Şu terör belasına fazla dalınca bir şeyi unuttuk.

Yılda bir kez, o da ucundan tutarak anımsadığımız 14 Mart Tıp Bayramı’nı…

Kısacası!..

Her taraf kan, barut kokan bir ortamda canlara can veren doktorları.

Unuttuk.

Oysa!..

İçimizi karartan Ankara katliamına odaklandığımız günlerde onlar da içlerindeki kavgayla boğuşuyordu.

Sadece biz değil, onlar da geleceklerinden kaygı duyuyordu.

Sağlık alanındaki sorunlar, ülke sorunlarından ayırt edilemeyecek kadar önemliydi.

Bugün, tüm doktorlardan, tüm sağlık çalışanından özür dileyerek.

Aslında “istemeyerek” unuttuğumuz, 14 Mart’a dönmek.

Canımızı emanet ettiğimiz o değerli varlıkların sorunlarını paylaşmak.

İstiyorum.

***

Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu.

Ankara, dolayısıyla Türkiye; alev alev yanarken bir bildiri yayınladı.

Bildirinin ilk satırları çok anlamlıydı:

“Ülkemizde barışı, öldürerek değil, yaşatarak temin etmenin yollarını mutlaka bulmak zorundayız!..”

Sonraki şu satırlar ise 14 Mart’ın  “bayram” olarak anılmasının artık çok gerilerde kaldığını vurguluyordu:

“Bir 14 Mart’ı daha, sağlıksız bir Türkiye’de karşılıyoruz.

Bu tarih artık bizim için bayram değil.

Çünkü!..

Sağlık alanındaki sorunlar, hastalara müşteri gözüyle bakılması, sağlıkçıların uğradığı baskı, şiddet ve insanlık dışı çalışmaları buna engel!..”

***

Oda yönetimi, geçtiğimiz günlerde tüm sağlık çalışanları arasında bir anket çalışması yapmıştı.

Bu çalışma da şu gerçekleri ortaya sermişti;

Hepsinin emekli aylıkları çok düşüktü; o yüzden de gelecek için kaygılıydılar.

Tüm sağlıkçılar iş yüklerinin ağırlığı nedeniyle kendilerini devamlı yorgun hissediyordu.

Her biri nitelikli sağlık hizmeti sunamadıkları gerekçesiyle mutsuzdular.

Yıpranıyorlar, ama yıpranma payını alamıyorlardı.

O yüzden de kendilerine “Bugün nasılsın?” diye sorulsa verecekleri yanıt aynıydı:

“Baskı altında çalışıyorum, yıpranıyorum, karşılığını alamıyorum, dinlenemiyorum, sürekli yorgunum ve nitelikli sağlık hizmeti veremediğim için üzgünüm!..”

***

Anket sonuçlarına göre;

Sağlıkçıların önemli sorunlarından biri de şiddet idi.

Çoğu görevleri başında katlediliyordu.

Sadece geçen yıl Bursa’da iki sağlık görevlisi şiddete kurban verilmişti.

Bu arada!..

Taşeron sağlık çalışanı sorunu da giderek büyüyordu.

Zira!..

İş güvencesinden yoksun çalışan bu sağlıkçıların iki büyük korkusu vardı.

Biri; işten atılma…

İkincisi de; ücretlerin azlığı nedeniyle geçim sıkıntısı…

Doktorlar ise “Çok hasta bak; nasıl bakarsan bak!..” mantığından çok rahatsız oluyordu.

Oysa!..

Her hastaya ihtiyacı olan zamanı ayırarak işlerini yapmak istiyorlardı.

***

Anket çalışmaları da gösteriyor ki!..

Ülke insanındaki “gerginlik, tedirginlik, yarınından kaygı duyma” olgusu, doktorların ve sağlık çalışanının da benliğini sarmış durumdaydı.

O yüzden de “bayram” artık onlara haramdı!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner192