Bursa benim gazetecilik yaşamımın 40 küsur yılını geçirdiğim bir kent.

Neler gördük, neler yazdık ve çizdik.

Çoğunda kent bilinciyle hareket ederek; “Kol kırılır yen içinde kalır!..” mantığıyla gördüklerimizi, duyduklarımızı, yaşadıklarımızı “Bursa’nın adını korumak” adına   kendimize sakladık.

Zaten Bursalılar da (kişisel olaylar hariç) ölçülü ve örnek davranışları, olaylara yaklaşımlarıyla ülke gündemini fazlaca meşgul etmiyordu.

Ancak!..

Bu güzel görenek, son yıllarda yerini, kendine yakışmayacak davranışlara dolayısıyla insanı utandıracak haberlere bıraktı.

Böylece!..

Bir zamanlar sadece yerel anlamda başarıyla anılan Bursa, şimdilerde Ulusal basının da gündemine yerleşti.

***

Dünkü; “Yassak hemşerim!” başlıklı köşemde üstü kapalı olarak bir okulda Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni okuyan Begüm adlı kızımız hakkında “Neden okudun?” denilerek disiplin kovuşturması açıldığını yazmıştım.

Bu okul Bursa’daydı!..

Hem de başarılarıyla adından söz ettiren bir okulda “bu kentin hiç de hak etmediği” bir olay yaşanmıştı.

Bugün de bu olaya devam etmek zorundayım.

Çünkü Begüm’ün dün haber ajanslarına düşen feryadını es geçemem.

Begüm diyor ki;

“Gençliğe Hitabe’yi 2 kız arkadaşımla okurken okul müdürü yanımıza geldi ve “Sizi bu okulda tutmam!..” dedi.

Ancak biz sonuna kadar okuduk.

Kısa bir süre sonra okul yönetimi bizi çağırdı.

Ardından disiplin kuruluna sevk ettiler.

Hepimizi farklı odalara alıp 2 ayrı kağıt verdiler.

Olayı anlatmamızı ve yazılı savunma yapmamızı istediler.

Kağıtların birinde; “Gençliğe Hitabe’nin okumanın suç olduğunu biliyor musunuz?” diye soru vardı.

Ancak biz yaptığımız şeyin arkasında olduğumuzu söyledik!..”

***

Vay vay vay!..

Her yerde “yarım asırlık gazeteciyiz!..” diye geçiniyoruz!

Ama bir şeyi yeni öğreniyoruz; iyi mi?

Demek ki; Gençliğe Hitabe’yi okumak suçmuş!

Yuh olsun bize be!

***

Bakın yine isyan damarlarım kabardı!

Keşke Bursa’nın adı son günlerde sadece bu okulda yaşananlarla sınırlı kalsaydı.

Nerdeeee?!

Okullar kapanalı 2 hafta oldu.

Ama Bursa’da yine köklü bir başka okulda yaşananlar da bu rezaleti aratmadı.

..Ve ne tesadüf ki!..

Bu okulda yaşananlar da müdür kaynaklı!..

Neler mi olmuş? Utanarak da olsa özetleyelim.

Öğrencilere “Ramazan Risalesi ve Üç Aylar” adlı bir kitap dağıtıldı.

Bu kitaptakilerin tümünü yazacak değilim. Zaten terbiyem buna izin vermez.

Ancak!..

Nasıl bir kitap olduğunu anlatmak için, sadece öğrencileri değil, öğretmenlerini de şoka sokan şu ifadeleri herkesten özür dileyerek yazacağım;

“Herhangi bir hayvan ya da ölü ile cinsel ilişkide bulunan kişinin orucu bozulur!..”

***

12- 13 yaşındaki çocuklara dağıtılan kitapta, diğer yazılanları yukarda da söyledim; köşeme alamıyorum. Çok utanç verici ifadeler…

Allah’tan öğretmenler bu kitabı apar topar toplatmışlar.

..Ve müdüre; “Bu kitaptan Milli Eğitim’in haberi var mı?” diye sormuşlar.

Müdür ne yanıt vermiş biliyor musunuz?:

“Kitabın yazarını tanıyorum!”

***

Çocukların kafasına bu iğrenç şeyleri sokmak, işte bu kadar basit:

“Kitabın yazarını tanımak!”

Ben çok utandım; acaba benim kadar başkaları da utanır mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Recep 12 ay önce

Kötü kelimeye ayıp