Kelimelere ve kavramlara takıntılı olduğum doğrudur. Nedir bu teknoloji? Biz ki, taka üretiminden yola çıkarak Akdeniz'i Türk gölü yapmış bir milletiz. Ne oldu bize? Neden yaşayan ölülere döndük hepimiz? Nerede bizim o güçlü ruhumuz?

Kabul etmeliyiz ki, genlerimizle oynuyorlar. Sadece yediklerimiz ve içtiklerimiz ile değil. Aynı zamanda teknolojinin nimetleri ile! İngilizce bilmiyorsanız ürettiğiniz hiçbir cihazın bir anlamı yok! Çünkü tüm yazılım dilleri İngilizce. Peki, Kore ve Çin nasıl başardı? Huawei nasıl Amerika'nın başına bela oldu?

Türk Dil Kurumu Başkanı kim? Veyahut neden Araplaşan bir toplum olduğumuzu açıklayabilecek birileri var mı? Suriyelileri ve diğer mazlum milletleri elbette sahiplenelim. Lakin, onlar hep kaçarken biz o topraklarda hep savaştık bunu da hafızamızda yer edindirelim. Kısacası, biz kaçan değil, savaşan bir toplumuz unutmayalım. Aklımız mı kıt kaldı yoksa hayallerimiz mi?

Evet, uzun uzadıya soluksuz kalamayanlar için kısa kesiyorum sorularımı. Yaz sıcakları ile birlikte turizm dışında bir geliri olmayan ekonomimizle buluşuyoruz. Sanayi sektörü ciddi bir mücadeleden yılgın çıktı. Sanayicilerimizi elimizin tersi ile ittik. Çiftçilerimize 'ananı da al git' dedik. Bir çuval yemin fiyatı 90 lirayı bulurken, halen daha kilo başı 4 dolar değerinde üretim yapamıyoruz. Tekstil, inşaat ve otomotiv sektörlerimizi batırdık. Akıl teri yerine, alın teri dökmeye devam ediyoruz. Nüfus yoğunluğumuz artarken, kaliteli nüfusumuzu hızla kaybediyoruz. Doğurganlık oranımız hızla düşüyor. Gelecekte özümüzü kaybetmiş Almanya'dan bile daha hızlı kırma bir topluma dönüşmüş olacağız.

Yeniden öz benliğimize dönmek zorundayız. Mustafa Kemal Atatürk'ün yüzyıl önce ifade ettiği ve hatta haykırdığı Gençliğe Hitabe'yi yeniden okuyarak hayata geçirmeliyiz. Bilmeliyiz ki, gençlerimiz gelecek kaygısı ile vuruluyor!

Türk Sanayi hamlesini hayata geçirmeye mecburuz. Belki de, İran modelini uygulamalıyız. Ya da Rusya modelini. 15 yıl içimize kapanarak 150 yıl ileriye gitmeyi hedeflemeliyiz. Kore gibi bağnazca değil elbette! Birbirimizle kaynaşarak, Dünya'yı yakından takip ederek, Türk teknoloji ve yazılım sistemlerini hayata geçirerek. Almanya modelini uygulayabilme ihtimalimiz olduğuna inanmıyorum. Velhasıl Almanya, iki dünya savaşı atlatıp büyük yıkımlar atlattıktan sonra teknoloji ve makine devi olmayı başardı. Bugün 5 Dünya ülkesinden biri.

Teknoloji kentleri kurmayı başarmalıyız. Uydu kentler yerine uydu üreten, astroloji ile ilgilenen, metafizik ötesine geçen insanların olduğu bilim kentleri hayata geçirmeliyiz. ULUTEK gibi veyahut Uludağ Üniversitesi gibi 40 yılının sonunda atıl ve eskimiş üniversiteler üretmekten vazgeçmeliyiz. Kelam profesörleri değil, mühendis profesörleri Rektör atayabilmeliyiz! Sanayici ile aynı dili konuşan, tıp ile aynı doğrudan yola çıkan, aklın ve mantığın hakim olduğu üniversiteler ve liseler meydana getirmeliyiz.

Kısacası; teknoloji, yazılım ve geleceğin Türkçesini hayata geçirmeliyiz. Yani, Türknoloji'yi icat etmeli ve kullanmayı başarmalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246