Bir algıdır gidiyor.

Pek bir ünlü oldu bu deyim;

Yazarken ve söylerken küçücük de,

Büyüteçle bakınca içinde yok, yok.

Seçiciliği var, yönetimi var, mühendisliği var, subliminali var, operasyonu var, bükücüsü var, maniplasyonu var, değişimi var, bilinçaltı var, alenisi var, yükseği var, alçağı var, kozmiği var, ritmi var, endeksi var, bütünleşiği var, psiko draması var, görseli var, işitseli var, genci var, yaşlısı var…

Var da var. (Bir de yetenekli oyuncu Algı Eke var ki, onun bu yazıyla hiç alakası yok)

Bir kavramın bu kadar müdahili varsa, işin içinde rantta var demektir.

İyi de ne bu algı denilen şey?

Yenir mi, içilir mi?

Bence yedirilir.

Birilerinin birilerine kendilerinin istediklerini yapmaları için dayattıklarının kısa adıdır.

Hani derler ya bir şeyi kırk kere tekrar edersen olur diye,algı kırk birinci tekrardır.,

İnsanın kabul emekte zorlandıklarını kendisine tehditten,ödüle kadar çeşitli yöntemleri kullanarak ikna yoluyla şırınga etmektir.

Ve her nedense algı denildiğinde benim aklıma hemen Ali Cengiz Oyunu gelir.Çünkü algı üzerine yapılan işlemler genellikle bir hinliği barındırır.

Mesela, kırmızı ışıkta geçmemenin,yere tükürmemenin,küfür etmemenin,kadına şiddetin önlenmesinin,çocuk gelinlerin olmamasının,okumamanın üzerinde oluşmuş ve kırılması elzem olumsuz toplumsal algı kendi halinde bırakılırda,bu algıdan doğan birliğin insanlarını belli çıkarlara hizmet etmeleri yolunda algısal faaliyetler her zaman revaçtadır.

Yani algının ‘al’ kısmı insan yığınlarına ait değildir.’Al’ denilen ne ise alınır sonuna anlamsız bir ‘gı’ konur.Bir bakarsınız gı ki, sözcükte ‘aldım ki’ oluvermiş.

Elbette toplumu bilinçlendirmek ve yukarıda on binde yarımını verdiğim olumsuzlukları ortadan kaldırmak için gece gündüz çalışan insanlarımız,kurumlarımız var.Ancak sonuçta lokal kazanımlardan öteye geçilememesi,aynı sorunların değil azalmak her yıl katlanarak arması çözüme henüz çok uzak olunduğunda bir göstergesi.

Reklam da bir algı oluşturma metodudur,siyasette,hamasette…

İyi de bu algı denilen mereti neden hep başkaları kovalar?

Biz kendi kendimize algımızı oluşturamaz ve yönetemez miyiz,aciz miyiz bu kadarcık yetenekten.

Belki aciz değiliz ama,habersiz olduğumuz kesin.Yoksa firmasından,partisine neden uğraşsınlar bize hayatımızı dikte ettirmeye ?

Algı,bilişsel bilimlerde duyusal bilginin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenmesi anlamına geliyormuş. Algı sözcüğü de (perception) Latince "almak" anlamına gelen capereden, önündeki per takısı ise "tamamen" anlamındaymış.

Yani algı alınması gerekeni doğru seçip,özümseme yeteneği…

Bu yetenek doğuştan bize verilmiş.Verilmişte beslenmesi gerekiyor ,sıkıntıda burada başlıyor.

İstatistikler algımızı kendimiz oluşturma konusunda ne denli isteksiz olduğumuzu ortaya koyuyor.Düşünmeye üşenip birilerinin bizim yerimize düşünmelerini kabullendiğimiz sürece de algının sadece al kısımında kalmamamız kaçınılmaz.

Evet kabul ediyorum,kolay değil kendi algımızı oluşturmak için,öncelikle algıyı tanımamız gerekiyor.Tanımak için de okumamız ve sorgulamamız.Bunlar için başkalarından bir algı çalışması bekliyorsak nafile;O zaman algı algıyı algılamaz ki maazallah…

Hala unutmadım,çocukken bir inek sorusu vardı; Derlerdi ki ‘’Yirmi kere hızlıca üst üste beyaz de;sonra da sorarlardı ‘’inek ne içer?’’

Sorun bakalım, hızlıca yirmi kere kendinize.

Yanıtınız yazının başlığı ise

Algıda ki yanlışlığın ne denli tehlikeli olduğunu anlatabilmişim demektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246