banner264

Bir virüs bizlere dünyanın kaç bucak olduğunu hatırlattı. Hem de insanların canlarını alarak hatırlattı. Dünyadaki en büyük zenginliğin de ne para ne mal mülk ne de insanları hor gören yüksek tepelerde kendisini sanan insanların olmadığı, dünyanın en büyük zenginliğinin sağlık ve esenlik olduğunu hatırlattı.

Bu virüs, insanlara öylesine bulaştı ki, zengin fakir demedi. Hepsinin ömründen ömür aldı. Binlerce kişi hayatını kaybetti. Milyonlarca kişi sağlık kurumlarında, hastanelerde, yoğun bakım ünitelerinde şifa aramak zorunda kaldı. Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamasına göre, hala, bu durum bütün şiddetiyle devam ediyor.

O halde, sabırlı olmamız gerekiyor. Sabır etmemiz gerekiyor. Geçmişte yaşadığımız güzel günlerin hatırına, gelecekte yaşayacağımızı düşündüğümüz, hayal ettiğimiz güzel günlerin hatırına biraz olsun sabır etmemiz ve beklememiz gerekiyor.

Tabi, bu virüs sadece insanların sağlıklarıyla oynamadı. Dünyanın kaderini değiştirdi. Ülkeler arasındaki sınırlar kapandı. Aynı ülke içindeki şehirlerarası sınırlar kapatıldı. Seyahat yasağı geldi. İnsanların arasındaki sosyal ilişkiler tamamen durma noktasına geldi. Ekonomi büyük yara aldı. Piyasalar, alış veriş sektörü ve uygulamaları büyük yara aldı.

Şimdi, dünyaya bulaşan Koronavirüs, Covid-19 nedeniyle allak bullak olan işler, ekonomi ve insan ilişkileri için yeni çıkış noktaları ve merkezleri aranıyor. Hayatın normalleşmesi tam olmasa bile yarım yamalak olsa bile kilitlerin açılması için çalışılıyor.

Bu durum, ülkemizde Mart ayından bu yana yaklaşık 3 aydır evlerinde kalan, kendi kendilerini karantina altına alan, işyerleri ve çalıştıkları yerlerin kapalı olması nedeniyle ekonomik yönden epey güç kaybedenler için yeni bir umut oldu. İnsanlar, her ne olursa olsun bir şekilde para kazanmak ve ekonomik güçsüzlüklerinin yenilmesi için çareler aramak istiyorlar.

Bu konuyla ilgili bütün gözler ise Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya çevrilmiş durumda. Dünyayı esir alan virüsün ülkemizde etkilerinin hissedilmeye başlandığı ilk günden bu yana sürekli “önce sağlık” diye konuşan bakan Koca, yeni süreçle ilgili olarak çok önemli düşüncelerini paylaştı.

Özeti şu; Tehlike geçmedi. İnsanlarda beklentiler büyük. Ekonomik kayıplarında farkındayız. Ama, yine de sağlık önemli.

Bakan Koca’nın geleceğe yönelik beklentileri ve düşünceleri ise şöyle;

Pandemi’nin tam olarak bilincinde olamayacak yaştaki çocuklarımızın, gençlerimizin ve yaşlılarımızın içinde bulunduğu durumu biliyoruz. Ruh hallerini anlıyoruz. Her yaş grubundan insanların gelişmelere karşı geri bildirimlerini, değerlendirme ve taleplerini duyarlılıkla takip ediyoruz. Bu salgın hastalıkta, süreçlerin ilerleyişi, insanların istek ve taleplerinden tümüyle ayrı düşünülemez. Sağlık camiası olarak bu yaş gruplarından ricamız, biraz daha sabırlı olmaları, bize biraz daha zaman tanımalarıdır. Onların beklentilerini en az onlar kadar taşıyoruz.

Dünya Covid-19'la mücadelede 5 ayı geride bıraktı. Pek çok ülkede durum ciddiyetini koruyor. Bizim başarımız, toplumun her katmanının mücadeleye katılımından, tedbirde sağlanan birliktelikten kaynaklanıyor. Bunun aynı şekilde devam edeceğini, yeni fedakârlıklar gerektirecek şartların oluşmayacağını ümit ediyoruz. Yüksek bir ihtimal olmasa da, eğer risk şartları tekrar oluşacak olursa, yapılacak şey konusunda deneyimliyiz. Fakat buna izin vermemek elimizdedir. Riski, tek dalgada önlemek mümkündür. İkinci dalga olasılığına karşı gücümüz, uygulayacağımız tedbirlerdir.

Sokağa çıkma serbestliğinin geldiği ilk günde, Türkiye’nin pek çok ilinden aldığımız haberlere göre, gündelik hayat, maalesef tedbirlere tam bir uyumla başlamadı. Oysa salgında evimizde geçirdiğimiz günlerin tecrübesi, tedbirlere uyumun daha yüksek olmasını gerektirirdi.

Riskin devam ettiği, ortadan kalkmadığı dönemdeyiz. Bu dönemin hayat tarzı, ısrarla vurguladığımız gibi, Kontrollü Sosyal Hayattır. Kontrollü Sosyal Hayat, gündelik özgürlüklerimizden fazlaca bir taviz istemiyor. Bizi riskten koruyacak davranışları zorlanarak değil, benimseyerek yapmalıyız.

Evden dışarı çıkıldığında, virüse karşı güvende olmanın iki koşulu var. Pandemi ile mücadelede nefes aldığımız, serbestçe sokağa çıkmaya başladığımız günler iki tedbir önemlidir. Biri, maskeyi kıyafetin adeta parçası kabul etmektir. Maske, ağızı, burunu açıkta bırakmayacak şekilde kullanılmalıdır. Virüsün solunum yoluyla geçtiği kesin bilgidir. Fakat sadece bizim maske takmamız yetmez. Başkalarını da bizim gibi maske kullanmaya teşvik etmeli, gerektiğinde uyarabilmeliyiz. Riski, alınacak tedbirlerin karşılıklı olmasıyla yenebiliriz. Kontrollü Sosyal Hayatın ilk gereği, maskedir.

Sosyal Mesafe kuralı ise, Kontrollü Sosyal hayatın bir diğer gereğidir. İki kişi, eğer aralarına 1,5 metre mesafe bırakmazsa, mesafe azaldığı oranda virüsün bulaşma riski artmaktadır. Maske bir tedbirdir, ama tek başına zayıf bir tedbirdir. İki tedbir, birbirini tamamlamalıdır.

 Virüsün dış ortamda bir süre canlı kalabildiği, ağza ve buruna dokunma durumunda ise el aracılığıyla solunum yolunda enfeksiyona yol açtığı bilinmektedir.

Yeni hayatımızın düzeni bellidir. Kuaförden metroya, pazar yerinden restorana, alışverişten seyahate gündelik hayatın tüm unsurları kendilerini kurallara göre organize etmektedir. Bireyler tedbirlere uymalı, Kontrollü Sosyal Hayatın şartlarına göre organize olamayan işletme ve kurumlardan bunu talep etmelidir. Bu noktadan sonra salgın gücünü rehavetten alacaktır. Yapmamız gereken, giderek normale yaklaşacak süreci, elbirliğiyle sürdürmektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner193

banner246

banner254