banner263

Obmutui et silui a bonis… 

İyi konuşmaktan bile çekinmeli, sessizlik korunmalıdır’

Yıl 1095.  Clermont  Konsili toplanır ve Papa II. Urbanus o büyük savaş çığırtkanlığını  yapar.  Ardından 20 ayrı milletten oluşan büyük bir Haçlı ordusu, Doğu Akdeniz’e kadar gelir. Urfa, Antakya, Kudüs ve Trablus’ta krallıklar kurarlar. Krallıkların kurulması kadar varlıklarını sürdürmesi de Haçlılar için önemlidir. Çünkü İslam dünyasına karşı bundan sonra verilecek mücadele, İslam dünyasının kalbi sayılan Kudüs’ten yürütülecektir. Fakat savaşa katılan Hristiyanların büyük bir kısmı Avrupa’ya geri dönmek istemektedir ve şehirden kovulan Müslümanlar da henüz Kudüs’ün çevresinden uzaklaştırılamamıştır. Bölgedeki Müslümanlar,  Krallığın siyasî birliğini ve Avrupa’dan Kudüs’e hacc ibadeti için gelen Hristiyan hacıların güvenliğini tehlikeye sokmaktadır. İşte bu şartlar altında 1118 yıllarında, yaklaşık 200 yıl kadar varlığını sürdürecek olan Tapınak Şövalyeleri adlı tarikatın kurulma kararı alınır. Dokuz şövalyenin kendi isteği ve Kral’ın izni ile kutsal hizmetler yapmaları için kurulan tarikat,  Kudüs Sarayı’nın bir bölümü tahsis edilir. Saray, Süleyman Tapınağı’nın kalıntıları üzerine kurulmuş olduğundan, mensuplarına Tapınak Şövalyeleri denir.

Birbirlerine kardeş diye hitap eden Tapınak Şövalyeleri, zamanla dini hizmetten ziyade Krallık ordusunun en önemli askerleri haline gelirler ve Müslümanların en acımasız düşmanı olurlar. Daima sade bir hayat yaşamak, namuslu olmak, herkese yardım etmek ve Tanrı yolundan ayrılmadan dini hizmetler yapmak amacıyla kurulan tarikat, kuruluş amacından sapar ve bankacılık, tefecilik gibi işlere girer böylece muazzam bir zenginlik ve üne kavuşur. Hal böyle olunca da pek çok düşman kazanırlar.

Tarikattan atılan bazı şövalyeler tarafından, Tapınakçılar hakkında ortaya bazı iddialar atılmaya başlanır. İddialara göre; çok sıkı önlemler alarak geceleri gizlice sapkın ayinler yaptıkları, tarikata yeni girmek isteyen kardeşlere, İsa’nın sahte bir peygamber olduğu ve kendi günahları yüzünden çarmıha gerildiği anlatılır ve o kişiden haça tükürmesi, üzerine idrar yapması ve İsa’yı inkar etmesi istenir. Ardından da kendisini tarikata kabul eden şövalyenin ağzını, göbeğini, kalçalarını ve bedeninin değişik yerlerini öpmesi isten

mektedir. Ayin sırasında Bafomed denen kedi kafasına ve üç başlı şeytana tapınılmaktadır.

Yine iddialara göre tüm bu davranışların sebebi; Tapınakçıların, sarayın temelinde olduğu düşünülen Ahit Sandığı’nı bulduğu ve mabedi yeniden inşa etmek istemeleridir. Çünkü buldukları şeyler onları bambaşka bir yöne çevirmiştir. Birincisi, Hıristiyanlık öncesine ait pagan öğretileri ve büyü teknikleri, ikincisi ise Hz. İsa’nın evlendiği ve bir çocuğu olduğu iddiasını kanıtlayan belgeler ve hatta Hz. İsa’nın karısı olduğu iddia edilen Magdalalı Meryem’in mezarıdır.

Bu gizli bilgiler Tapınak Şövalyeleri’nin, kilisesinin öğretisi olan ‘Tanrı İsa’ yerine, evlenip çoluk çocuğa karışmış ‘İnsan İsa’yı, belgeleriyle birlikte ortaya koymasına ve kilise karşısında çok önemli bir güç elde etmesine, hatta kilisenin hiçe sayılmasına kadar giden bir duruma yol açabilecektir. Hatta öyle ki, kutsal toprakların kaybedilişi bile, Tapınakçıların  Memlük’lülerle yaptıkları gizli anlaşmaya bağlanmaktadır.

Yıl 1307. Gelişmelerden haberdar olan Fransa kralı IV. Philippe derhal dönemin Papasına durumu anlatan bir mektup yazar ve ardından bir gün içinde, Fransa’daki on beş bin tarikat mensubunu ‘dini sapkınlık’ suçuyla tutuklatır ve Engizisyon mahkemesinde yargılatır. Ardından Papalığın da izni ile İtalya, Almanya, İspanya ve İngiltere’deki tarikat mensupları da tutuklanıp yargılanmaya başlanır ve 1312 yılında tarikatın tüm varlığı Hospitaller tarikatına bırakılarak tamamen kapatılmasına karar verilir. Başta tutukluların hepsi, baskı ve işkenceyle suçlarını kabul edip itirafta bulunurlar fakat ilerleyen süreçte bu ağır suçlamaları reddederler ancak Papalık tarafından affedilmezler. Tarikat mensuplarından suçlarını kabul edip, tekrar kiliseye dönmek isteyenlerin bir kısmı başka tarikatların manastırlarına gönderilirken, bir kısmı da çok ağır cezalara çarptırılır. Tarikat liderleri ömür boyu hapse mahkum edilirken,  Büyük Üstad Jacques de Molay 1314 yılında kazığa bağlanarak yakılır.

‘Tapınak Şövalyeleri Neden Yakıldılar?’, ‘Tapınak Şövalyelerinin Yol Haritası’, ‘Bilgi Sosyolojisi Açısından Dünya Egemenlik İlişkileri ve Gizli-Ezoterik Cemaatler’ temel kaynaklardır, vb.

Kalın sağlıcakla, sevgiyle, bereketle, huzurla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254