banner262

Adlarını bilmezsin;    

Doğdukları, büyüdükleri yerleri hiç görmedin.

Anaları kim, babalarının adı ne, neleri severler, ne yer ne içerler, eşleri var mı, yavukluluları, bebeleri?

Ve hatta yaşarlar mı hiç bilmezsin.       

Şehadetleri ile öğrenirsin yaşadıklarını.

Ve bu bilinipte bilinmezliğin tarif edilmez kederi dolar yüreğine,

Başka yerlere bakmaya çalışsan da iki damla yaşa söz geçiremez gözlerin;

Gerisini içine ağlarsın…

Bir değiller; on, elli, yüz…

Pek çoklar.Ölümleriyle anlatırlar yaşadıklarını.

Toprak olmadan bayrak olurlar sessizce veda ederken tanımadıklarına.

Hayat gailesi;

Kazanırsın kaybedersin, düşersin kalkarsın sen yaşlanır da gidersin.

Yaşayamadan yaşlanamadan gidenlerdir onlar.

Kendi hayatında düşe kalka yol almaya çalışırken, misal elektrik parasını dert ederken ya da kesilmiş internetini, ev kirasını denkleştirmeyi, arabanın modelini yükseltmeyi…

Uzanıp toprağa gençliklerini yastık yapanlardır onlar. 

Bilmezsin, tanımazsın, aşina bile değilsindir, ölümleri ile tanışırsın.

Sorsam çok değil son bir aydır kaç taneler diye; ihtimal onu da bilmezsin.

Sanki saydıkça çoğalır onlar.

Anlık öfke nöbetleri geçirirsin. Genelde akşam haberlerinde öğrenirsin yaşayıp göçtüklerini.

Kelebek misali sanki bir gün yaşamışlar gibi.

İçiyorsan yakarsın bir cıgara, dumanı soğutmaz ki yüreğini.

Yatarsın;

 Kalktığının akşamında bir ya da birkaçı ile daha tanışırsın.

 Bağırırsın içinden haykırırsın ‘’ Ölmezler’’diye; ölürler onlar.

Sayı olurlar, veri olurlar, yarım saatlik törende, üç dakikalık bültende, çerçevede resim olurlar.

İntikamları alınır, kanları yerde bırakılmaz, hele sonuncusu sabır taşını çatlatmıştır ki…

Lafla değil dua ile giderler onlar.

Gitmelerini durduramazsın, ezilirsin her tabutun altında helallik istersin;

Emin ol helali de verir onlar…

Onlar gittikçe sen fark etmesen de her gidiş siner hayatının bir yerine. Kızmadıklarına kızar, sevdiklerini sevmez olursun. Yaşam sevincin azalır, her gidenle aslında sen de gidersin.

Bedenin kalır arkanızdan…

Tanımsız bir sıkıntı, bir tuhaf yorgunluk, her şey aynıymış ta sanki değilmiş gibi… Burukluklarını bırakırlar avucuna öyle gider onlar…

Kimse bilmez ne zaman gideceğini de onlar hiç bilemez; Hep bir veda vardır gözlerinde; Sana en yakın neredeyseler git bir bak; Gencecik gözlerde ki vedayı göreceksin. Askeri, polisi, hazırlar;

Git bir bak…

Onlar gittikçe, sen kalıyor musun?  Her biri ile biraz daha eksiliyorsun.

Yer, iklim coğrafya seçmeden, yurdun her köyünden her kentinden her evinden çıkarlar;

Sen çıkma diye giderler onlar.

Kahve de, bahçede, işte, sokakta ‘’Bu gün kaç tane var ?’’diye sorarken yakalarsan kendini, anla ki eksilmekle kalmıyor, kayboluyorsun.

Ağlamaktan, ilenmekten başka bir şey gelemeden elinden, saymaya çalışırsın;

Kaç taneler…

Saya saya alışırsın, iki ‘’Vah vah’’bir ‘’Tüh’’e sıkıştırıp,her biriyle biraz daha eksilerek yaşarsın.

Dün, bugün ve dahi yarın yitecek olan o kocaman yürekli insanlar, Bil ki sen alıştıkça, hep gidecekler…

Şehadet, bu coğrafyanın alnına kazınmış kaderi.

 Misafirperverlik dersen, Türk’ün hasleti. Ölümü de misafir kabul eder,bağrında ağırlar.

Bin yıldır yas tutar bu topraklar…

Türk’ün tarihi boyunca verdiği şehitlerinin tümünün aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor,gazilerimize minnetlerimi sunuyorum…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254