Her şeyin evrimleşeceğini ve bir statüye bağlanarak yaşamın ‘en’leri arasına gireceğini tahmin ederdim de, tarifelerin tarif edilemeyen bir tarifeye bağlanarak enleri geçip en bi olacaklarını söyleselerdi katiyen inanmazdım. Tarifsiz tarifelerin Budo tarifesi gibi yazlık kışlık olanı da var, dört mevsim geçerli olanı da…

Alenileşen meşrulaşırmış ya bunlar da alenen meşrulaşır olmuş.

Bu tarifsiz tarifeleri kendine yakıştırmayıp ellerinin tersi ile itenleri tenzih edip bir göz atalım mı hangi tarife hangi durumda meşrulaşıyormuş diye?

Örnek ismimiz Rıza Bey olsun, Rıza Bey de Bursalı olsun;

Buyurun tarifsiz tarifelere…

Rıza Beyin düğünü var;

Uygulanacak Tarifsiz Tarife: Düğüncüyü düğünden davuldan vazgeçirme tarifesi.

Düğün salonundan, düğün yemeğine, gelinliğinden, sünnetliğine, çiçekçisinden, taksicisine, ayakkabıcısından, kahyasına her birim teyakkuza geçmiştir. Düğüncüde para var ya, kim ne kadarını tırtıklarsa o kadarı makbuldür. Tarife derhal geçerli döviz kurları üzerinden güncellenir, ek hizmet (!) bedelleri saptanır, fiyatlar yukarı doğru yuvarlanarak sabitlenir bin liralık düğün el birliği ile beş bin lira yapılarak düğüncüye dayatılır. Düğünlerde çıkan marazalar var ya aslında hepsinin altında bu tarife yatar. Rıza bey düğün bittiğinde meydan savaşından yengi ile çıkmış muzaffer bir komutan edasıyla tebrikleri kabul ederken bakın gözlerinin içine tarifenin ruhunda (cüzdanında)açtığı tahribatı rahatça görürüsünüz.

Rıza Beyin hastası var;

Uygulanacak Tarifsiz Tarife: Tanı, tedavi, operasyon, doktor, doçent, profesör bağlamında sağlık hizmetlerinden(!) yaralandırılırken canından bezdirme tarifesi.

Bu tarife de teyakkuz durumu ön plandadır. Hele hasta sağlık hizmetini almak için özel bir kuruma müracaat ettiyse, teyakkuz alenen karşı saldırıya dönüşür. Hasta hasta olmaktan çıkar müşteri olur ki müşteri memnuniyetin zerre önemi yoktur. Bakmayın siz o klişeleşmiş içi boş ‘’müşteri daima haklıdır’’ sözüne. Buna en başta söyleyen inanmaz. Gerçi burada önemli olan müşterinin memnuniyetin den ziyade sürekliliği ve iyileşme umudu olduğu için ön planda daima daima müşteri yolması vardır. Lakin hasta ‘hamama giren terler’ atasözünün şiar olduğu bir toplumda yetiştiği için bu duruma pek sesini çıkartmaz. Hasta madem hastadır o zaman tüm mal varlığı da hastadır. İster satıp savsın ister gitsin kredi alsın. İyileşmek istiyorsa paranın ne önemi var. Mutlak olan veznelerdir, muayene odaları, ameliyathaneler vs müştemilat.

Ha oldu da kurtulamadı. Proflara asgari ücret kadar viziteler ödedi, yattığı her gece için beş yıldızlı tatil köylerinin ultra her şey dahil fiyatlarını çırak çıkartan faturaları imzaladı, tanı ile tedavi konusunda bile anlaşamayan doktorların istediği her tahlili defalarca yaptırdı ve her birine küfe yükü ile paralar verdi ama hasta terki diyar eyledi. O zaman tarifenin bonusu girer devreye. Hastanız ex oldu derken hiçbir ücret talep etmez bu sağlık kuruluşları. Haklarını da teslim etmek gerekir yani. Aslında şükür de etmek gerekir, ya cenaze defin işlemlerini belediyeler üstlenmeseydi de bu kurumların uhdesinde olsaydı tüm aşamalar? Mezarsız kalma ihtimali bile vardı Rıza Beyin ya kendisinin ya hastasının. Çok şükür çok.

Rıza Bey çocuğunu özel okula yazdıracak;

Uygulanacak Tarifsiz Tarife: Hay yazdırmaz olaydım tarifesi:

Eh be Rıza bey; Sende kaşınıyorsun yani. Hadi, düğünü, hastaneyi, tatili anladık diyelim. Bu özel okul topuna neden girersin be kardeşim.

Bilmez misin o topu ayağından alırlar atarlar kalene golü yersin de santra yapacak bile halin kalmaz. Özel hastanelerin konsepti burada da geçerlidir. Öğrenci kağıt üzerinde öğrenici, fatura da müşteridir. Sen karne sanırsın aslında adisyondur çocuğuna verilen. Bak Pisa sonuçlarına gör neler yediğini. Yemeği, servisi, tavşan kulağı, kedi maskesini de ayrı ödetirler ki, o giderler sabitlerin mütemim cüzü muamelesi görmesinde dışarıdan sayılsın diye.

Ama üzülme çocuğunun ya da torunun gelecekleri atanamayan öğretmenlerin üç otuz paralara çalıştırıldıkları kurumlarda garanti altındadır. En azından mezun olurken kep fırlatmaları ve bunu sosyal medya da paylaşmaları garantidir. Özel okulların hepsinin mutlaka bir il birincileri ile ülke genelinde dereceye girmiş müşterileri pardon öğrencilerinin olmaları bu sektörde ön koşuldur. Koca koca afişlerle karınca duası gibi yazıp yazıp asarlar oraya buraya. Ahali okumasa da kalabalığa kapılır en azından.’’Vay be oğlanı buraya yazdırayım’’ diye aklından geçirmesi bile yeter. Peki fiyatlar; işte orası zurnanın zırt dediği yerdir. İlk okuldan lise bitimine kadar iki daire üç otomobil parası verir de Rıza bey bana mısın demez, öylesine kaptırmıştır ki kendini özel meselesine üniversitenin de özelinden vazgeçemez. Özel özel okur çocukları, tüzel bir iş bulmak için beklerken öğrendiklerini unuturlar. Okumanın insanların elinden çıktığı bu dönemde Rıza beyin Yaradan’a sığınıp yavrusunu özel okula yazdırmasına diyecek bir şey yok elbette. Durun ama galiba var; biraz insaf be mübarekler denilebilir mesela…

Köşe doldu. Burada tarifelere bir mola verelim; kısmet olursa yarın yepyeni tarifelerle devam ederiz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246