Türkiye ile AB arasında bugünlerde yapılması gereken 6 milyon avroluk yardım hala gelmedi.

Gelen ise Suriyeli insanlar.

Suriye'de yaşanan iç savaşın ardından 3 milyon Suriye vatandaşı ülkemize giriş yaptı.

Burada yaşayan evlenen ve doğan Suriyeli sayısını da hesaba katarsak bu sayı oldukça yükseliyor.

Onlara insani vazifemizi yapmak insanlık görevimiz...

***

Ama bazı sıkıntıları da göz ardı etmemek gerekir.

Misal bugün Bursa sokaklarında özellikle Yavuz Selim ve Arabayatağı başta olmak üzere Gürsu da buna dâhil Suriyelilerin kurdukları işletmeler göze çarpıyor.

Çarşamba bölgesi ise tamamen Suriyeliler yaşıyor desek yalan olmaz.

Kapıda Arapça yazılar içeride Suriyeli çalışanlar...

Bunlar gözlerden kaçmıyor.

Vergi yok, SSK yok...

Rekabet gücü yerli esnafa göre çok yüksek.

Böyle olunca da haksız rekabet olduğunu düşünenlerdenim.

Bunların bir an önce düzenlenmesi gerekiyor.

***

 

Öte yandan yarın öbür gün Suriye'den gelenler vatandaşlığa geçmek isterse bunun için şimdiden yasal düzenlemeler yapılmalı.

Örneğin bu geçiş süresi 20 yıldan az olmamalı.

Yine iç savaş bittiğinde buradaki Suriyelilerin ana vatanlarına dönüşleri kesinlikle sağlanmalı.

***

Bunun yanı sıra ticaret hayatında Suriyelilere tanınan vergi ve sigorta muafiyetleri gözden geçirilerek benzer uygulamalar yerli esnafa da yapılmalı.

Örneğin,

Sağlanan kolaylıklar başta yerli esnafımız ve Bursa'nın geri kalmış olan bölgeleri olarak gösterilen dağ yöresi insanlarına da sağlanmalı.

Bu düzenlemeler yapılmazsa yarın çok geç kalabilir.

***********

Anlamlı Sözler

"Bilim atom bombasını üretti, ancak asıl kötülük insanların beyinlerinde ve kalplerindedir."      

- Einstein

****

 

Yalan yarışması

Bir zamanlar padişahın biri bir yalan yarışması düzenlenmesini emretti. Ülkenin her yerinden yalan yarışmasına katılanlar; padişahın huzuruna çıkıp inanılması güç, gerçekleşmesi mümkün olmayan bir yalan söyleyeceklerdi. Padişah kimin yalanının gerçekleşmesinin mümkün olmadığına kanaat getirirse onu bir kese altınla ödüllendirecekti.

Ülkenin en usta yalancıları, en usta dolandırıcıları birer birer padişahın huzuruna çıkıp yalan söylemeye başladılar. İçlerinden biri çıkıp:

- Padişahım ben ta gökyüzüne uzanan bir merdiven kurdum, dedi.

Padişah; "Olabilir. Mümkündür" yanıtını verdi. Bir diğeri gelip:

- Padişahım ben okyanusu geçebilecek bir köprü kurdum, dedi.

Padişah buna da; "Olabilir. Mümkündür" diye karşılık verdi. Daha birçok yalancı gelip sırayla yalanlar söylediler. Ancak padişah hepsine biraz düşünüp “Olabilir, mümkündür” yanıtını veriyordu. Ama yarışmaya katılan bir kişi vardı ki; bir tek o fark etmişti bu yarışın yalan yarışından ziyade bir akıl yarışı olduğunu... Ve sıra ona geldiğinde öyle bir yalan söyledi ki; padişah bunun olup olamayacağını düşünme ihtiyacı bile hissetmedi. Bu akıllı adam, yalan yarışmasını şu yalanla kazandı:

- Padişahım sizin merhum muhterem pederinizin, benim merhum muhterem pederime bir kese altın borcu vardı!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner192