banner263

Salgın sürecinde bir sürü önlemler alınıyor.

Kimisinin ayakları yere basıyor,kimisinin tek ayağı havada kalıyor.

Kimisi uzun uzun tartışılarak alınıyor,kimisi başka ülkelerin de neler yaptıklarına bir göz atılarak.

Kimisi de anlık kararlarla giriyorlar yaşamımıza.

Bu gün alınan önlemlerin belki de zamanlaması  ve yaşamsal değeri en önemli doğrularından birinin teneffüs günü.

Altmış beş ve üzeri yaşlar da ki insanlarımız uzun zamandır kapalı kaldıkları yerlerinden saat 12 ile 18 arasında dışarı çıkacaklar.

Dün de yirmi yaş altı gençlerin teneffüs günleriydi gerçi ama ikisinin arasında ki fark mukayese kabul etmez.

Gençler zaten çok uzun zamandır sosyal medya,film,oyun vs derken dışarıda olup hayata karışmanın o muhteşem zenginliğinden kendilerini  isteyerek ve bilerek mahrum etmiş durumdalar.

Sosyalleşmeyi bile sosyal medya da arar hale geldiler de denilebilir.

Çok güzel bir karikatür görmüştüm;

Baba bilgisayar başında ki oğluna elinde ki topu göstererek,

’’Oğlum bak sana top aldım,al onu çık dışarıya.Bahar da geldi hava çok güze.Bul arkadaşlını da karşıda ki arsa da oynayın’’diyor.

Çocuğun yanıtı hadisenin hali pür melali niteliğinde;

O.k. baba.Sen oraların bi linkini atıver bana bakiiim.

Genelleme yapılamaz elbet ama durum bu değilse de buna yakın.

Çocukların pek çoğunun ne sokak oyunları hakkında bilgileri var ne de  okul dışında reel arkadaşlıkların tadını çıkartabiliyorlar..  

‘Mahalleden arkadaş’ tabiri yeni kuşaklarla birlikte yavaş yavaş ortadan kalkıyor.

Bu gün teneffüse çıkacak kadınlı erkekli milyonlar öyle mi ya?

Onlar hayatın içine doğup,hayatla yoğrulup hayatlarını birbirleri ile paylaşarak yaşadılar.

Çocuklukları evden tüymek için ebeveynlerine türlü bahaneler uydurarak arkadaşları ile buluşup top başta olmak üzere onlarca oyun oynamak için arsaları,parkları,tozlu çamurlu sahaları mesken edinmekle geçti.

Kızlar evler de değil,sokaklarda,komşuların kapı eşiklerinde,bahçelerinde evcilik oynarlardı.Koridorda sek sek icad olunmamıştı o zaman.Keza İpte spor salonlarında atlanmıyordu.

Kovalambaçı,kör ebeyi,saklambaçı,yakan topu,cilliyi,kafa karışı,uzun eşeği,aldım verdi mi,el pişirmeceyi,hortlak kaçı,anya manya kumpanyayı,birdirbiri,istopu filan hiç saymıyorum.

Yaşları seksenlere gelenler çelik çomakta oynamışlardı,bülbül kafeste de,çatlak patlakta,Bezirgan başı da,Yağ satarım bal satarım da…

Sokak denilince ne onların ne de ailelerin aklına ilk gelen kesinlikle tehlike olmadı.

Elbette dışarısı hepten güvenilir değildi.

Hayatı birbirlerine dar eden güruhlar her daim vardı ve var olacaklardı ama onların bile bir raconu vardı.

Davranışlar dahil hiçbir değer bu günlerde ki kadar ayağa düşmemiş,çiğnenmemişti.

En büyük terör (!)eylemlerinin başında mahallede ki zil çetelerine bilerek ve isteyerek üye olup eylem koymaktı.

Eylemler genellikle komşuların çocuklarını birbirlerine şikayetleri ile sonuçlanır ve adalet ya annenin terliği ya da akşam baba geldiğinde attığı fırça derhal tecelli ederdi.

Arkadaşlar arasında çıkan  sorunlar da kim oun bozanlık yapmış ise onun evine gidilir,bilmem kimin annneeesssiii diye pencere altından seslenilir anne pencereye çıkınca da oğlu ya da kızı yaptıklarından dolayı anneye şikayet edilirdi.

Kimse de  bu eyleme ispiyonculuk gözü ile bakmaz aksine çocuklarının arkadaşları ile kurduğu ilişkiyi takip etmek için kullanırdı. 

Sokağa çıkmamak zaten onların algılayabildikleri  bir şey değildi de,çıkmayanları da tekerlemelerle manilerle çağırılardı.

Çağrıları ise,çağırılanın anneden izin almak ve baba geldiğinde şikayet edilmek tehdidi başta her türlü engeli aşıp davete icabet etmesiyle sonuçlanırdı.

Bi başlayın siz Alliii pabucu yarım… deyin gerisini hemen getiriverirler;

Çık dışarıya oynayalım.

Evden çıkmamak hastalık belirtisi olarak algılanırdı konu komşu arasında.(Tecrübe ile vakidir)

O güzel ve bir o kadar da özel insan  çocukluklarını,ergenliklerini,delikanlı-genç kızlıklarını,genç adam- genç kadınlıklarını,orta yaşlılıklarını  ve şimdiler de yaşlılıklarını geçirdikleri sokaklara çıkıyorlar bu gün.

Yani hayatlarına.

Süreleri çok değil ama kıymetli.

Malum teneffüs soluklanma anlamına geliyor.

Soluk alacaklar.

Bir ağacın altında oturmak,tanımasalar da yaşdaşlarını görmek,eski arkadaşları ile halen yakın oturuyorlarsa hasbıhal etmek,ama en önemlisi hayatlarını yeniden solumak ve iki ay öncenin normalinin hesabını iki ay sonranın anormalliğinden sormak için çıkıyorlar bu gün.

Komşunun torununun korona böcüğü dediği bu illetin hayatlar üzerinde ki ipoteğinin daha ne kadar süreceği konusunda ilgisi yetkilisi dahil henüz kimsenin tahminden öte elle tutulur bir fikri yok.

Ancak şu bir gerçek ki veriler ülkemiz de covid-19 un  en çok onların yaşlarındakileri aramızdan aldığı.

O yüzden yazıya girerken, ‘’Bu gün alınan önlemlerin belki de zamanlaması  ve yaşamsal değeri en önemlilerinden biri…’’dedim.

Bendeniz henüz birkaç yılla bu kategoriye girmiyorsam da,onların neler hissettiklerini rahatlıkla anlayabilecek kadar çok kaldım bu dünyada.

Hepsini saygıyla selamlıyor,uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum.

Tabi dışarı da,sokaklar da

Ve ‘hayatım’ dedikleri her yerde…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254