Kültürel yozlaşma toplumumuzun en büyük problemlerinden bir tanesi olarak karşımıza çıkmaktadır günümüzde. Her alanda insanlara sınırsız özgürlüğü telkin edip, daha bir esaret hayatı sunan, günümüzün baskın batı kültürü bizi, biz eden değerlerden bir hayli uzaklaştırdı. Özentilerimiz öyle bir boyuta ulaştı ki batı dilleri hayatımızın bir parçası haline geldi.  Bunun farkında olan batılı ve haçlı zihniyeti hemen işe koyulup dinsizliği ve inançsızlığı aşılamaya başladı.  İş sadece bir ekonomik sorun olmaktan çıkıp kültürel sorun ve kaos haline dönüştü.  Soruyorum! Hiç umursamadığımız, üzerinde İngilizce veya farklı bir dille yazılıyorsa ‘yazanların bir bildiği var’ anlayışıyla ya da farklı görünme görüntüsüyle giydiğimiz tişörtlerin batılıların bizlere kültürlerini empoze etmek istedikleri bir kampanyanın parçası olabileceğini hiç düşündünüz mü? Peki ne yazıyor o tişörtlerin üzerinde hiç araştırma gereği duydunuz mu?   Biraz araştırıldığında görüyoruz ki iş öyle umursanmayacak derecede hafif ve basit değil. Mesela “Ben bir köpeğim” yazısı... O insana sen köpeksin desen kıyamet kopar. Ancak giydiği tişörtle bunu kalıcı hale getirmiş adeta. Sadece bu mu? Öyle şeyler var ki burada bunu anlatmaktan insan utanıyor. Cinsellik içeren, dine hakaret eden, insanın kendini faklı göstermek adına ucube ve uçuk yazılar…

“Tanrı izinde, ben yardımcı olabilir miyim” diye bakısı yapılan yazı inancımıza en büyük hakaret değil midir?  “Yazıdan da ne olur” demek hiçbir inanç sahibinin harcı değil. Tişörtünde “Bu gece boşum” yazısıyla gezen bir Müslüman kız ne demek istiyor olabilir. “Başarılı ve zenginseniz boştayım bu gece” sözüyle edilen teklifin farkında mıyız?  Hele hele farkında olmadan namaz kılarken üzerine giydiği tişörtün ne anlama geldiğini o Müslümana anlatsanız gözyaşlarına boğulur tövbe ederdi sabahlara kadar. Aynen şunu yazıyor tişörtün üzerine “muhtemelen tanrı yok sen yaşamaya bak endişe etme”

“Hayat eğlenceden ibaret, uyuşturucuya güven” sözlerini tişörtlerin üzerine yazanlar, onlara yardımcı olanlar, bunun baskısını yapanlar, hatta satanların gayesi sadece ticari kaygıyla geçiştirilecek derecede basit olmasa gerek. “Erkek arkadaşım kasaba dışında” rahatsız etme henüz sarhoş değilim” yazılarıyla bir Müslüman genç başkalarına kendisini bu şekilde tanıtmış olmuyor mu. Bir İslam aliminin ismini üzerinde taşımayı asla kabul etmeyecek, ecdadının isimlerini üzerinde taşımaktan imtina eden genç, haya ve edep öğreten özlü sözlerin reklamını yapmaktan utanan Müslüman, edep dışı bu şeyleri bilmeyerek de olsa göğsünün üzerinde taşıyor maalesef.  Ebetteki biz Müslümanların çoğu bu yazıların ne anlama geldiğini bilmiyor. Bilmeden, alıyor, giyiyor veya satıyoruz vs. ancak her Müslüman diğer kardeşlerini bu hususta uyarması gerekir. Biz bütünün parçalarıyız. Bizi, biz eden değerleri koruyup kollamamız lazım. Farklı kültürlerin bizlere empoze ettiği düşünce ve fikirler, kaleyi aşmış ok, evimize girmiş düşman, bedene sirayet etmiş virüs gibidir.

Namaz kıldığımız bazı seccadelerin üzerindeki kamalı haç işaretinden, camilere serilen bir kısım halıların üzerlerindeki Hristiyanlığı çağrıştıran sembollere kadar her şeyimize müdahale etmişler.  Bunların dışında birde farklı ülkelerin bayraklarının olduğu tişörtler var. Bir mülteci kardeşimin tişörtünün üzerinde kendisini yerinden yurdundan eden Amerika ve İngiltere’nin bayrağını gördüğümde bir kenara çekip uyarmıştım.  “O bayrakların kime ait olduğunu bilmiyordum” diye kendini savunmuştu.  Üzerimize bomba yağdıran, bizi birbirimize düşüren düşmanlarımızın bayraklarını bile tanımayan kardeşlerimiz var.  Hele hele berberde “Amerika saç modeli yap” Suriyeli gencin ısrarını gördükçe kan beynime yürümüştü. 

Kendi dilimiz var iken birçok iş yeri farklı dillerle kendilerini ifade ediyorlar. Bunu yaparken kar elde edeceğini düşünüyorlar. Memleketimde yetişen meyve, sebze isimlerinin bir kısmı bile yabancı isimle anlıyor. O kadar içimize işlemiş ki onların kültürleri söküp atmaya gücümüz yetmiyor.

Gençler arasında yabancı kelimeler ve cümlelerle yapılan konuşmalar kültürlü olmanın değil, kültür yozlaşmasının bir göstergesidir. Giyim kuşamdan tutun her alanda önü alınmaz bir özenti söz konusu. Selam yerine günaydın kelimesini kullanmayı farklılık addeden, yabancı bir filim artistinin resmini tişörtünde onurla taşıyanlar, bir toplumda kuran okumaktan namaz kılmaktan çekinip, sesli bir şekilde müzik dinlemeyi, gözünüze sokarcasına yabancı bir yazarın romanını okumayı ayrıcalık olarak görüyorlar maalesef. Bütün bunlar sebep, değil sonuç. Her alanda geri kalmışlığımızdan, özümüzden uzaklaşmamızdan, kuran ve sünneti hayatımıza hâkim hale getirememiş olmamızdan kaynaklanmaktadır. 

Günümüzde batı dillerinin ekonomik ve bilimsel dil haline gelmelerini anlıyoruz elbette ki çünkü birçok alanda ilerlemişler; Fende bilimde teknolojide ilerlemiş olmaları o icatlarının o dille anılmasına sebep olmuştur.   Bir yönüyle mecbur olduğumuz   İngilizce, Fransızca vb. dillerini kimseye öğrenmeyelim demeye hakkımız yok lakin evlatlarımız batı dillerini öğrendiklerinde tişörtlerinin üzerinde ki yazının ne anlama geldiklerini belki öğrenecekler ancak o yazılara olan tepkileri ve hassasiyetleri aynımı kalacak acaba. Asıl mesele bu? Yani özet olarak şunu ifade etmek istiyorum: inanç ve kültürümüzü batı dilleri esir almamalı. Dil ve söylemler üzerinden kendi ayağımıza kurşun sıkmamalıyız, hayatımızı anlamı hale getiren değerlerimizin   altını oymamalıyız.  Bu, durduğumuz dalı kesmek, beslendiğimiz kaynağı kurutmak anlamına gelir.

Selam ve dua ile..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246