Yazmak istemiyorum ama!

Gel de yazma.

Önümüzde referandum var, sayılı günler kaldı.

"EVET veya HAYIR" Diyenlere lafım yok. Esas sorun nerede durduklarını bir türlü kestiremeyen halk arasında dönek olarak adlandırılanlarda.

Az buz değiller hani. Sayıları çok ama kapasiteleri yok. Toplayınca kendileri 100 gram etmiyor. Mide bulandırıyorlar sadece. Sırf kişisel çıkarları, sırf bulundukları yerde ikbal beklentileri için oradan oraya sıçrayıp duruyorlar.

Geçmişlerinde "Gazetecilik" yok ki, ikballerinde beklentileri olsun.

Bütün yaşamlarını onun bunun isteği ve siparişi ile iki duble içki, salata ve köfte uğruna hiç tanımadıkları veya tanıdıkları halde umursamadıkları pırıl pırıl insanlara çamur atmak, iftira döşenmek.

Hiç uğruna hiçliklerini ortalıklara sermekte oldukça becerikliler sonuçta. Yeter ki, sofralardan eksik edilmesinler, yeter ki, ceplerine kazançları haricinde 1- 2 bin lira daha giriversin.

Son örnekleri bu günlerde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve silah arkadaşlarına pislik atarak, çamur atarak gerçekleştirme derdinde.

Geçip gerçek niyetlerini ortaya koymadan, samimiyet duygusundan ve güvenirliğinden yoksun bir garip grup var işte etrafta.

Yazıyorlar, söylüyorlar, sövüyorlar, sayıyorlar ama gel gelelim tek beklentileri susmaları için gelecek teklifler.

Ne teklifi mi?

Para elbette. Üç kuruş veya beş kuruş uğruna bütün bu rezillikler.

"Aman susun!"

Tek beklentileri değil elbette. Karşılığında cep için biraz daha harçlık, cepken için yakın gelecekte koltuk. Olmadı, yakın aile bireylerine birer masa, sandalye.

"Beş kuruş ver konuştur, on kuruş ver susturamazsın" dediklerimizden.

Üstelik son dönemlerde hakaret üstüne hakaret ettikleri görüşün daha bir yıl önce yılmaz savunucularıydılar. Şimdi oldular can düşmanı.

Her biri bir yerlerde savrulup gidiyorlar.

Savruldukça çarptıkları yerlere de zarar veriyorlar.

Allah sonlarını hayır etsin ama bana düzelme ihtimalleri yok gibi geliyor.

Hayır çıkıp, ne istediklerini adam gibi söyleseler, çıkarıp üç kuruş atacaksın önlerine millet seyretsin eğlenceyi.

Cuma günleri cami avlusuna mendil yayanlar bile daha dürüst yeminle. Hiç değilse niyetleri belli, yerleri belli. Bunlar öyle değiller. Alışmışlar her saldırdıkları kapıdan kemik kapmaya. İlla ki kemik. Yırtınıyorlar ama her zaman tutmuyor numaraları.

Deniz kenarlarındaki şansları karada pek işe yaramıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161