmıyor.

Kendi eksiklerimizin farkında olmadan bir diğerimizin eksiğine takmış durumdayız.

İnanmayan çevirsin yoldan birini evrim teorisini sorsun.

Alacağı yanıtlar Charles Darwin'i mezarında ters çevirmezse ben neyim.

Hani ağzı olan konuşuyor derler bir lakırdı var ya;

Onu da aştık artık.

Ağzımızı kapatsalar başka yerimizle konuşur olduk.(gözümüzle canım)

İşin garip olan tarafı bu kadar bilgili insanlardan oluşan bir toplumun hala hayati hiçbir sorununu tam manasıyla çözememiş olması hatta çözülecek olana bile kırk düğüm atması.

Velhasıl her şeyin olduğu gibi bilginin de fazlası zarar galiba.

Herkesin her şeyi bildiği ve her konuda fikir sahibi olduğu bir ortamda fazla bilgi göz çıkartabiliyor demek ki.

Yazıyı yirmi iki satır önce yazdığım ‘’vahşibiyet’’sözcüğünü açıklayarak bitireyim de ‘’bu ne demek ki’’diyenler varsa gönüllerini alayım.

Elbette literatürde böyle bir sözcük yok.Ben uydurdum.

Uydurdum ama duruma bakılınca çokta uyumsuzmuş gibi gelmedi.

Efendim; vahşibiyetten kastım şu;

Söze başlamadan önce karşındakinin gözlerin içine haşin haşin bakacaksın.

Bakışlarının muhatabının içini ürperttiğinden emin olduğun anda derhal bennnn diyerek lafa başlayacaksın.Sen ben deyince o ben kimim acaba diye düşünürken konu neyse hiç tereddüt etmeden dağıtacaksın ki,boş olduğunu anlayıp karşı atağa geçemesin.

Bu aşamaya geldin mi?

Geldiysen mitralyöz taktiğini kullanacaksın.Yalan yanlış artık o konu da ne duyduysan hiç mühim değil ara vermeden hepsini ardı ardına söyleyeceksin.İstersen bu ara da araya birkaç küfürlü sözcükte serpiştirebilirsin göz dağı babından.Ana ilke her şeyi bildiğini kanıtlamak olduğu için ses tonunu yüksek tutmanda fayda var.Hır çıkmazsa tartışmayı sana kazandıracak en önemli silahın bu höykürme olacak çünkü.

Baktın muhatabın orasından burasından lafa girmeye çalışıyor buna asla müsaade etmeyeceksin.Gerekirse vücut dilini de kullanıp karşındakinde araya girerse kafayı gözünün üstüne yiyecekmiş hissi uyandıracaksın.Anlattıklarını örneklerlerle filan kanıtlamak için kendini hiç kasma;vereceğin örnek alakasız olabilir o yüzden konuyu üç cümlede bir başa dönerek sürdür.Konuştuğun kişinin konu hakkında senden daha donanımlı olması hiç mühim değil,sakın tırsma.Çünkü o bilgisine saygısından konuşmayı bir yerde mutlaka kendiliğinden bitirecektir.Böylece sen de kendi münazarandan kazanan olarak çıkacak yeni tartışmalara yelken açacaksın.

Gerçi her defasında kulakların çınlayacak ama,emin ol buna da rahatlıkla alışacak bir süre sonra hiç duymayacaksın.

 İşte vahşibiyet dediğim de bu.

Sürç-ü lisan ettiysem affola…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254