Hani diyorlar ya; UEFA Türkiye Futbol Federasyon’un işine karışmamalı; Corona başa belayken sağlığımız asla hiçe sayılmamalı… Maçların başlayıp başlamamasında karar tamamen ülke futbolun dinamiklerinde olmalı…

Kazın ayağı öyle değil! UEFA’nın tepemizde sallanan sopası öyle bir iner ki başımıza neye uğradığını anlayamazsın. Onun için TFF aşağısı sakal yukarısı bıyık misali sıkışmış durumda. Hele hele dünya kadar defosu bulunan Türk futbolunda UEFA’nın gazabına uğramamak için maçları mutlaka başlatmak zorunda… Hatırlanacaktır aralarında Bursaspor’un da bulunduğu 7 kulübü mali fair-play çerçevesinin dışına çıktıkları için değişik nedenlerle toplam 12 yıl Avrupa müsabakalarından men etmişti yakın geçmişti.

Bu Avrupa bazında bir rekordu!

Demek istediğimiz zaten sabıkalıyız, topu santraya koymamak gibi bir lüksümüz yok.

İşte bu nedenle bugün futbolu besleyen aktörler ile ilgili tomografi raporunu şöyle bir gözden geçirelim..

Öncelikle Türkiye’de lisanslı futbolcu sayısının –450 bin civarında– nüfusa oranı bizi Avrupa’nın 54 ülkesi arasında 48.’liğe oturtuyor. Hollanda'da 1 milyon, Fransa'da 2 milyon, 84 milyon nüfuslu Almanya'da 7 milyon lisanslı futbolcu bulunuyor.

Türkiye’de toplam 24.588 adet diplomalı teknik adama sahibiz. 780’i Pro lisanslı olmak üzere 2061 teknik direktörümüz var.

Oysa profesyonel takım sayımız 128!

Altyapıların hocaları diplomalı fakat yetersiz. Çok komik ücretlere çalışıyorlar. Pedagojik formasyonları yok ve bu durum kulüp yönetimlerinin işine geliyor…

Bu sezon, Avrupa’nın 5 büyük liginde 22 Türk futbolcu oynuyor. Bunların 12’si Süper Lig ihracatı...

Dünyanın en değerli 300 futbolcusu içinde de 4 Türk var:

Çağlar 32, Ozan 29, Merih 27, Cengiz’se 24 milyon Euro’luk aktüel değerleriyle ilk 300 içindeler...

Ancak bırakın Avrupa’nın top 5’ini, top 10 veya top 20 lige dahi uzun süredir bir teknik direktör ihracatımız olmadı maalesef.

Soru şu: Nasıl oluyor da Avrupa’ya bu kadar çok futbolcu ihraç edebiliyorken, tek bir teknik adam dahi gönderemiyoruz?

Elbette sürüye uymayan çok değerli Türk hocalar var. Engin Fırat, Moldova Milli Takımı’nı çalıştırıyor başarıyla. Başakşehir ile Roma’da basın toplantısını İtalyanca yapan Okan Buruk var, yine uluslararası donanımları olan Tayfun Korkut var, Erol Bulut var. 

Gelelim tesisleşmeye. Lisanslı oyuncu sayısının artması yönünde bir türlü politika üretemedik.

Bir örnekle bağlayalım…

O dönemde profesyonel takımı olmayan-Bugün 2. Ligde- Afyon’a 15.500 kişilik stadyum yapıldı ama hiçbir maçta tribünler dolmadı. Bursaspor başta olmak üzere kulüplerin kamp yaptığı bir tesis olarak orada duruyor. Ülkenin ihtiyacı olan basit tesisleri yapan yok gibi. Basit sözcüğünden kastımız tribünsüz tesisler…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner193

banner246

banner254