Türkler yüzyıllar boyunca, zor durumda kalan çaresiz insanlara kucak açarak onları koruma altına almıştır. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri 1930’lu yılların sonlarına doğru Türkiye’ye sığınan Yahudi asıllı Alman profesörlerdi. Bu sığınmacılar Almanya’da gittikçe yükselen Yahudi karşıtlığından sonra Almanya’yı terk etmişlerdi.

Türkiye’de bir profesör 150 lira aylık alırken, yabancı profesöre 500-800 lira aylık verildi. Bu miktar, milletvekili maaşlarının üç katıydı. 

1933 senesinde Türkiye'deki üniversiteler reforme edildi ve Temmuz ayında ilk Alman bilim insanlarıyla sözleşmeler imzalandı. Bu bilim insanları, işe alınmalarıyla beraber, Türkçe olarak ders vereceklerini ve Türkçe ders kitapları yayınlayacaklarını da ifade etmişlerdi. Buna karşılık üniversitelerde ve devlet kurumlarında maaşları yüksek mevkiler elde ettiler, hatta sürgün sığınmacılar tarafından idare edilen kimi enstitüler de kuruldu. NSDAP'nin hükümeti ele geçirmesinin ardından Alman bilim dünyasından dışlanan akademisyenler Türk devletinin tekliflerini seve seve kabul etti. Avusturya'nın Almanya'ya bağlanmasından sonra Avusturya'dan ve daha sonrasında II. Dünya Savaşı'nda işgal edilen ülkelerden gelen sığınmacılar onları takip etti. 1937'den sonra Türkiye'ye sığınan bu göçmenler, özellikle ABD, hatta İngiltere gibi diğer ülkelere göç ettiler. 1945'e kadar Almanca konuşulan ülkelerden yaklaşık 1000 sığınmacı Türkiye'ye göç etmiştir. Türkiye tarihçisi Stanford Shaw bu konuda şöyle yazıyor:

Ancak, Stanford Shaw savunmacı bir bilim adamı olarak bilinir. Yurt dışındaki Türk diplomatlar da Yahudilerin sürgün edilmesini kısmen engellemişlerdir. Marsilya başkonsolosu Necdet Kent 18.000 kaçak Yahudi'ye Türk pasaportu vermiştir. Rodos Adası başkonsolosu Selahattin Ülkümen 200 Yahudi'nin Türkiye'ye kaçmasını sağlamıştır ve bu başarısından dolayı kendisine Uluslararası Dürüstler ödülü layık görülmüştür.

1949'a kadar sığınmacıların üçte ikisi geldikleri ülkelere döndüler. Yaklaşık % 30u da ABD'ye göç etti ve sadece çok az sayıda sığınmacı Türkiye'de kaldı. 
Bu profesörlerden biri de Ord. Profesör olan Curt Kosswig’dir. Almanya’da çalıştığı üniversitenin zooloji alanında en saygı isimlerinden olan Kosswig hem gen bilim hem de kanser araştırmaları konusunda bir otoritedir. Öyle ki bugün kanser araştırmaları için kullanılan onkojen kavramı dahi onun araştırmaları sonucunda literatüre girer. Aslında Kosswig bir Yahudi değildir. Hatta henüz amaçlarının ne olduğunu bilmediği dönemlerde Naziler için gönüllü bile çalışmıştır; ancak Nazilerin kendisini Yahudiler için muhbirlik yapmaya zorlamasıyla işler değişir. Sonuçta Almanya’dan ayrılır ve Türkiye’den gelen teklifi kabul ederek, ailesini yanına alır ve ülkemize yerleşir. 

Kosswig Anadolu’da yaptığı araştırmalar esnasında haritada bir göl belirler. Ve bu gölü keşfetmeye koyulur. Önce vapur, sonra tren, ardından yokuşlu uzun bir yürüyüş ve bir tüfek patlaması… Gökyüzüne binlerce kuş kalkar. Heyecanlanan Kosswig alana doğru yönelir. Pelikanlardan batağanlara, yaban kazlarından ördeklere, alıcı kuşlara kadar inanılmaz bir tür çeşitliliğiyle karşılaşılır. Aynı zamanda bir hidrobiyolog olan Kosswig karşılaştığı manzarayla büyülenir. 
Köylüler kuşların ağaçlara zarar verdiklerini düşündüklerinden kuşları kaçırmak için adam tutmuşlardır. Kosswig kısa bir incelemeden sonra kuşların aksine ağaçlara zarar veren kurtları yediklerini fark eder. Köylülere durumu anlatır. Kuşlara ateş eden adam için bir bütçe çıkartır ve yeni görevinin kuşları kaçırmak değil korumak olduğunu söyler. Dünyanın en önemli sulak alanlarından biri gözlerinin önündedir. İşte bu keşif, bize bugün hepimizin bildiği Manyas Kuş cennetini kazandırır.
Kökeni ne olursa olsun, bu ülkenin bilimsel gelişimine, kültürüne az veya çok katkı sağlayan herkese teşekkür borçluyuz. 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234