Büyüklerimiz bizlere hep eski bayramları, eski neşeleri, mutlulukları, ailece, mahalle halkıyla beraber kutladıkları mutlu ve huzurlu bayramları anlatıp duruyorlar. Şimdi, geriye dönüp baktığımızda, gerçekten o günlerin tarih olduğunu konuşabiliriz.

Bizim kuşak ise sıkıntılı günleri, evlerinde çayı, şekeri olmayan bayramları, kuyruklarda geçen günleri, soğuk havalarda beklemek zorunda kaldığımız tüp kuyruklarını, gaz kuyruklarını anlatıyoruz. Bugünkü neslin bir saniye bile kesilmesine tahammül edemediği elektrik ve aydınlatma konusunda ise bizler galiba gaz lambasının ışığında yaptığımız dersler nedeniyle epey uzak kaldık.

Bugünümüze şükür ederek başlamak istiyoruz. Ama, gel de böylesine mübarek bir günde insanları hayatlarıyla imtihan eden koronavirüs ve covid-19 salgınına karşı şükür duaları et. Mümkün değil. Dualarımız sadece ve sadece, bu illetten bir an evvel kurtulup, mutlu ve huzurlu günlere ulaşabilme için oluyor.

Sağlıklı olduğumuz için şükür ediyoruz.

İslam dinimizde kutsal sayılan mübarek üç aylar, Recep, Şaban ve Ramazan aylarını tamamladık. Çok şükür, korona gölgesinde olsa bile Ramazan ayında da dayanıp, bugünlere kadar hayatımızı idame ettirdik. Yarın bayram. Ramazan Bayramını kutlama adına sevinçliyiz. Fakat, bu sevincimiz, bizlere yetmiyor. Yetemiyor.

Çünkü, yine evlerimize kapalı kalacağız.

Yine, sokağa çıkma kısıtlaması yüzünden ailelerimizle, yakınlarımızla görüşüp, hasret gideremeyeceğiz.

Bayram kutlamalarını belki sosyal medya aracılığıyla, belki telefon mesajlarıyla, belki, telefonla arayıp seslerini duyarak, belki de görüntülü arama yöntemiyle karşılıklı olarak kutlama yapacağız. Başka çaremiz yok.

Ülkemizin ve dünyanın başına bu bela musallat olduğundan bu yana gerçekten çok çileli günler yaşıyoruz. Pek çok kişi, 2020 senesini hatırlamak dahi istemiyor. Çünkü, yaşanılan olaylar, insanların evlerine kapalı kalmak zorunda olması, seyahat izinlerinin bulunmayışı, hasretlik, işten çıkarılma gibi istenmeyen olayları hep beraber yaşıyoruz. Cebimizdeki, cüzdanımızdaki paraların bile dörtte üçü bu dönemde eridi. Dünyanın ekonomik yapısı eridi.

Para, finans dengesi sallanıyor.

Hastalıkla mücadele, Pandemi konusunda alınan önlemler, virüsten korunma adına aşı araştırmaları derken günümüz gelip geçiyor.

İşte, böylesi bir ortamda Ramazan Bayramına eriştik.

Dünyanın pek çok ülkesi, virüs etkisinin yavaşlamaya başlamasıyla beraber, normalleşme dönemine adımlar atmaya başladı. Türkiye’de de benzer kararlar alındı, alınıyor. Bulgaristan ile karayolu sınırlarımız açıldı. Yunanistan ile de açılıyor. Türkiye ile Avrupa arasındaki bağ başladı. Diğer ülkelerle olan havayolu taşımacılığı ve bu ülkeye giden vatandaşlarımızın 14 gün süreli karantina dönemlerini geçirip geçirmeyecekleri konusunda karşılıklı görüşler var. İnsanlar, üç-beş günde halledebilecekleri bir iş veya zorunlu ziyaret için gittikleri ülkelerde 14 gün karantina da kalırlarsa, bu ülkedeki kalma süreleri kendiliğinden uzuyor. İşte bu konulara çare ve çözümler aranıyor.

Avrupa Birliği de bu konuda epey araştırma içinde. Çünkü, insanların karantina kalmaları demek epey bir masraf anlamına geliyor. Pek çok ülke, sınırlarını kapatıp, kendi vatandaşlarını başka ülkelerden getirdikleri zaman karantina masraflarını kendi bütçelerinden karşıladılar. Şimdi, örnek Yunanistan’a yaz aylarında tatil için gitmek isteyen bir turistin 14 gün karantina tutulduğunda, ortaya çıkacak olan masrafların kim veya kimler tarafından karşılanacağı ciddi bir sorun.

Yine, bir iş insanının ekonomik ticaret için Avrupa’ya gitmesinin zorunlu olması, sadece bir ülke değil, birkaç ülke gezmek istemesi ve her ülkede 14 gün karantina uygulamasına tabi tutulacağını bilmesi demek sıkıntılı. Belki de iş insanının bu ziyaretten elde edeceği ekonomik kazanımlarını, karantina sürecindeki masraflara yetmeyecek kadar az olması halinde, ortaya çıkacak masrafları kim karşılayacak?

İşte, sıkıntılı durum bu.

Hem ekonomik açıdan masraflı hem de insanların ceplerine ve kazançlarına etki edebilme tehlikesi açısından zararlı bir durum.

Şimdi, ülkeler, kendi aralarında toplanıp, karşılıklı görüşmeler ve formüllerle bu işin sırrını çözüp, çareleri geliştirme niyetindeler.

Evet, bu sene Ramazan Bayramı çok buruk geldi. Camilerimiz kapalı. Eğlence yerleri kapalı. Sokağa çıkma kısıtlaması var. Allah hepimize sabırlar versin. Bu dört gün epey zor geçecek.

Yine de Ramazan Bayramına erişmenin mutluluğu ve huzuru içindeyiz. Okurlarımızın ve bütün tanıdıklarımın Ramazan Bayramı kutlu ve mübarek olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner193

banner246

banner254