Evin hanımı yemeği yaptıktan sonra diğer günler kaç kere ısıtıp koyuyor sofraya?

 Ya bir, ya da hiç.

Öyle ya yemek ısıtılınca o ilk yemek asla olmuyor.

Tadı da vitamini de kaçıyor. Yemek olmaktan çıkıyor.

Hadi o yemek, yemeseniz iki yumurta kırsanız da olur.

Bir de halt yemek var ki,

İşte onun izahı da yok, telafisi de…

Kızımın ilkokul beşinci sınıftayken ‘Baba biz Ermenileri kesmişiz doğru mu?’diye sorduğunu anımsıyorum.

O şimdi üniversite hayatına geçmişim diye bakan bir yaşta.

Aradan yıllar geçti aynı konu temcit pilavı misali ısıtılıp ısıtılıp konuyor milletler arası denilen o kurtlar sofrasına.

Malumunuz her 24 Nisanda aynı terane yaşanıyor.

Ermeni diasporasının  ısrarlarıyla dünya da  bir sürü ülkede Ermeni soykırımı pişirilip pişirilip sofraya konularak sözüm ona  1915 olaylarını anma törenleri düzenleniyor ve özellikle Amerika ve Avrupa’daki belli başlı kentlerde Türkiye’yi hedef alan gösteriler yapılıyor, medyaları da bunlara çanak yutuyor..

Amaç; o dönemin acı olaylarından Türk’lerin suçlu kabul edildiği yolunda uluslar arası bir algı oluşturmak.

Algı işin kandırmacası tabi;

İşin aslı tazminat ve becerilebilirse de toprak kazanmak.

Bu yıl da aynı senaryo tekrarlandı.

Geçtiğimiz Çarşamba günü terane yine gündeme taşındı.

Konuşmalar, medya zırvaları, törenler vs.

Elbette mesnetsiz ve kanıtsız geleneksel hale getirilmeye çalışılan Ermeni palavrasının kabul görmesine 2019 un 24 Nisanı da yetmeyecek.

Aynı palavralara seneye devam edecekler ondan sonraki seneler de..

Bu yazıyı yazmamın sebebi kesinlikle bizim indimizde kıymeti harbiyesi olmayan zavallı ve biçare şekilde para ve toprak kaygısıyla yapılan ermeni saçmalamasını anımsatmak değil.

Beni endişelendiren asıl konu o dış güçler denilen soyut kavramının bu yıl ete kemiğe bürünmeye karar vermiş olmaları.

Baksanıza; Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un bir kararnamesiyle, 24 Nisan, ülke çapında Ermeni soykırımını anma günü ilan etti.

Ettiyse etti bize vız gelir tırıs gider denilebilir de bunun anlamına biraz yakından bakmak gerekir diye düşünüyorum.

Fransa’nın bu tavrı  Ermenilerin saçma sapan tezlerinin ilk kez bir Avrupa devleti  tarafından karşılık bulması ve resmileşmesi anlamına geliyor..

Bu arada diğer bir Avrupa ülkesi İtalya’nın da 24 Nisan arifesinde Millet Meclisi Ermeni soykırımını tanıyan bir karara imza attığının da altını çizmek isterim.

Ya Amerika?

Onun da şıracılardan pek farkı yok; ancak Ermenistan’ın sırtını sıvalamadan pek öteye geçmedi. Bu da ermeni diasporası denilen iftira örgütünü pek memnun etmedi tabi.

Trump, her yıl olduğu gibi bu yılda Amerika’nın konu hakkında görüşünü bildirirken ermeni soykırımı demedi ,“Büyük Felaket” anlamına gelen Ermenice “Meds Yeghern” sözcüğünü kullanmakla yetindi.

Peki Ermeniler her yıl tarihin dahi reddettiği saçma salak iddialarını başka ülkelerin parlamentolarına taşıyarak ve konu lehinde kararlar aldırarak nereye varacaklarını düşünüyorlar?

Yani teranelerinin sonucunda her hangi bir somut kazananım elde edebilecekler mi?

Bendeniz bu 24 hobisinin gelecekte fobiye dönüşerek Ermenilerin mesnetsiz iddialarının çürütüleceğini (aslında çürütüldü bile ya) kuyruk acısının gelecek kuşaklarında karşılık bulamayacağını tarih sahnesinden geri gelmemek üzere çıkacağını düşünenlerdenim.

Konu ile ilgili çoktan fazla kaynak ve kitap okumuşsam da bu fikre büyük babam Gazi H. Albay Lütfi Erözden’in söze her defasında Ermeni palavrası diye başlayarak anlattığı anılardan dolayı sahibim.

Herhangi bir ulusun yurdundan, sömürü, işgal, işkence nedenlerinden dolayı ayrılarak veya ekonomik nedenlerden bağlantılı olarak ayrılmak zorunda kalarak; yabancı topraklara yerleşmesine Diaspora deniliyor ki Ermenistan diye bağımsız devletin olduğunun da gözden kaçırılmaması gerekiyor.

Şimdi sormazlar mı adama?

Kardeş sen hangi yabancı topraklarda yaşıyorsun da oradan çıkarılasın diye ensen de boza pişiriyorlar?

Aslında durum kendini açıklıyor;

Bu ermeni tehciri ile ilgili dünya kadar kaynak ve belge var ve aralarına Ermenilerin iddialarını destekleyenleri yok denecek kadar az.

Zaten onlarda tahrif edilmiş belgeler.

Peki, biz ne yapıyoruz bunca yaygara karşısında?

Türkiye’nin tepkisi ne?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti konunun tarihçilere bırakılmasının gerekliliğinin altını bir kez daha çizerek soykırım suçlamalarını asla kabul etmediği mesajını vererek şu ana kadar gösterilen tepkilerinin bir devamını sergiliyor.

Son derece de haklı.

Anlaşılan o ki

Ermeniler Andersen’i kıskandıracak masallarını daha uzun süre anlatıp duracaklar ve salya sümük, yeni dinleyiciler bulma çabalarından vazgeçmeyecekler.

Her ne kadar Türkiye’nin iç siyasetinde ki çalkalanmalardan medet umarak bunu ‘acaba bu sefer olur mu ki’ diyerek,kullanmaya çalışsalar da karşılarındakilerin yaratılanı Yaradan’dan ötürü seven bir millet olduğunu unutmamaları gerektiğini düşünüyorum.

Artık dünyada tek geçer akçe uluslar arası dengeler ve çıkarlar.

Zaten ağlaklara ciddi destek verilmeyişinin ardında da bu gerçek yatıyor.

Bakmayın siz Fransa’sına, İtalya’sına;

Bizim siyasi tarihimiz hepsininkinden çok daha temiz.

Hepsinden ötesi milletçe içimiz ve vicdanımız rahat.

İleri sürdürdükleri iddialarını yalanlayan en önemli unsur da yeryüzünde hala bir Ermeni devleti olması.

Eğer dedikleri gibi olsaydı ne şimdilerde ne diaspora olurdu, nede ermeni palavrası.

Aynı bayrak altında yaşadığımız ermeni vatandaşlarımızı tenzih ederek bitireyim yazıyı;

Anlayan anlamıştır nasıl olsa…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234