Suriyeli Vail el Suud  Türkiye’ye sığındığında belki  hiçbir şeyden haberi yoktu.  Mezarlığın kapısında kendini asarak intihar ettiğinde 9 yaşına ayak basmıştı.   Kendince hayatı yaşamaya çalışıyordu. Okulu bile vardı. Ancak o yaşlardaki bir çocuğun oyun oynayacağı,  gezip tozacağı arkadaşlarının olması çok önemlidir.    Ben kendimden bilirim.  Çocukken bir arkadaşımız küsseydi bile, bize çok ağır gelirdi. Bazen arkadaşlarımızı birbirimizden kıskanırdık. Bir gün birisiyle oturup konuşmuş, arkadaş olmaya karar vermiştik. Öyle ya çocukça düşünceler bazen büyüklerin ki gibi olmuyor. O gün çocukluğumun en önemli günüydü, çok sevinçliydim.  Bir defa arkadaş olduk ya, ben ne ile meşgulsem o da aynı işle meşgul oluyor, ben oyun için dışarı çıktığımda oda çıkıyordu.  

   Suriyeli Vail’de her çocuk gibi okula gidip geliyordu.  Bizim hesabımıza göre okulda ki herkes onun arkadaşı olması gerekirdi. Olamadı. Büyüklerine göre olamazdı da. Niye? Çünkü o Suriyeliydi.  Her Suriyelinin işlediği kabahat ve suç 9 yaşındaki çocuğun hatası kabul ediliyordu.  Bu nedenle o, yeri geldiğinde bir hırsız, yerine göre arsız, görgüsüz hatta yerine göre vatanını satan, dilini bile anlamadığımız bir haindi.

   İtilen, kakılan, horlanan,  dışlanan, ancak okulda ayın birici seçilen Vai’l öğrencinin zekiliği, çalışkanlığı onun intiharına engel olamadı.  Çünkü Suriyeli olunca zekânın, çalışkanlığın, hiçbir kıymeti yok bazı aklı evveller için.

   Suriyeli Vai’li ipe götürenlerin arasında öğretmeninin olduğuna inanmak istemiyorum. Onu ipe götüren sebebin arkadaşlarının dışlaması ise, bu çocuklar bu kini, öfkeyi nereden öğreniyorlar?  Anne ve babalar evde kinlerini büyütürken çocuklarının, bu hususta yabancı insanlara tahammül gösteremeyeceğini hesap edemiyorlar mı?  Bazı yazarlar ekranları hoyratça kullanarak adeta insanların zihinlerine kin, nefret ve öfke tohumları ekiyorlar.  Medya araçlarını düşmanlığın, kinin öfkenin ve ırkçılığın arenası gibi kullanan bazı siyasiler ise  “çeksin gitsinler ülkelerine” diye o kadar propaganda yaptılar ki bu, insanların kafasında yapancı düşmanlığını doğurdu.

    Sadece bununla sınırlı değil elbette ki. Suriyeli öğrenciler konuşuyorlar. Diyorlar ki “bazı arkadaşlar bizlerle oyun oynamıyor. Hatta oynayanlara bile kızıyorlar.”  Mesela bir Suriyeli kızın şu sözleri yürek dağlıyor: “Ben öyle bunaldığım zamanlar oldu ki keşke doğmasaydım da bu günleri görmeseydim.   Üzüldüğüm zamanlarda tuvalete gidip ağlıyor, rahatlıyordum.”     

  Daha yeni bir haber; bu da, mülteci bir Ürdünlü çocuk…  Arkadaşları arasında bir çekişme oluyor.   Baba öyle bir hışımla gelerek çocuğu bir tokatla yere seriyor ki, etleriniz diken-diken oluyor.  Annesini tartaklıyor…

    Bizzat şahit olmuştum: Bir Türk bayan, kullandığı otomobille bir Suriyeli çocuğa çarpıyor. Olağan bir şey; dikkat etmediğiniz zaman, trafik kurallarını hiçe saydığınızda çarpacağınızın kim olacağı belli olmaz.   Daha anormali şu:  Çocuk acilen hastaneye ambulansla kaldırılıyor, ölüm tehlikesi söz konusu. Kafası üzeri asfalta çakılmış. Anne baba ağlaşıyor. Ancak vuran bayan ve yakınlarında ki rahatlık ve gülüşmeleri pes dedirtecek durumda. Daha vahimi kaza yapanın yakınının sözleri, şöyle diyor “oh be iyi ki Suriyeliymiş kolayca yırtarız, hem dava eden de olmaz.

    Irkçılık, öyle bir marazadır ki kime bulaşırsa sadece onunla sınırlı kalmaz, toplumda kargaşa olur sükûnet bozulur. “Irkçılık şeytandandır.”  Buyuruyor Allah resulü. Çünkü şeytan bizi yıkmanın yolunu çok iyi bildiğinden tefrika tohumlarını atarak birlik ve beraberliğimizi ve kardeşliğimizi yok etmeye çalışıyor.

     Misafir, misafirliğini bilmeyince de bizim ev sahipliğimizle ilgili görevler üzerimizden kalkmaz. Aslında onları misafir görmekte bir yönüyle pek doğru değil. Onlara iyilik etmek istiyorsak her şeyden önce, onlara bizden biri gibi davranmalı. İş ve güç sahibi olmaları için, kendi ekmeklerini kazanmaları hususunda yardımcı olmalı, topluma entegre olmaları hususunda gayret etmeliyiz.  Suç işleyenler olursa bu ülkede kanun var, yönetmelik var, kolluk kuvvetleri var;  kim olursa olsun suçlu, onun cezasını verecek merciler bellidir.  Herkes kendini kanun yerine koyup, birilerini yargılayarak ceza kesmeye çalışırsa bu işin içinden çıkmak mümkün olmaz.   Bir Türkün işlediği suç nedeniyle her Türk, suçlu ilan edilemeyeceği gibi, bir Suriyeli, ıraklı, Ürdünlü suç işledi diye bütün insanları suçlu ilan edemeyiz.

    Hepimiz insan olarak Hz. Adem ile Havvadan olan, başı toprak sonu yine toprak olacak; mümin olarak ise bizi yaratanın kardeşlik bağıyla bağladığı insanlarız. Üstünlük soy sop da,  renkte, kabile ve asabiyette değil, Allah’a ola bağlılığımız oranındadır. 

   Allah,  üstünlüğün ancak Allahtan korkmakta olduğunu yani takvada olduğunu bildiriyor ve Allah’tan en çok korkanların âlimler olduğunu vurguluyor. İslam dini okumaya, anlayışlı olmaya, kendimiz için istediğimizi Müslüman kardeşimiz içinde istemeye teşvik ediyor. Çünkü o,  cehaleti kaldırmak, eski adetlerden bizleri men etmek için indirilmiştir.

   Peygamberimiz buyuruyor ki:
  “ Allah cahiliyet övünmelerini sizden kaldırdı. Hepiniz Âdem in evlatlarısınız. Âdem ise topraktan yaratıldı.”

 Yine başka bir hadisi şerifte:

  “Ey insanlar iyi biliniz ki muhakkak rabbiniz birdir. Bakınız, iyi kulak veriniz ne Arap’ın Acem’e, ne acemin Arap’a,  ne beyazın siyaha,  ne de siyahın beyaza takva dışında herhangi bir üstünlüğü yoktur.”  Buyurarak Üstünlüğün ancak takvada olacağını bildiriyor.

   Kim ki bu uyarlara rağmen hala asabiyetçilik yapıyorsa onun neticesinin çok kötü olacağını bildiren Peygamberimiz şöyle uyarıyor: 

  “Kim ki, asabiyet ırkçılık bulunursa bizden değildir.  Irkçılık uğrunda savaşan bizden değildir ve ırkçılık ölen bizden değildir.”

     Selam ve dua ile..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246