Avrupa hayallerinin suya düştüğüne mi yanayım, koca sezonun heba olduğuna mı, yoksa mevcut kadrodaki oyunculardan nasıl kurtulacağımızı düşünerek kafayı mı yiyeyim bilemedim…

Bu sezon kötü performanslar ortaya koyduk. Hemen aklıma gelen bir Amed maçı var, Antalya deplasmanı, iç sahada oynadığımız Osmanlı ve Kayserispor maçları. Konya deplasmanı, Trabzon deplasmanı, Gençlerbirliği deplasmanı, Akhisar deplasmanı…

Kötü oynadığımız maç sayısı fazla. Zaten bunu puan durumuna baktığımızda açıkça görüyoruz. 29 maç 15 mağlubiyet. Bu kabul edilebilir bir performans değil.

Kaybedebilirsiniz, ama bu sezon 15 mağlubiyetin içinde sadece Beşiktaş maçları ve Fenerbahçe deplasmanında kaybettiğimiz maçlarda direnç gösterebildik. Geride kalan mağlubiyetlerde vasat performansı geçemedik.

Ama bu Akhisar maçı kadar kötü mücadele görmedim. Kötü oynayabilirsiniz, ama kötü koşamazsınız, mücadeleden kaçamazsınız!!!

Yabancı futbolculara bu ruhu anlatamıyoruz. Maaş günleri geldiğinde profesyonellik gereği hemen banka hesaplarına bakan ve ücretinin yatırılmadığını gördüğünde avukatına kulübü arattıran profesyoneller(!), nedense aynı özveriyi sahada göster(e)miyorlar.

Antrenmanda da gösteremiyorlar demek ki, haftalardır kulübeye ve tribüne mahkum durumdalar.

Fuat Hoca Akhisar maçı sonrası basın toplantısında ağzından kaçırdı aslında. “Oynatıp, isteyen olursa vermek istediğimiz oyuncular var” dedi Hoca. Türkçe meali “elimizdeki atıl oyuncuları oynatmalıyız. Oynatmalıyız ki rahat satalım.” Ama bu mantığı İlhan Cavcav gibi futbol simsarları, ne akalım ne kokalım mantığını güden belediye takımları dahi yapmıyor…

Eski yönetim taliplisi olan oyuncunun menajerine para verip kulüpten gönderdi, en azından kulüpten gitmesi gereken ağır maliyetli oyunculara da çok direttikleri taktirde verirsin alacaklarına karşılık bonservisini gönderirsin. Yıllık 1,5 milyon euro maaş verip kulübede ya da tribünde oturtmaktansa, ondan gelecek 3’e 5’e bakmadan kurtuluruz.

45 bin kişilik stadyumda 20 bin kişiye oynuyoruz, hem de Pazar günü saat 4’te. 70 küsür locadan 20 tane satamamışız. Göğüs reklamımız yok. Stadyumun isim hakkını pazarlayamadık. Timsah’ın kafası da yok. Yok ki yok…

Geleceğin altyapıda olduğunu gören bir Başkanımızın olması umutlarımı canlı tutan tek unsur. Yoksa; biz ölmüşüz, üzerimize toprak atanımız yok!!!

Başkan Ali Ay Dortmund modelini benimseyeceğini belirtti. Evet çok güzel bir düşünce. Hatta yeri gelmişken şu önemli rekorları hemen yazıya iliştireyim.

Bundesliga tarihinin en genç gol atan 5 oyuncusu: İlk sırada B.Dortmund’tan Nuri Şahin var. Nuri 17 yıl 81 gün ile ilk sırada. Listenin 4.sırasında Dortmund’tan Christian Pulisic 17 yıl 212 gün, 5.sırasında da Dortmundlu Lars Ricken 17 yıl 241 gün ile yer alıyor.

Süper Lig’e baktığımızda bu rekor Enes Ünal’a ait. Bursaspor formasıyla Galatasaray’a karşı gol sevinci yaşayan Enes, o gün 16 yaşından 107 gün almıştı.

O Enes Ünal şimdi 18 yaş 342 günlükken Nac Breda formasıyla 9 maçta 8 gol attı. Bursaspor formasıyla 2013-14 sezonunda 23 maçta toplam 390 dakika, 2014-15 sezonunda 31 maçta 754 dakika, toplamda iki sezonda 54 maçta 1144 dakika süre alıp 7 gol atarken, bu sezon Genk ve Nac Breda takımlarını formasıyla çıktığı 23 maçta 1102 dakika sahada kalıp 10 gol kaydetti.

Sözün özü: Dortmund'u referans almak doğru bir hamledir. Gençlere güvenip şans vermeli…

Şans vermeli ki; yurt dışından milyon eurolar bonservis ücreti ve imza parası verip Türkiye’ye ayak uydurmasını bekleyeceğimiz menajer kazıkları yerine, formayı sırtına geçirdiğinde yüreğiyle oynayan hakkıyla terleten altyapıdan yetişen cengaverleri kazanalım. Ve Türk futbol camiasına kazandıralım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.