Tek kutuplu düşüncenin, at gözlüğü ile görmenin fayda vermediği bir dönemdeyiz. Çok uluslu hatta fazlasıyla uluslu, demografik gelişimini kontrol edemediğimiz bir Türkiye ile başbaşayız. Kim doğurdu? Kimi doğurdu? Bu iki soru 20 yıl sonraya dair en kritik cevapları barındıyor bünyesinde. Türkiye'nin yeni ve hatta gizli güncesi üç halka. Birden fazla konu, gündem ama tek bir formül ile çözüm ya da kaos…
 
Bazen ya bakış açımızı ya da baktığımız yeri değiştirmek, daha iyi görmek için en doğru yöntemdir. 40 yıl önce Almanya'ya Türkiye'den gidenler bugün Alman vatandaşı ve seçimler başta olmak üzere ekonomi dahil çoğu stratejik kritikte en ciddi değer. Peki, son 20 yılda Türkiye'ye kimler geldi? 20 yıl sonra kimler nerelerde hangi sosyo ekonomik güç dalgalarını, kamu kurum ve kuruluşlarının hangi pozisyonlarını ele geçirmiş olacak?
 
Siyaset halkası…
 
Ak Parti günümüz siyasetinin merkez halkasıdır. Bu halka muhalefet ve iktidar diye tanımlayabileceğimiz iki ayrı halka ile içli dışlı hareket halindedir. Bugün merkez halkanın kalbinde Recep Tayyip Erdoğan halkayı çeviren güç dengesi olarak bulunurken, ittifak halkasını Devlet Bahçeli çevirmektedir. Peki, muhalefet halkası kimin kontrolünde?
 
Aslında değişen siyasi gelişmelere dair sorulması gereken en önemli soru budur. Muhalefet, mezhepcilik başta olmak üzere sosyalizm, kapitalizm, feodalizm ve faşizm kavramlarının kutuplaşması nedeniyle bir türlü yüzde 30 oranını genel seçimlerde aşamamıştır. Yine ilk erken seçimlerde bu kavramlar merkez ve ittifak halka için değişimin ya da dengenin manasıdır. Türkiye'nin yeniden kendi içerisinde bir Fransız akımı ile yüzleşmesi an meselesi. Hızla araplaşan Anadolu aslında ilerleyen on yıllarda mezhep savaşları ile de yüzleşecektir. İnancın siyasette aktif olduğu Türkiye'de, siyasiler dini din adamları ise siyaseti konuşmaya ve yapılandırmaya devam etmektedir! Ve bu halka böyle derinleştikçe yani din ve devlet bu kadar kontrolsüz bir biçimde birbirine yaklaştıkça 1960 yılında yaşanan talihsizlikler ve sonrası komünist akım kaçınılmaz bir gerçektir.
 
 
Demografik halka…
 
Son dönemde yeter bilgi ve tecrübeye sahip siyasetçi üretemez olduk. Kepenk açıp kapamayı marifet sayan Milletvekilleri yerine, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kent ve Sosyal sorunları dile getiren öz kimliğe katkı koyan adımlara ve adamlara ihtiyaç var. Türkiye'nin hızla araplaştığı hususunu iyi değerlendirmek zorundayız. Bugün Suriye'den, Irak'tan kaçan ve herşeyden önemlisi ülkesini savunmayan araplara bakan bir Türkiye'de yaşamaktayız. Hızla artan Arap nüfusu bizi Trablusgarb öncesinde bugünün gerçekleri ile yüzleştirmeli. Balkan ve Rumeli göçleri sonrası güç kazanan Türkiye, Ortadoğu ve Arap göçleri ile güç kaybetmiş ve de kaybetmeye devam etmektedir.
 
Yine son dönemde batı kentlerinde doğal demografik denge bozuldu. Yerli halk hızla yabancılaşırken, suç ve işsizlik oranının yüksek olduğu kentlere yüzleştik. Büyükşehirlet adeta dipsiz kuyu olurken, İstanbul'a özerklik sözlerinin altında da kaybettiğimiz demografik denge var. Nüfus yoğunluklarını kontrol edemediğimiz zaman ülkenin her anlamda idaresini kaybetmeye mahkumuz demektir. Son dönem TBMM ve Bakanlar Kurulu içerisinde ki hemşehricilik büyümesi de ülkenin içerisinde bulunduğu trajedik kritiği gözler önüne sermektedir. Ve yine demografik dengeler, ekonomik dengeler için de olmazsa olmaz hassasiyetlerdir.
 
Ekonomi halkası…
 
Bu hususu çok kolay özetlemek mümkün. Ellerinizi cebinize atın, kaç paranız var? Banka kredi kartlarınızı kontrol edin ne kadar borcunuz var? Ya da artık icralık olduğunuz ve KKB notunuz düşük olduğundan kredi kartınız yok mu?
 
Aldığınız maaş ile ödediğiniz yaşam harcamalarını değerlendirin. İçtiğiniz sigaraya ya da çaya gelen zamları düşünün. Aracınız olmasa bile akaryakıt ürünlerine gelen zamların bilet fiyatlarına yansımasını düşünün. Ve yine kiralık bir evde ya da halen daha ailenizin evinde oturuyorsanız zengin olmayı geçtik, fakir olduğunuzu ve resmi olarak böyle değerlendirildiğinizi kabul edin. Ve elbette eğitim durumunuz, kaç yabancı dil bildiğiniz, kaç meslek sahibi olduğunuz ile günde kaç kitap okuduğunuz hususlarını size bırakıyorum.
 
Türkiye'nin böyle gerçekleri olan bir toplumu varken iktidar, adalet ve ekonomi ürettik diyemez! Aylarca çalışmayan Türkiye Büyük Millet Meclisinin mebusları kendilerini haklı göremez! Maaşlarını ödeyen milletin çilesini iş dünyasının feryadını görmezden gelemez. Vergi üstüne vergi ile şişirilen piyasada kayıp kaçak artarken hükümet başarılıyım diyemez! Ve herşeyden önemlisi halk iyi yönetiliyoruz diyemez…
 
Türkiye'nin geleceği ve bugünü üç halka ile şekillenmektedir. Bu üç halkanın üçü de son dönemde birbirinden ayrı hareket ettiği için merkezde ciddi bir eksen kayması yaşanıyor. Ve bu sistemi yeniden düzenlemenin, çalışır hale getirmenin, sorunları çözmenin tek yolu ise değişim. Ya iktidar ve hükümet kendini değiştirecek ya da şartlar ortalama 3 ay içerisinde onların değişmesini mecburi kılacak yöne doğru evrilecek.
 
Kısacası, Türkiye ya erken seçim ya da erken değişim ile köklü bir dönüşüm sürecine girecek…
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246