banner262

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bir tek gündem var o da korona virüsü…

Şuan tüm dünyayı kasıp kavuran, sınır kapılarını kapatan, ülkelerde okulları tatil ettiren, AVM’leri ve gösterileri kapatan, seyahatları durduran ve daha birçok etkiye sebep olan virüs dünyamızı adeta bir hapishaneye çeviriyor.

Bilindiği üzere Aralık 2019 yılında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan virüs kısa sürede dünya ülkelerine yayılmaya başladı. Kimine göre küresel bir salgın… Kimine göre de küresel güçlerin oyunu olan biyolojik bir silah…

Yaklaşık 3 aydır hayatımızın bir parçası olan korona virüsü, 11 Mart itibariyle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Türkiye’deki ilk vakayı açıklaması ile birlikte biz de tanışmış olduk.

Virüsle birlikte ülkede duymak ve görmek istemediğimiz manzaralarla da karşılaşmış olduk. Bu manzaralardan en önemlileri hepimizin malumu…

Türkiye’de iki konu var sürekli gündemde. Biri çok güldüren, diğeri çok üzen…

Güldüren kısmı içimizi rahatlatan, her olayda olduğu gibi bu virüs olayını da Ti’ye alan o sınırsız mizahi gücümüz. Özellikle sosyal medyanın da gücüyle gördüğümüz ve Dünya’da başka hiçbir ülkede görülmeyen mizahi yaklaşım ve insanlarımızın kendi gayretleriyle kendini korumaya alma yöntemleri hem görülmeye hem de eğlenmeye değer…

Dünya üzerinde sosyal medyayı aktif kullanan bir ülke olarak hemen hemen her konuda bu gücümüzü ortaya koyuyoruz. Virüse karşı da kimi kafa tutuyor, kimi alay ediyor,  kimi de biz Türk’üz bize bir şey olmaz diyor.

Genel duruma baktığımızda ülkeye virüs mü girmiş gelin mi gelmiş belli değil…

İşin mizahı kısmı güzel olduğu kadar, olumsuz olan havayı da bir nebze olsa geçiştirmeye çalışıyor.

İşin eğlenceli tarafı güzeldir de bunun bir de ülkemizde hiç istemediğimiz ve ne yazık ki bu tür durumlarda sıkça rastladığımız bir başka durum var.

Genel bir tarif olarak buna fırsatçılık diyoruz. Hiç vakit kaybetmeden hemen işe koyuldular.

Virüsten daha çabuk yayılan fırsatçı bu kesim ülkede bir olağanüstü durum yaşandığında hiç vakit kaybetmeden meydana çıkıp, toplumu derinden yaralıyor maalesef…

Virüsü fırsata çeviren bir kısım kendini bilmezler halkın da büyük tepkisine neden oluyor.

Örneğin internet ortamında Türkiye’de sayılı alışveriş siteleri bile buna alet olmuş durumda. Maskeyi üç beş katına çıkaran, kolonya ve benzeri dezenfektan ürünlere fahiş zamlar uygulayan kesim toplumun can damarı olan birlik ve beraberliğe büyük bir darbe vuruyor.

Türkiye olarak bu kadar ucuz yollara girmemeliyiz. Biz millet olarak dünyada parmakla işaret edilen bir milletiz. Mesela doğal bir afete nasıl birlikte hareket ederek herkesi kendimize hayran ettirdik, bu salgında da bunu yapmalıydık. Tüm toplumu ilgilendiren böylesine büyük olaylarda birlikte hareket etmek en büyük silahımız olmalı. Üç beş lira fazla kazanmak uğruna kendimizi milletimizi satmamalıyız.

Çok değil yakın zamanda meydan gelen Elazığ – Malatya depreminde ülke olarak görülmeye değer bir birliktelik sergiledik. Hepimiz bir olduk, o kardeşlerimize derman olmaya çalıştık. Bu virüs salgını da aynı olay… Hiçbir farkı yok

İster adına salgın diyelim, ister küresel biyolojik saldırı… Sonuca odaklanmamız lazım sonuca bakmamız lazım.

Evet!..

Salgın küresel, mücadele ulusal

Türkiye olarak gerek Sağlık Bakanlığı gerekse diğer tüm kurumlar koordineli bir şekilde süreci götürmeye çalışıyor. Birey olarak sürece yardımcı olmamız lazım. Herkes üzerine düşen görevi yaparsa çok kısa sürede bu salgını bu topraklardan atabiliriz.

Bu senin elinde!

Ortak bir duruşla üstesinden gelebiliriz.

Çünkü Türkiye hepimizin!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254